ön çapraz bağ kopması

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
neverland
özellikle yumuşak zeminde futbol oynarken depar esnasında falan topuk zemine hafif batarsa dizin terse hareket etmeye (dizin yukarıdaki kısmının öne doğru kıvrılmaya) zorlanmasıyla kopabilen bağdır. kopması esnasında bir kemik patırtısı ya da "flop" efekti duyulabilir, şahsen ikisini de çok net duydum. ilk 2-3 dakika çılgın bir acı verir... öçb kopması vakalarının birçoğunda iç yan bağ yırtığı, menisküs yırtığı da vardır.

olaydan 5 dakika sonra gözle görülür şişlik vardır. dizinizi kıvıramazsınız ancak tam açık ta değildir. ağrısa da üstüne basılabilir vaziyettedir. buz tedavisi oluşacak ödemin en az seviyede olması açısından önemlidir, yarım saatte bir 10 dakika buz konulabilir. ertesi gün uyandığınızda diz daha da hareketsizleşmiş, ayrıca bir popo lobu kadar olmuştur. şişlik 2 hafta kadar bir süre içerisinde yavaş yavaş iner, diz 10 gün içinde yürürken problem yaratmayacak seviyede açılır. ancak dizinizi hiçbir zaman tam kıvıramazsınız, çok acır.

daha sonra ayağınıza bebek muamelesi yapmayı yavaş yavaş bıraktığınızdan dizinizde oluşan kontrolsüzlükleri hissetmeye başlarsınız. özellikle bacağı öne doğru savurma hareketlerini hiçbir zaman yapamazsınız. topa vurmaya çalışmamanız önemle tavsiye edilir, lakin bacağın dizin üstündeki tarafı durduğunda dizin altındaki tarafın durması kısmı gayet acılı olacaktır.

ancak düz koşu yapabilir, bisiklete binebilirsiniz.

iç yan bağ yırtıkları orta dereceye kadar olan vakalarda dahi kendi kendine tedavi olabiliyorken, çapraz bağlar kendini yenilemez. tek çözüm operasyondur. dizinizin başka bir kısmından bağ alıp vidalarlar. daha sonra bağı güçlendirmek için uzun süren bir rehabilitasyon süreci başlar.

acil tedavi gerektiren bir durum değildir. ancak beklendiği sürece bacaktaki kaslar daha az kullanıldıkları için güçsüzleşirler. ayrıca menisküs yırtılması olasılığı daha yüksektir. doktor bana en fazla 2 yıl mühlet verdi size ne kadar verir bilemem canlar lakin sıkıldım, yazdıkça moralim bozuluyor. yere sağlam basın, oyundan önce çok iyi ısının, bir de sabah akşam dizinizi güçlendirici hareketler yapın derim boşu boşuna bela oluyor başa kara kara düşünüyorsunuz...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
zedt
2000 yılında yaşadığım ve hala tedbir almayıp ameliyat olmadığım rahatsızlıktır.bir futbol maçında kalçamın sağa dömesi ama ayağımın yumuşak çime sağlanıp dizden sabit kalmasıyla yaşanmıştır. önce bacağınızın tam dizden kırıldığını sanırsınız ama bacağınızı haraket ettirince bir anlık sevindirik olursunuz.neverland arkadaşımızın anlattığı gibi bir sonraki gün 3. bir popo lobu oluşur.

kopan bağ her zaman bir tehdittir. bir kere basket oynayamazsınız. yani ani sağa sola dönüşler, reverse hareketleri yapmanız her an dizin dönmesi için bir tehdittir. hıı ben sadece 3 lük çizgisinde dururum şut atarım diyorsanız size başarılar diliyorum. futbol oynamak bir nebze daha rahattır. fakat sakatlığı sağ dizinizde yaşadıysanız eskisi gibi kuvvetli şut atamamakla beraber sol ayağınızla hiç vuramazsınız çünkü artık sağlam destek alacağınız bir sağ ayağınız yoktur.

