onat kutlar

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
theother
türkiye'de sinema adına çok işler yapmış kişilerden, türk sinematek derneği kurucularından. kasıntı entellerden değildir. (bkz. `atilla dorsay). sinemayı bir şenlik olarak tanımlar. `the marmara oteli`nin önünde bir bombalı saldırıyla katledilmiştir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
muglak
aynı zamanda nevi şahsına münhasır bir şairdir.aydın düşmanı kesim tarafından, the marmara oteline yapılan bombalı saldırıda yaralanmış ve daha sonra kaldırıldığı hastanede ölüme yenik düşmüştür.ölümünde hastanenin ihmali olduğu rivayet edilmektedir.

''vermeme olanak yok bana verdiklerini
ama ayrılırken bir hesaplaşma da gerekli
geçmiş bunca güzellikten bir anı olarak
ben seni alayım istersen sen de beni''

dizelerinin sahibi. rahmetle yad ediyoruz.

(bkz: unutulmuş kent)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
sinkaf
''şimdi sessiz duruyoruz kıyısında düşüncenin
unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz
ölü balıklar geçiyor kırışık birdenizin sofrasından
ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım
durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için''
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
stilgar
penceremden görünmeyen

çamagacina

duman renkli ve kocaman bir karganin
kumlu dalgin kanatlari ardindan
denizin derinliklerine açilan
akdeniz günesinde çürümüs ahsap
ve kuytu yosunlara çalan teknenin
reçine kokusuyla tanidigim

çamagacina

bol sisli bir kisin ormanindan
karli gelin telleri tasiyan
gümüsten yapraklarla örtülü
uysal ve uzun boynunu bahçelerin
ve benim topragima egmis
gülümserken bir eskiya rüzgarin
söküp uzaklara götürdügü

çamagacina

bir aksamüstü kaybolusu
penceremin daracik sahnesini
lacivert ve kadife ve kesin
birinci perdesiyle kapayan
günlerimi çok eski bir oyunun
gözgözü görmeyen karanliginda
ortaçag panayir soytarilarinin
küt ve kivircik sakallariyla
durmadan dekor degistirdikleri
öfkeli araliginda birakan

çamagacina

simdi rüzgar geçiyor penceremden
gövdemin kuruyan kavalini
kirmizi türkülerle donatarak
senin ormanindan sayisiz agaç
ve düslerimde bembeyaz yikadigim
teninden coskun sular geçiyor
kapilip sürüklenen irmaga
kiyilarin danteline aliskin
ellerim birden ulasiyor

çamagacina

öperken yapraklarini aciyla kisik
sesli kuslar bakirlayan yüzünün
bahçesinde yedigim visnelerinin
kabina sigmaz sevinci ve tutku
yirtarken demirden kusagini
agir bir isçi gibi ölümün
beni yasamanin kavgasina
yarista bir tay gibi firlatan

çamagacina

seni bir çok daha görmek için
dallarina basip yaylandigim
siiri katiksiz dolambaçsiz
bir önsöz olsun diye yazdigim
senin adinla karistirip
adini yüregimin canina
kazidigim ve simdi bir aksamüstü
penceremden ansizin görünmeyen

çamagacina


onat kutlar

(pera'li bir ask için divan, 1981)
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
ben hakimim masum bey
günlük şiirler

sen gittikten sonra iki çalgıcı
turnalar semahını çaldı ve kimse dinlemedi onları
benden başka. sarımsak kokusunun
yoksulluk ve rakıyla buluştuğu saygısız kalabalıkta
kimse duymadı beni terkeden
kanatların bıraktığı esintiyi. biri incecik öbürü kalın
iki tel vururken çalgının yüreğine
nicedir aklımı kurcalayan bertold brecht'in
"sevenler" şiirini düşündüm bir yaşamdan ötekine
yanyana uçan iki turnayı. taa yirmisekizlerden.
"güneşin ve ayın az değişken dilimleri altında
uçup giderler yine, böyle tutkun birbirine.
hey, nereye gidersiniz? - hiç bir yere - nerden gelirsiniz?
her yerden. sorarsınız, ne zamandır birliktesiniz? diye.
az zamandır. ne zaman ayrılacaksınız peki? - yakında."
çıktığımda hava acıktı ikindi güneşi gibi
nicedir ısıtmayan parlak ayın az değişken dilimleri altında
yürürken sordum kendi kendime. nereye gidiyorsun?
hiç bir yere. ne zamandır yalnızsın? bilmem, denize
ve ayışığından yapraklar kesen
şiire sormalı bunu. daha yazılırken
bir anıya dönüşen şiirlere
sordum kendi kendime ne yapılabilir çamurdan? heykel
acilardan? aşk. yoksulluklardan
bir devrim bile yapılabilir. ama hiç bir sey
hiç bir sey yapılamaz ayrılıklardan.
sen, çalgıcılar ve ayışığı çekip gittiniz uykunun
eşiğine vurulmuş bir turna gibi dönerek
düşerken sordum otuzdokuzlardan bertold brecht'le birlikte
"ne yapmalı peki?" aklim dokunacak
bir baska akıl arıyor. nicedir yabancı denizlerde
yıkanan tenim baska bir teni. "ne yapmalı?"
biliyorum yağmur yağmaz yukarı doğru yeniden
acımaz olur, silinir gider izi bıçağın.
ama hiç bir rüzgar doldurulamaz boş kalan yerini,
bir yaşamdan ötekine
birlikte uçan turnaların yerini
gökyüzünde
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
kaplankaplan
naso magister erat"

seni yeniden ben buldum ey unutulmuş kent
ve kimsenin farkında olmadığı günde sevgilim seni
bir alacakaranlıkta geçtim aşılmaz surlarını
zamanın. duru ve dökülgen nefti perdeyi araladım
ulaştım sana sonunda ne olur unutma beni

dolaştım eğersiz ve çırılçıplak atlara binmiş
yüzlerce çocuğun çınlattığı dar sokaklarında
buldum galata'dan gizli geçen bir postacının
heybesinde taşıdığı ayrılık şiirinde seni
ne olur satırların arasından kurtar kentimi

sen piyer hanının isli, yüksek penceresinden
derin avluya baktım beyaz rahiplerin uyuduğu
ulaştım dolanarak bir ayazma serinliğine
uyan ey kentin göz pınarındaki dalgın su
zaman geçiyor ne olur savunma kendini.

onat kutlar
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
thedill
taksim'deki patlamada ağır yaralanıp kısa bir süre sonra hayatını kaybeden yazardır.( 1995 ) hala sonuçlanamayan davası vardı. ailesi bu yüzden aihm'ye dava açmış ve kazanmışlar. miktarını unuttum; ama türkiye gereksiz yere uzatıp da bitiremediği bu dava yüzünden tazminat ödeyecektir.

zaten her davada idaremizin işleyişi böyledir. dilekçe yazarsın, 60 gün içerisinde itiraz etmelisin, kendini hazırlarsın; ama cevap alamazsın. o 60 gün içersinde cevap alamadığınız için davanız iptal olur, haklı olsanız bile. falan filan. hal durum böyle olunca başka merciilere başvurmak zorunda kalıyor insan. böyle tazminat ödemek zorunda kaldığımız zaman ( türkiye ) çok mutlu oluyorum. iyi oluyor, ders alınmasa da.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın