ontoloji

1 /
recai pengül recai pengül
bilgisayar bilimlerinde belirli bir alandaki kavramları ve bu kavramlar arası ilişkileri temsil etmeye yarayan veri modeline ontoloji denir. bilişsel bilimler de dilbilim de bu terimi ödünç alarak insanların dünyaya dair tuttukları bilgiye, kavramlara ve bu kavramlar arası ilişkilere ontoloji diyor.

bilgisayarlar, bizim zekice bulduğumuz işleri yapabilemk için içinde yaşadığımız dünyaya dair bilgileri işleyebilecekleri bir şekilde temsil etmek, saklamak ve işlemek zorundalar. örneğin google'ın ev hayvanları alanında işe yarar bir ontolojiye sahip olması demek sizin arama çubuğuna "kedim kusuyor" yazdığınızda kedinizin hasta olduğunu, hasta kedinin veterinere ihtiyaç duyacağını anlayıp size sonuç olarak yaşadığınız yerdeki veteriner bilgilerini çıkarmasını sağlar.

(bkz: semantik ağlar)
(bkz: semantik web)
sofist tepen sokrates sofist tepen sokrates
ibni sina'dan heidegger'e; felsefenin en sudoku tandanslı alanıdır; bu anlamda aşırı zevklidir. iç içe geçmiş küplerin arasında varlığın "neliğine" dair yolu bulma çabasıdır. modernite'nin getirdiği "faydacı" düzlemde ontoloji (varlıkbilimi ya da varlıkbilgisi) çok gereksiz bir çaba olarak görünür aslında; zira "ulan varsam varım, o şekilde ya da bu şekilde, bana farkmaz, ben nemama bakarım" demek daha çok işimize geliyor. yine de yastığa başımızı koyduğumuzda "nerden geldik nere gidiyoz hocu" demiyor muyuz a okur; heh, bunun biraz daha karmaşık ve kompleksini düşün; ontoloji odur işte.
balefulwhisper balefulwhisper
ontoloji ; yani varlık felsefesi , varlığı bir bütün olarak ele alan ve var olanların en temel niteliklerini inceleyen felsefe dalıdır.

varlık felsefesi'nin temel sorularıysa şunlardır ;

1- varlık var mıdır ?
2- varlığın ana maddesi nedir ?
3- evren nasıl oluşmuştur ?
4- evrenin bir amacı var mıdır ?
5- varlıkta özgürlük var mıdır ?
6- ruh nedir ?
7- ruh ölümsüz müdür ?
8- ölüm nedir ?

ayrıca ; varlık felsefesi varlığı ideal varlıklar ve reel varlıklar olmak üzere ikiye ayırır.
galiba galiba
a href="http://ekmekmushaf.blogspot.com/2011/07/hicbir-seye-aldrmama-ve-hicbir-seyden.html" target="_blank">http://ekmekmushaf.blogspot.com/2011/07/hicbir-seye-aldrmama-ve-hicbir-seyden.html
marjinal tosbaga marjinal tosbaga
varlık felsefesinin orijinal adıdır.

ancak, adını koyanın söylerken ağzının dolu olduğunu düşünmüyor değilim.

belki de gerçek adı ''antalaji''dir bu felsefenin?
saint amoralist filozof saint amoralist filozof
felsefenin temel bölümü. varlık'ı, varolanları, varlığın ve varolanların varlığının anlamını inceleyen; bunlara ilişkin yöntemsel ve tutarlı sorgulamalar yapan varlık felsefesidir.

şüphesiz felsefe ontoloji olmadan felsefe değildir. zira zaten felsefenin asıl işi varlık üzerine soru sormak ve araştıma yapmaktır. hal böyleyken sokrates sonrası -ortaçağ ve modern dönem dahil- felsefe ontolojiden epistemoloji ve aksiyolojiye indergenerek 1500 sene kadar hatalı halde ele alındı. ontolojide cevapların enderliği ve soruların zorluğu; dasein'ın, res cogitans'ın, ding an sich'in, persona'nın incelenmesindeki üstü kapalılık ontolojiyi bizatihi kendi kullanımı dışında kullanmaya sevk etti. descartes ve kant dahil tüm ünlü filozoflar ontolojiyi yalnızca epistemoloji ve teolojilerini temellendirmek adına kullandılar. varlık nedir sorusu cevapsızdı. ve belki hep böyle kalacak ama en azından varlığın anlamını ve varolanların temporalite, tarihsellik içinde ne oldukları ve onların varlığının anlamları sorgulanabilirdi.

heidegger'e kadar devam eden bu menfi ontoloji heidegger ile tarihbozumuna uğratılsa da yine de o da bir yerden sonra nedeni bilinmeksizin sustu. bugün felsefecilerin ve felsefe ile ilgilenenlerin ontolojiye karşı korkak bakışları onların felsefenin ne olduğu bilgisinden yoksun olduklarının en büyük kanıtı. sorulduğunda "sonuca varmıyor ki" diye cevap verenler, felsefede sonuca varan bir şeyler gösterebilir mi ki?

yapılması gereken, felsefe tarihini baştan ele almak ve ontolojiye hak ettiği yeri vermektir. çünkü felsefenin asıl alanı varlıktır. şu an 850-900 sayfalara kadar ulaşmış felsefe tarih bozumuna ilişkin kitabım birkaç sene içerisinde ontolojiyi yeniden ele almış ve felsefenin asıl alanı haline getirmiş olacak.

felsefe ahlak ve gündelik hayata ilişkin problemlere indirgenirse deneysiz bir bilimden başka bir şey olmaz. "felsefe bizatihi kendisi içindir" sözüm, ancak felsefede derinlere inmiş zihinlerde anlam bulacaktır. pratikte fayda sağlayan ya da gündelikte düzenleyici bir işleve sahip olan felsefe, felsefe değil; kişisel gelişim etkinliğidir. pratik fayda için zaten bilimler var, menşeini unutmuş bilimler.

ontoloji ise bu kendisi için olan felsefenin asıl kendiliği olmakla beraber, kendi kendi üzerine sorgulamalar etkinliğidir. ve dil, gramer, kavramlar bizi ne kadar kısıtlasa da varabildiğimiz yere kadar varmalı ve ontolojiyi ontik ve ontolojik önceliği için masaya yatırmalıyız. diğer bütün felsefe alanları ve bilimler ontolojiden doğmuştur. ontoloji felsefenin "tao"sudur. tabii, bu söylediklerim felsefeyle felsefi manada içli dışlı olanlar içindir. diğerlerini tenzih ederim.

ontoloji gerek teolojik gerekse olgusal soru ve sorunların asıl inceleyicisi ve sorgulayıcısıdır. tanrıya, onun varlığına ya da yokluğuna bilimden yola çıkarak bakmak apaçıkça bir hatadır. zira bilim varolanları duyu ile sınırladığından, başka bir gezegende olması muhtemel bir canlıya dahi karar veremez, onu görmedikçe. var mıdır, yok mudur gibi sorulara bilim cevap veremez. o, önüne konulan varolanı nasıllığı ile ele alır. ontoloji bilimlerden ve diğer felsefelerden üstündür. çünkü ontoloji, varolanı varlığının içinde, neden ve nasıllığı ile, zaman ve zamansallığı ile, önceliği ve sonralığı ile, tarih ve tarihselliği ile, fenomeni ve mahiyeti ile vs... inceler.

bir dasein olarak, neden müstesna olduğunu unutmamalı insan.
1 /