ölüm

147 /
chief mate
''ölüm ile ayrılığı tartmışlar
elli dirhem fazla gelmiş ayrılık ''
diye geçiyordu bir türküde başlığı görünce aklıma geldi.
yusufaksu
insanı söz konusu ölüm olduğunda mutsuz eden korkutan öleceğinin bilgisi değil, başkalarının onun ölmüş olmasına rağmen yaşayacağı, yaşayabileceği bilgisidir. insan ölüm konusunda o kadar görme engellidir ki hasta olunduğu, trafik kazası geçirildiği, bıçaklandığı, kurşunlandığı düştüğü için falan ölündüğünü düşünür oysa gerçek yaşadığımız için öldüğümüzden başka bir şey değildir.
acarabi
sadece düşünen hayvan olan insanlar bilir geleceğini ve bu yüzden çok korkar ondan. bir de ölüm kesintisiz devam eder ki yaşam olabildiğince güçlü olarak döngüsünü tekrarlayabilsin.
kesyapistirmikelanj
ölümlü insanın saçma yaşama sevinci ve saçma korkuları traijkomiktir.


doğmayı tercih edip etmediğimizi bilmiyoruz. ırkımızı, dinimizi, cinsiyetimizi ve ailemizi seçmedik. seçtik mi bilmiyoruz. bize dediler ki doğru şudur, budur... diyenler de neden böyle dediklerini bilmiyorlar. büyüdük ve gördük ki, ihtiyaç sahibi insan, ölmeye muhtaç ve mecbur. bu durumda, insanın, neden yaşama sevinci duyduğunu, ve neden korkulara sahip olduğunu anlayamıyorum. seçmediğimiz bir hayatta, ahlakın tarifini, iyiliğin tarifini, kötülüğün tarifini yapanlar, bugün yaşamıyorlar. yaşayanlar, tanımadığı yaşamayanların, fikirlerini, korkularını, doğrularını taklit etmekten artık vazgeçmeli.
lanbenneyse
2. dünya savaşı sonrasında savaştan sağ kurtulan toplumlarda yoğun hissedilen, üzerine çokça yazılan konuşulan, jean paul sartre ve varoluşçuların sorumluluk kavramıyla birlikte üzerinde sıklıkla durduğu, aslında davranışlarımızı anlamlı kılandır.
ahteridünbaledar
bizim başımıza hiç gelmeyecek gibi yaşıyoruz.
yakınları ölmüş insanlara bir bakın. başkaları kadar delicesine mücadele etmiyorlar hayatla, akışına bırakıyorlar, daha az kızıyor daha az incitiyorlar, ama daha çok değer veriyorlar. çünkü geriye bırakacak hiç bir şey yok anılardan başka.
canını yaktıgınız bir insan umursamadan gece rahatça uyuyabiliyorsaniz, ölümü yeterince anlamamişsiniz demektir.
oturup biraz ölümü düşündüğünüzde, daha az kızacaksiniz hayata, ölüm bir kabulleniştir, allaha yaklasmaktir, sevdiklerinizin yardim edememesi ve artık kendinizi tamamiyle allaha teslim edistir.
hastane koridorlarinda bunu iyi anlarsiniz.
biraz hayati anlamak için hasta ziyaret saatinde lösemili minikleri kanser gencecik insanları düzenli ziyaret edebilseydik keşke.
keşke patronlar, isverenler, devlet yönetenler, yardima muhtac insanlara paralı bakan kimseler, gücü biraz olsun elinde tutan her kim varsa; ölümü yeterince biliyor olsa.
marseille
o günün geleceğini bilerek yaşamak, kaçışı olmayan... ve daha nice betimleme, örnek, süslü cümlelerle yazılan.

ölüm'ü merak etmek diye bir şey olamaz, ama ölümü istemek olabilir. istemekle olmaz ki ama ya, intihar da garip geliyor, her şeyi geçtim birsürü söverler arkamdan. kimse sövmese bizim mahalle'nin tekel bayisi tevfik abi söver. (26 tuborg gold, 6 paket kısa kemıl, unutmadım abi canımsın borcum baki)

cenaze ortamı kasvetli hem. ben üç beş tane sevdiğim insanı o sıkıntıya sokmak istemiyorum, yoksa beş defa ölürdüm. bir tanesi der kıymalı yaptıralım, öbürü der "marseille peynirli pide severdi, o'ndan yaptıralım" yani gereği yok. bana kalsa irmik helvası yaptırsınlar. hatta hazırından alsınlar. höşmerim'de fena bir tercih olmaz, farklı kılar o uhrevi ortamı. hem o tatlı da peynirli, herkesin gönlü olur.

pazar sabahı bu kadar saçmalamak niye? can sıkıntısından. öldüğüm, öleceğim falan yok. bir kaç sene önce yine böyle bir şeyler yazıp üstüne sözlüğe bir hafta girmemiştim "kesin öldü" tarzında mesajlar gelmişti. rahat olun rahat. daha bu dünya'nın bana çektireceği var, kıps.
aseton
nihai olan.

her zaman bir seçenek olarak orada durur.

kendi hayatını sonlandıran insanlara saygı duyuyorum ben. birçok insanın akışa kapılıp kaçırdıkları bir şeyi görüyor, anlıyor olmalılar. tüm yaşam boyunca ne yaparsan yap, buna kader deniyor. bir şekilde, bir türlü bu ağın içinden çıkamıyorsun. bu durumda, kendi ölüm tarihini belirlemek gerçek özgürlük olmalı.

ölümü, en sonunda gerçekleşecek bir şey olarak aklınızın bir köşesinde tutmak, sizi hayata bağlayabilir. her şeyin geçiciliği sizin motivasyon kaynağınız olabilir. yine de uzun yaşamak, bana göre, bir cezadır insana.
147 /