çok soğuk havalarda, aşırı yorgunlukta diziniz inceden ağrır. inletmez ama rahatsız eder.
size tavsiyen dizinizi döndürüp , çapraz bağlarınızı koparmayın adam gibi oynayın artizlik yapmayın.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
dicus carica
bir insanın yaşayabileceği en garip rahatsızlıktır kanımca.

alt tarafı bir bağ dersiniz; en kral maçlardan burnum bile kanamadan çıktım, bi diz dönmesine mi yenileceğim dersiniz. ancak belli bir müddet sonra dizde boşalma hissi başlayınca, basketbol oynamaya çalışırken her seferinde diziniz öküz gibi şişmeye başlayınca anlarsınız dünyanın kaç bucak olduğunu. alaturka tuvalete çömelemezsiniz. çünkü yırtılan bağ dizin stabilizasyonunu bozmuş, menisklere zarar vermiştir. bu da dizde kilitlenmeye yol açar ki diz açılıncaya kadar çektiğiniz ağrının tarifi yoktur. tek tedavisi ameliyattır. yaklaşık 3 saat süren bir ameliyattan sonra dizinizi sargılı olarak görürsünüz. sargılar açıldığında ise üstte iki tane ufak kesik, diz kapağının altında uzun bir kesik, bir de kopan bağ yerine yamanacak parçanın alındığı dizin yanında bulunan kesiği görürsünüz. ben çok şaşırmıştım ilk gördüğümde; metal dikişler, garip kesikler. ameliyat sonrasında ise bir ayda toparlıyorsunuz kendinizi. ancak yaralanmanın tekrarlanmaması için en az altı aylık bir rehabilitasyona girmeniz şart. yoksa ameliyatın bir anlamı kalmıyor. gerekli çalışmaları yapar, rehabilitasyon programına uyarsanız 7 ay sonunda yavaş yavaş basketbola başlayabilirsiniz. ancak tamamen etkisinin geçmesi iki seneyi buluyor, uyarayım.

en iyisi siz bu rahatsızlığa bulaşmayın. basketbol oynarken dizinize mukayyet olun. bastığınız zemine dikkat edin. mutlu mesut yaşayın.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
rk
bizzat kendimden biliyorum nalet bir olaydır. tam da ehe nası çaktım bacak arasını derkene "trak" diye bir ses gelmiş olup, ardından ahanıskym diyerekten yere kapaklanıvermişimdir naçizane. sahanın benim bulunduğum yarı sahasındaki herkes çıkan sesi duyduğunu beyan etmiştir. yurdum halısahalarında bulabileceğimiz en iyi imkanlar dahilinde soda şişeleri ile soğuk kompres yapılmaya çalışılsa da bacağın soba borusuna dönmesi engellenemiştir. ertesi gün çekilen mr sonucu ön çapraz bağ yırtığına ilaveten iç yan bağın ve menisküsün de sikertildiği tesbit edilmiştir. kahramanımız halen operasyon geçirmemiş olup sağ bacağına bebek muamelesi yapmaya devam etmektedir. bu arada sol bacak da üvey evlat muamelesi gördüğünden içten içten cızırdamaktadır yavaş yavaş. aman diyim dikkat edin merdiven çıkarken hacı dedelere yol vermek istemiyorsanız dizinize dikkat edin. spordan önce iyi ısının, zemini bozuk alanlara itibar etmeyiniz.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
absolut 100
5 ay önce bizzat yaşadığım durumdur. yıllardır futbol oynamama, birçok sakatlık atlatmama rağmen, halı sahada tam şut çektiğim anda, "aha taktım 90'a" diye sevinirken, sol ayağım yumuşak zemine takıldı ve dizim döndü. inanılmaz bir acıydı, 5 dakika aradan sonra devam etmeye çalıştım, edemeyince "yoksa?!" düşüncesi oluştu kafamda. ertesi gün devlet hastanesine gidip mr çektirdim. ve evet, korktuğum şey başıma gelmişti. birçok futbolcunun futbol hayatını bitiren ön çapraz bağ sakatlığı.. yurtdışı planlarımdan dolayı ameliyatı erteleye erteleye 4 ay geçti maalesef. ve yurtdışı planımı erteleyip onun yerine ameliyat olmamın zaman açısından çok daha iyi olacağına karar verip, 38 gün önce ameliyatımı oldum.

