olgunluk

1 /
cherryblossomgirl cherryblossomgirl
acı olgunlaştırır derler. emin olamıyorum ama hayatından hüzün geçen insanların daha olgun bir duruşları olduğu, olaylara yaklaşımlarının farklı olduğu bir gerçek sanırım. olgunluk, içinde aklı da barındırır. ingilizce'deki wisdom gibi. susmaksa olgunluk değildir. gereken tepkiyi gerektiği yerde vermektir olgunluk. tecrübesizlikten kaynaklanan sabır eşiği, bazen olgunlukla karıştırılabilir. gerçek olgunluk, bilinçli sabırdır.
bir de şu var:
(bkz: akıl yaşta değil baştadır)
te5ir te5ir
artık eskisi gibi her hafta sonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum. beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım. ilişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.

yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. istediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var. "ben demiştim" ,"ben bilirim","ben zaten anlamıştım", sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. ilişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. iyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düsenler kalıyor.

zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken.uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. kestirmeleri de öğrendim gide gele. boş geçen her saniye değerli artık. daha yapılacak çok şey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim. gerektiğinde "hayır" demeyi öğrendim ve bu kelime basta karsındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum. sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum. biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor. bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yasamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. yaşamışlığın oluşturduğu bir alçakgönüllülükle gülüyorum içimden sadece. artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım. önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum.

modaya uymak adına popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim .

ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı.dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. mutfak eskiden bir zulüm iken simdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu.

sonra sezen'in şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun. işte bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor. yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş doğum günü mumlarının bir sonucu kendiliğinden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. inanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek çok ise yarıyor. bir gün hepimizin bu huzurlu olgunluğu bulmasını diliyorum.

can dündar
heidi heidi
yaşa başa bakmayandır. şımarık ya da zıvanadan çıkmış bir yetişkin, akıllıca hareket edip yaranamamış bir genç olabilirsiniz pekala...
falasquil falasquil
"insanlar bizden olgun davranmamızı bekler. asıl olgunluk; yaşımıza rağmen bazen bir çocuktan daha çocuk olabilip son derece usta bir manevrayla tekrar kendi yaşımıza geri dönebilecek idareyi sağlayabilcek düzeyde olmamızdır. kimse anlamadan, anlasa da karşı çıkmadan. kurallar dahilinde kuralları bozup tekrar kurabilmektir asıl marifet."

demiş yazarın biri.*
red dragon red dragon
"zaman sadece armutları olgunlaştırır evlat" derdin, ben anlamazdım. severdim bu sözünü yine de. büyüdükçe ve etrafımdaki çocuk insanları hatta çocuk kadar samimi, olamayanları yani aslında insan! olamayanları tanıdıkça anladım neden bahsettiğini.. zaman geçiyor, insanlar yaşlanıyor, mevsimler de geçiyor ve sadece armutlar olgunlaşıyor..
şeytanda bir melektir şeytanda bir melektir
selam murattı sever arkadaşlar
ben 2005 yılından buyana hiç aralıksız günde 2 paket murattı tüketiyorum ve çok şikayetçiyim sigaramın yeni üzeri resimli paketleri felaket derecede bozuk bu sigarayı hala rosso diye bize içirmeye çalışıyorlar bunu yapan arkadaş kimse tebrikler 10 gündür denemediğim sigara kalmadı başka sigara içemiyorum yine buyüzden sigarayı bırakabilirim tebrikler size.
denizabeth denizabeth
bi boka yaramıyor.

yani siz olgun olsanız bile karşıdaki insanlar olgunluğu kaldıramıycak insanlar olunca yıprandığınızla kalırsınız. şunu olgunlukla karşılayım, bunu olgunlukla karşılayım derken bi bakmışsınız sırtınızda onlarca, yüzlerce yük. hayatınızı siker atarlar siz olgun duruşunuzu korumaya çelışırken.

kısacası olmayın kardeşim. olgun molgun olmayın. yenilen bokları olgunlukla karşılayarak sindiren değil, o bokları yiyen olun. hem ne demişler? bok yiyin milyonlarca sinek yanılıyor olamaz.
okang okang
genelde hayatta ne yaşadığınla değil ne kadar yaşadığınla ilintilendirilen olaydır... genelde bu kavrama ne kadar uzak olursan anlama ve yargılama mekanizman da o derece düşük oluyor...
zardali zardali
olgu:
bilimsel verilere dayalı kanıtlanabilir özellikteki bilgidir

''n'' eklentisiyle hayatını ve varlığını olgusal bilgiler üzerine konumlandırmış kişi ya da şey için duruş halını alır
luk eki ile de bu halın kavram olarak algılarda belirebileceği somutsallığı kazanır

sonuç olarak şunu diyebiliriz
bilimsel verilerin doğru ya da yanlış kabulü zamanın seyrinde değişecek olmasından
bugün için olgu olarak kabullenilen sonra ki bir zaman için olgu olmaktan çıkacaktır
bu sebeple kişi ya da şeylerin bu halı kuşammak istemeleri
başkalarının da bu hal üzere olmasının bir gereklilik olarak görülmesi de doğru değildir
hatta bu doğru değildir ifadesi de doğru değildir
ve hatta....
1 /