onur ünlü

1 /
şorşak kirpi şorşak kirpi
ankara uluslararası film festivali ödül töreni'nde, haluk bilginer'in ödülünü emaneten alırken "yönetmen, odundan oyuncu yapabilir derler ama benim oyuncularım o kadar iyi idi ki benim gibi bir odundan yönetmen çıkardılar"demiş insan. polis gibi bir filmi yapabilmiş bir bünyenin böyle bir tevazu göstermesi, kıçıyla övünebilen yaratıklara insan demek durumunda olduğumuz ülkemizde pek alışıldık bir durum olmadığından, şahsımı derin düşüncelere daldırmıştır. derin derin düşünürken yüzümdeki gülümsemeden dünyaya yayılan umudu, sayın ünlü'ye hediye etmek isterim. daha pek çok şey söylemek isterdim ama, kendisine...

(bkz: aşk bu mu sevda bu mu hayaaat bu mu)
setheleh setheleh
fantastik ve orjinal çekimlerin adamı,mütevazi,açık sözlü yönetmen.ayrıca türk sineması diye bir şey olmadığını,türkiye'de yapılan sinema diye bir şey olduğunu iddaa etmektedir.polis gibi iyi bir filmden sonra "çocuk" ile seyircinin karşısına çıktı.stv'ye din içerikli bir dizi yapan bu adamın deli yürek'in de senaryo takımında yer almış olduğunu da belirtelim.şu sıralar yine başrolünde haluk bilginer'in oynayacağı allah,futbol,eroin üzerine bir film yapacakmış.merakla bekliyoruz...
bu takımdan tuncay gitti bu takımdan tuncay gitti
çok mühim bi adamdır. polis filmiyle ne kadar farklı bir algısı ve yaratımı olduğunu açıkça göstermiştir ve çok kişi anlamamıştır onu. daha doğrusu, herkes polis'i istediği gibi değerlendirmiştir: kötüydü, saçmaydı, taklitti, gibi. kaç kişi sahneler gözümüzün önüne gelirken, örneğin bir in the mood for love sahnesini -ünlü'nün ruhuyla müsemma- bir şair gibi oturturdu ya da böyle bir ruh verirdi filmine? burdaki asıl saçmalık, polis'in canımızın istediği gibi değerlendirilmemesi gerektiğinde saklı. değişik adamların, değişik projeleri her zaman anlaşılmaya değerdir. onlar sık görmediğimiz, çok da karşımıza çıkmayacak zevk ve beyin fırtınalarının kaynakları olabilirler. onur ünlü de hem -hep bu kelime kullanılmış diye- fantastik algısı, hem de belki şair yönüyle sinema sanatıyla bir şey anlatılamayacağını, sinemanın buna uygun olmadığını söyler ve ekler: "sinema çok büyük laflar etmeye uygun bir form değil." klasik film eleştrilerinin biraz dışına çıkmamız gerektiğini de böylece istemiş olur.

takip edilmelidir. çok yakında gelecek yeni filmi bankası filmi de takipçilerini heyecanlandırmıştır.
şorşak kirpi şorşak kirpi
dün, murat menteş'in ne yazık ki adını unutmuş bulunduğum güzel bir kardeşimizle sunduğu "klark" programının ilk bölümüne konuk olmuştur. nil karaibrahimgil'in neşet ertaş'ı tanımaması mevzuuna şu minvalde bir yorum getirmiştir:

"ya olabilir... birileri türkü dinlemeyebilir, neşet ertaş'ı da tanımayabilir. ama, biz de neşet ertaş'ı tanımayan nesle aşina değiliz."

ve yine, bir kere daha beni kalbimden vurmuştur.
oniyeoyleoldu oniyeoyleoldu
‘emin olduğum tek şey kocaelispor’
insan sinema yaparken nasıl olur da kendini ciddiye almaz?
almamaya çalışıyorsun, ama alıyorsun mecburen. en azından sette öyle yapıyorsun. her şeyi bilirmiş gibi yapmak zorundasın, çok az şey biliyorsun ama her şeyi biliyorsun! rehberlik doktorları gibi... herkes günde 1500 soru sorar, cevap verirsin, hepsine doğru cevap verme olasılığım yok. bir kısmını gerçekten biliyorsundur ama bazılarını bilmen olanaksız. şu karakter niye öyle dedi? bir sebebi vardır mutlaka ama birtakım şeyleri de bırakırsın, kendiliğinden olur. ben orada yazarken niye öyle dedim, nereden bileyim ben? ama zaten bu böyledir, burada bir sahtekârlık yok. sette her şey yönetmene sorulur, o da ne düşünüyorsa söyler, yarısı doğru, yarısı yanlıştır. benim kendini ciddiye alma meselesinden kastım; söylediğin şeye aşırı vurgu yapmak, haddinden fazla inanmak, yanılıyor olma payını göz önünde bulundurmamak kötü bir alışkanlık. şüphe seninle beraber gezmeli. insan, korktuğu için kendini ciddiye alıyor ve bu dünyanın mahvına sebep olacak.

sizin emin olduğunuz bir şey yok mu peki?
var. mesela kocaelispor süper bir takımdır, bundan eminim.

"sinema olmasa kimse ölmez" - #hayat geçen yıl aynı oyuncularla 'polis'i çekmişti, şimdi de 'fantastik mavra' diye tanımladığı vizyonun yenisi 'güneşin oğlu'na imza attı. yönetmen onur... radikal

hastasıyız.
1 /