ölüm

143 /
actions speak louder than words actions speak louder than words
galiba biraz daha yakınlaştım.

son günlerde bunu hesaplamak istememiştim. fakat biraz daha yaklaşıyorum.

her gün biraz daha.

hissediyorum bunu, fakat etrafıma da baksam, çevreme de, ülkeme de, haberlere de. zaten insanın yaşama isteği gelmiyor.

intihar gibi bir şey yapmayacağım, zaten vücudum kendisi itiyor.

eğer nefes almaya devam edersem haftaya, belki bir sebeple tekrardan bakabilirim dünyaya.
sosyalismet sosyalismet
dünyaya geliş nedemimiz ölüm. yani geldiğimiz gibi gidiyoruz.
biz ölümün nefesini ensemizde hissettiğimizde daha hızlı koşuyoruz ussein bold'a nazire yaparcasına. uzaklaşıyor zannediyoruz kendimizi.

oysa gençliğimizde üzerine koşardık ölümün.
keşke öyle olmasaydı, daha düzenli bir hayat sürseydik bugünleri düşünerek.
hiç geç kalmış değilsiniz yaşamınızı düzene sokmak için.
blackwing blackwing
bu dünyaya gelirken bize güzel şeyler vaadedilmiyor. aksine dünyaya kan ve gözyaşı ile geliyoruz. evrende bir toz zerresi kadar yer kaplamayan varlığın imtihan edilip bu dünyadan gitmesi gibi trajikomik şeylerde duyuyoruz. ölüm, tadını bilmediğimiz, nasıl olacağını kestiremeyeceğimiz bir son. ne zaman kapıyı çalar meçhul. ama yaşamadan ölmeyi düşünmek, yaşamanın tadına varmadan ölümün tadını merak etmek, gereksiz bir eylem. ilk önce yaşa ölümü sonra bekle. zaten o hep zamansız gelendir, aynı zamansız gelen ayrılıklar gibi.
sedatyamaci sedatyamaci
sonsuz olmak da denebilir ama yok olmak daha manidar geliyor bana.
yok olmak. öylesine kaybolmak işte. ardından bıraktıkların yaşarken ve herşeyi sen planlamışken , ardında bıraktıklarının başka planlara alet olması. varken sebep olduğun sonuçlar buradayken, pek çok gerçeğe ve sonuca da erişememişken öylece yok olmak işte. o sonuçların tadına başkalarının varacak olması kadar acı ölüm.
aslında zamana herkes dost dese de, zaman en büyük düşmanıdır insanoğlunun. elindeki bütün güzellikleri alıp yok eder sonunda.
ölümde zamanın son sahnesidir ve en büyük intikamıdır insana işte.
sedatyamaci sedatyamaci
sonsuz olmak da denebilir ama yok olmak daha manidar geliyor bana.
yok olmak. öylesine kaybolmak işte. ardından bıraktıkların yaşarken ve herşeyi sen planlamışken , ardında bıraktıklarının başka planlara alet olması. varken sebep olduğun sonuçlar buradayken, pek çok gerçeğe ve sonuca da erişememişken öylece yok olmak işte. o sonuçların tadına başkalarının varacak olması kadar acı ölüm.
aslında zamana herkes dost dese de, zaman en büyük düşmanıdır insanoğlunun. elindeki bütün güzellikleri alıp yok eder sonunda.
ölümde zamanın son sahnesidir ve en büyük intikamıdır insana işte.
di mi ya di mi ya
sizi tanıyan herkes öldüğünde bu dünyada hiç yaşamamış olacaksınız...
ne büyük fanilik, ne büyük boşluk.

merak edilenin dunyanin en büyük sırrı olması ama onu keşfettikten sonra kimseyle paylaşamamak.

dunyanin bize yarattığı en büyük paradoks ve bizimle en ironik dalga geçme biçimi.
o olmayan o olmayan
ölüm fikri, öldükten sonra yok olacağını kabullenen ve bundan korkmayan birinin kafasında en güzel ve duru halini alıyor bana göre. o olgunluğua erişebilmeyi dilerdim.
enverhoca enverhoca
bir türlü tanışamadık kendisiyle . asla demeyi sevmem ama bu arkadaşla asla! tanışamayacağız.
o varsa ben yokum, ben varken o yok.
yokluk ve var olmak durumunu da ayrıca tartışmak gerekiyor burda ...
amannn yazmam gereken bir proje var bense uykusuzlukatan ama aynı zamanda uyuyamamaktan sözlüğe sarmış siz sıradan insanların saçma sapan kaygılarına açıklama getirmeye çalışıyorum.
bu arada şunu da itiraf etmem gerekiyor sanırım. projeyi yazmaya çalışıyorsam ben de burda üzümlere baka baka kararmış "siz"leşmişim demektir.
o bunu okumuyor ama olsun o arkadaşa sevgiler.
143 /