once upon a time in america

1 /
spyder spyder
karmaşık kurgulu, bol flashbackli, ağır tempolu tüm zamanların en iyi filmlerinden biri. makaslanmamış full versiyonu seyredilmelidir tadının alınması için. ennio morricone'nin iç burkan müziği ve beatles'ın yesterday'ı döner durur film boyunca. bir de "herşey düş müydü" diye muhabbeti vardır.
aqua aqua
orijinal olan, kırpılmamış versiyonundan tüm nevale hazırlanarak hiç kıpırdamadan seyredilmesi gereken film. bugünün baba oyuncularının eskiden sadece fizik olarak genç olduklarını, oyunculuk olarak bugünkü gibi kaliteli olduklarını gösterir bu film.. ennio moricone de müzikleri yapmıştır.
aqua aqua
film müzikleri insanı alıp götüren, dostluğu, arkadaşlığı, beraberliği, aşkı, kardeşliği ve elbette kalleşliği bir arada anlatan mükemmel film. seyreden kişinin o anki ruh durumuna göre filmin verdiği etki değişim gösterebilir. her seyrettiğimde, ennio morricone adındaki aşmış müzisyeni bir kez daha saygıyla anmamı sağlamıştır.*

kız arkadaşı ile kavga ettikten sonra yıkılmış bir halde eve gelip, bir şişe absolut mandrin, bir paket captain black ve bir miktar çerez eşliğinde bu filmi seyreden kişinin psikolojisinin daha beter bozulacağını söylemişler.***
kart horoz kart horoz
konusunun çalıntı olduğunu bilmesem hakkındaki bütün övgülere katılacağım film.

spoiler bölüme giriyorsunuz, dikkat: 1920'lerin karanlık amerikasında içki yasağı döneminden faydalanıp kaçakçılıkla, soygunla köşeyi dönen çeteden biri, sevgilisine aşık olduğu elemanı ihbar edip içeri girmesini sağlar. böylelikle ispiyonladığı yakın arkadaşının hem kız arkadaşını araklar, hem de parasının üstüne konar. ispiyonlanan eleman yıllar sonra hapisten çıkıp kendisini gammazlayan herifin evine gelir. gammazcı öldürüleceğine emindir, ama hapisten çıkan bir şey yapmadan yanından ayrılır.

gördünüz değil mi, bizim eşkıya filminin nasıl iş yaptığını görünce hikayeyi alıp kendilerine adapte etmiş adamlar. terbiyesizliğin bu kadarına da pes doğrusu.

yuh diyorum.
mek mek
4 kişi seyredildiğinde birinin çok sevdiği; birinin sadece müziklerine bayıldığı; kalan ikisinin horul horul uyuduğu filmdir
abece abece
fat moe'nun "bunca yıl ne yaptın?" sorusuna tüm karizmasıyla "geceleri erken yattım" diyen noodle rolündeki robert de niro bir kez daha adamım takdirini kazanır ve zamfir'in pan flütü film içinde mükemmel bir şekilde hayat bulur
cellman cellman
dostluk..

- spoiler -
yahudi
new york
içki yasağı
çocukluk aşkı
amca
çete
para
cinsellik
hapishane
mezar
kaçakçılık
mafya
kan
çin tiyatrosu
beatles
erotizm
chateaubriand
zıplayan bebekler
kremalı pasta
maskulin güç
zamfir
tuz çuvalı
fahişe
antony and cleopatra
tecavüz
erkek çocuğu sevdası
penis sigortası
hollywood
konuşma yeteneği
elmas
cenaze arabası
yüzme arzusu
çöp öğütücü
polis
sendika
politika
resmiyet
hamam böceği
köstekli saat
telefon
kamyon
afyon
- spoiler -

ihanet..
venom venom
anlaşılması için, sakin kafayla uykusuz bünyeyle ve dikkatle (bir daha izleyip not alacağım) ayrıca yanınızda da biriyle (tercihen, daha önce izlemiş olsun) seyredilmesi gereken film.

4 saate yakın bir süre yüzünden, bir süre sonra bayabilir.

film boyunca çalan bir müzik var kaval vari bir sazla yapılmış, bir sahnede çete elemanlarından teki armonika gibi bir aletten çıkartıyor gibi aynı sesi, o yüzden sürekli aklıma tanrılar çıldırmış olmalı* geldi.

müzik: ennio morricone - childhood memories (pan flute)
dengesiz çay tabağı dengesiz çay tabağı
finalin robert de niro'nun (noodles) pis pis sırıtmasıyla yapılışı,ilk sahneye dönüştür aslında.bundan yola çıkarak, insanın aklında ''herşey bir kabustan mı ibaretti'' sorusu bırakaran,çekimler esnasında oyuncaların daha rahat havaya girmesi adına yönetmenin soundtrackti çaldırdığı bilinen,mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıt.yönetmeni için:

(bkz: sergio leone)
garion garion
çekilmiş çekilecek en büyük filmlerden biridir. konusu bana göre ne mafya, ne aşk, ne hapis, ne sendikalar, ne de başka bir şeydir. bu film, yalnızca bir dostluğun öyküsüdür, geçilebilecek her aşamadan geçmiş, büyük kuklacının her tür sınavına maruz kalmış, ve bitse de bitmemiş bir dostluğun... noodles rolünde robert de niro travis bickle'dan sonra en başarılı karakterine imza atmıştır, james woods ise az ama öz filmlerle dolu kariyerinin en göz doldurucu performansını sergilemiştir max olarak.
film ilk olarak francis ford coppola'ya önerilmiş, ancak coppola başka bir projesi olduğunu söyleyerek teklifi geri çevirmiştir (ki işbu proje rumble fish'tir, ve her ne kadar etkileyici bir film olsa da bu filmin yanına bile yaklaşamaz). böylece film, sergio leone'nin mahir ellerine kalmış, hemen akabinde de leone'nin sadık "ekürisi" ennio morricone filmin o unutulmaz müziklerini yapmıştır. film pek çok metafor yaratmış, akıllardan çıkmayan sahneleri (çin tiyatrosu, dominic'in ölümü, noodles'ın deborah'ı gözetlemesi gibi) ile benim naçizane hayatımın köşe taşlarından biri olmuştur.

son olarak, yazılmadığı için belirtme ihtiyacı hissettim, deborah'ın gençliğini canlandıran jennifer connelly'dir. bu güzellik zaten başka kim olabilirdi?
manha de carnival manha de carnival
filmdeki çocuk oyuncuların ustalığı filmi etkileyici kılan diğer bir sebep. yıllar sonra tekrar izledim ve aynı zevki aldım. mutlaka kesilmemiş versiyonu izlenmeli.
1 /