ameliyattan hemen önce "alkol kullanıyor musunuz?" sorusuna doğru cevap vermenizde fayda var, zira alkol kullananlar genel anesteziye daha dayanıklı oldukları için, alkol kullanmayanlara göre daha erken uyanıyorlarmış. ben ameliyatım bittikten 10 dakika sonra uyanmışım. bi 20 dakika önce uyansak sıçtık yani. ameliyat yaklaşık 2 saat sürdü. dizde 3 tane delik açıyorlar ve baldırınızdaki kaslardan alıp ön çapraz bağ yapma işleminde kullanıyorlar. ameliyattan sonra hastanede bir gece kaldım. ağrım oldu fakat çok da rahatsız etmedi. ameliyat sonrası size bilekten kasığa kadar uzanan uzun bir çelik dizlik veriyorlar. bu dizinizi bükmenizi engelliyor. büküp de bağınızı daha kaynamadan koparmayasanız diye. ve bir çift de değnek. yaklaşık 25 gün ayağınızın üstüne basmanız, 35 gün boyunca da değnekleri atmanız yasak.

ameliyattan sonraki süreçte anlıyorsunuz ki, işin en kolay kısmıymış ameliyat. ameliyattan sonraki 11. gün dikişlerim alındı. ve 12. gün fizik tedaviye başladım. sol ayağım sağ ayağıma göre, kullanmamaktan dolayı bariz bir şekilde güçsüzleşmişti. yoğun bir fizik tedavi süreciyle (her gün) bu ayağımı güçlendirmeye yönelik çalışmalar başladı. işin en zor kısmı da, fizik tedavinin 7. gününden sonraki diz bükme egzersizleriydi. kendimi acıya dayanıklı sanırdım bir de, o diz bükme hareketlerinde inanılmaz bir acıyla karşılaştım ve bir hafta boyunca da devam etti bu acı. sonrasında acım inanılmaz azaldı. dizim tam bükülmese de, zorlayınca artık eskisi gibi acımıyordu. ve günden güne katlama oranım gittikce artıyor. bugün ameliyatmın üzerinden 38 gün geçti, ve yaklaşık 140-145 derece katlıyorum zorlayarak ve hafif de acıyla.

koltuk değneklerimi 4 gün önce attım. yürüyebilmek inanılmaz bir duyguymuş. yürüyemeyen ve yatalak insanlara allah sabır versin dedim içimden her gün. demeye de devam edeceğim. açın halinden aç anlar misali...

şimdilik gelişmeler böyleydi. sonrasını ben de tam olarak bilmiyorum. sanırım 2 ay daha fizik tedavi göreceğim, ve aynı zamanda havuza gidip ayağımı güçlendireceğim. 2 ay sonrasında da spor salonuna başlayıp, 5-6 ay sonra futbol oynayabilecekmişim. spor yapmayı zaten bırakmam da, her şeye rağmen futbol oynamayı da bırakmak istemiyorum.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
lovermann
bundan yaklaşık 2 ay önce halı sahada ön çapraz bağım yırtıldı ve beraberinde menisküste 2. derecede dejenrasyon meydana geldi. doktor 1,5 ay sonra amelyat olman çok büyük bir olası dedi. çapraz bağın yapışma yerinden yırtılmış dedi. küçük bir ihtimal yapışabilir dikkatli olman gerekiyor dedi. dizlik kullandım. sonra içimde bir tutku şekline dönüşen halı sahalara kaleci olarak geri döndüm. son 5 dakikaları oyuna katılıyorum ama dizim ağrıyor. ben büyük bir risk alarak maçlara devam ediyorum, bile bile lades bu olsa gerek...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
absolut 100
ne olduğunu bilmeden önce "sakatlık işte yea" dediğim, başıma gelince ne de önemli bir şey olduğunu, bir insanın en sevdiği şeyi yapmasına engel olan kötü bir olay olduğunu anladığım sakatlık. ameliyatımın üzerinden 5 ay geçti. kendimi artık daha iyi hissetsem de, henüz futbol oynayacak seviyede değilim ve hissetmiyorum. geçen hafta doktorumun izin vermesiyle ilk kez koştum ve çok şükür pek zorlanmadım. 5 ay sonra ilk kez koşmak, inanılmaz bir duyguymuş... yakında spor salonuna başlıyorum, sol bacağım hala biraz güçsüz. geriye kalan tek sorunum, dizlerimin üzerine oturduğumda oluşan hafif acı, ve hafif bir diz şişliği.

ameliyat olacaklara tavsiyem, ameliyatın ilk bir ayı, salondaki koltukta tek başınıza ve bütün gün(abartısız bir ay boyunca bütün gün.) boşboş yatarken manevi destek arıyorsunuz, bazen sıkıntıdan kafayı yer gibi oluyorsunuz, işte bu dönemde bir pişmanlık duyacaksınız, siz siz olun, sakın vazgeçmeyin.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın