ölüm

1 /
marjinalnicklikız
ölüm değil ölümle ilgili teoriler çok ilginç. yazın çok yakından tanıdığımız bir ailenin yakınları vefat etmişti. bol bol vakit geçirdim bir cenaze. evet yıllardır gülüp oynadığımız, birilerinin yuva bildiği o eve cenaze evi denmişti birden. konuşulanlar şöyle:

cenaze daha evden çıkamadan başladı herşey. 'mefta bekledikçe rahatsız olurmuş beni yerime götürün diye yollara bakarmış' demeler. sonra evden çıkarken şöyle devam etti: hüzünlenip gözünden damla damla yaş döken yakınlara 'ağlayın ağlayın öksüz gibi göndermeyin' dedi biri. ve ortalık yıkıldı ondan sonra, çığlık çığlığa ağlamaya başladı millet.

sonra cenaze yıkanırken bizde girdik yanına. arı gezinmeye başladı birden içeride. birisi dedi ki 'uuu ruh yıkanırken bedenden çıkarmış, bir sineğin yada arının içine girer orada bulunurmuş. izlermiş'
omg !!

sonra işte yatağını toplamaya başladılar. birisi dedi ki 'götürün yakın bunu ve üzerindekileri, yoksa canı içinde kalırmış'. ya nası canı içinde kalır öldü gitti diyorum ama bir yandan yokluyor alttan alttan ürperti.

sonra defnetmeye gittik. birisi dediki 'mezarlığa bir mefta geldiğinde tüm ölüler mezarının başına dikilir bakarmış. bizden mi bizden mi diye' sonra birisi 'ay inşallah bizdendir derlermiş2 dedi. başka birisi 'ay inşalah bizden değildir, yaşayacak günü vardır derlermiş dedi' tabi ben run forrest run.

sonra eve dönüldü. birisi dediki ,'cenaze herkes giderken ve hoca en son dua okurken bende gideyim diye kalkmaya niyetlenirmiş, birden kalkınca kafasını taaakkkk! diye tahtaya vururmuş da ordan anlayıp vay anam ben ölmüşün dermiş. ayy aman ya rabbim subhannallah

en son birisi dediki 'amaaannnn kim ölmüş dirilmiş de anlatmış bunları'. tam oh demişken ekledi. 'yemek vermeyi unutmayın kanı ağzında kalırmış'

!'^+%&/()=?_
lanbenneyse
2. dünya savaşı sonrasında savaştan sağ kurtulan toplumlarda yoğun hissedilen, üzerine çokça yazılan konuşulan, jean paul sartre ve varoluşçuların sorumluluk kavramıyla birlikte üzerinde sıklıkla durduğu, aslında davranışlarımızı anlamlı kılandır.
srinivasa
şu an çok yakın olduğum, arkada kalanları ağlatan ama bir süre sonra alıştıkları şey.

üç dört metre ötemde kıyıya vuruyor şu an.
öylesine siyah öylesine soğuk öylesine merak uyandıran.
bazen ölüm bu kadar yakınımda olduğu için seviniyorum sözlük biliyor musun? baktım olmadı ölürüm hemen şurada diyorum. çünkü o kadar yarım, gereksiz, anlamsız, içi boş geliyor ki hayat..
biliyorum, ölümü tercihleri olmadan buna mecbur bırakılan veya terkedilenler böyle düşünmüyorlardır. belki benim düşüncelerim şımarıklık. belki şükürsüzüm. ne bileyim sözlük. öyleysem de öyleyim ne yapayım? ben de şu karanlık şeyin bana korkuyla karışık bir huzur vermesini garipsemiyor değilim. millet yaşamak için, yaşama tutunmak için uğraşırken ben ne yapıyorum anlamıyorum..
belki beni tam karşı kıyıdaki ışıklı yerden bir güzel çekip çıkaracak beni dünyamdan. belki de ben hep böyle yaşayıp gideceğim.
gerçi ben kalbimden başka yerde inanın onu bulamadım. neyse ben huzuruma döneyim sözlük.
kesyapistirmikelanj
ölümlü insanın saçma yaşama sevinci ve saçma korkuları traijkomiktir.


doğmayı tercih edip etmediğimizi bilmiyoruz. ırkımızı, dinimizi, cinsiyetimizi ve ailemizi seçmedik. seçtik mi bilmiyoruz. bize dediler ki doğru şudur, budur... diyenler de neden böyle dediklerini bilmiyorlar. büyüdük ve gördük ki, ihtiyaç sahibi insan, ölmeye muhtaç ve mecbur. bu durumda, insanın, neden yaşama sevinci duyduğunu, ve neden korkulara sahip olduğunu anlayamıyorum. seçmediğimiz bir hayatta, ahlakın tarifini, iyiliğin tarifini, kötülüğün tarifini yapanlar, bugün yaşamıyorlar. yaşayanlar, tanımadığı yaşamayanların, fikirlerini, korkularını, doğrularını taklit etmekten artık vazgeçmeli.
acarabi
sadece düşünen hayvan olan insanlar bilir geleceğini ve bu yüzden çok korkar ondan. bir de ölüm kesintisiz devam eder ki yaşam olabildiğince güçlü olarak döngüsünü tekrarlayabilsin.
yusufaksu
insanı söz konusu ölüm olduğunda mutsuz eden korkutan öleceğinin bilgisi değil, başkalarının onun ölmüş olmasına rağmen yaşayacağı, yaşayabileceği bilgisidir. insan ölüm konusunda o kadar görme engellidir ki hasta olunduğu, trafik kazası geçirildiği, bıçaklandığı, kurşunlandığı düştüğü için falan ölündüğünü düşünür oysa gerçek yaşadığımız için öldüğümüzden başka bir şey değildir.
chief mate
''ölüm ile ayrılığı tartmışlar
elli dirhem fazla gelmiş ayrılık ''
diye geçiyordu bir türküde başlığı görünce aklıma geldi.
abbadon
kendi isteğim ve arzum dışında geldiğim bir hayatın sonu. kendi isteğim ve arzumla gelmediğim bir dünyada yaptığım hareketlerden ve verdiğim sınavlardan ötürü ceza alacağım yada mükafatlandırılacağım bir yer.

sınav vermek demek de fakir avuntusu.
1 /