orange is the new black

1 /
youngmman youngmman
sempatik bi başrol oyuncusuna sahip dizi.
dizinin adı, the big bang theory'nin mottosu olan ''smart is the new sexy'' cümlesinden araktır.onun dışında bi prison break gibi sarmıyor.en fazla haftada bir izlenebilecek bir dizi.çünkü bir sonraki bölümünü çokta merak etmiyorsun.dizi azıcıkta nüdizm ve cinsellikten besleniyor.imdb puanını çok abartılı buldum en fazla 8 olmalı.binlerce yabancı dizi izlemiş biri olarak bu dizinin 8.7 olmasına bir türlü anlam veremedim.
çürük vişne çürük vişne
güzel dizi fakat bu dizinin baş rolünde oynayan kadın kadar sinir bozucu bir karakter görmedim.küfretmeyi sevmem, istesem de edemem ama bu kadın tam bir sürtük ve ağız dolusu küfür etmek istiyorum kendisine.
red,alex, miss claudette, sophia, suzanne gibi orjinal karakterler ile lorna, boo, yoga jones gibi karakterler diziyi izlenir yapan yan karakterler ama poussey ve taystee en sevdiklerim. sırf onlar için bile izliyor olabilirim.özellikle poussey ve taystee'nin beyaz kadınlarla dalga geçtiği sahnelere inanılmaz gülüyorum, ayrıldığı sahnelerde de göz yaşlarımı tutamıyorum.
poussey için;
poussey ıs the most underrated character ın "orange ıs the new black" 1. poussey from orange ıs the new black is seriously amazing. 2. like, have you met her? 3. she knows important facts about everything, from geogra... buzzfeed
herkesin poussey gibi bir arkadaşı olmalı bence.
lefteyenine lefteyenine
turuncu en az siyah kadar güzel bir renk ve bu bir hapishane dizisi: seyretmem için gereken bütün faktörler ustaca bir araya getirilmiş.

piper kızımız * , abd'nin "saf, köylü kızı" kıvamındaki "naive"liğinden ötürü homoseksüel bir ilişkiye kapıldığı alex * adlı bir uluslararası uyuşturucu kaçakçısıyla olan münasebeti dolayısıyla hapishaneye düşer ve olaylar gelişir.

üstelik hapishaneye düştüğü dönemde, american pie serisinin başrolünden tanıdığımız jason biggs'in kotardığı, yazdıkları pek işe yaramaz bir yazar olan larry ile evlilik planları yapmaktadır. hapishaneye düşmesinin sebebi, bu uluslararası çetenin bir parçası olarak gammazlanması olmuştur ama sürpriz parmaklıkların arkasından gelir: alex de oradadır.

***

piper, başlarda marşmelov gibi "aman kimsenin kuyruğuna basmayayım aman kimseye bulaşmayayım aman özür dileyeyim" diye pamuk gibi bir muhallebi kızı (muhallebi kızı olmadı) iken, 3. bölüm itibariyle ortamın gerektirdiği gibi birine dönüşmezse hayatta kalamayacağını anlıyor ve ona göre yaşamaya başlıyor. dizi ilerledikçe, hem homoseksüel geçmişi, hem her bölüm daha fazla dışarıdaki hayatın dışarısında kaldığını/bırakıldığını farketmesi, hem de içeride hem "eski aşk" hem de "nemesis" rolünü büründürdüğü alex'le olan dikenli ama "gönülden bağlı" ilişkisi, drama için daha fazla kart açıyor ve 5 bölüm izledim ama çok fazlasına da gebe.

diğer yandan bu bir piper dizisi değil, "piper & inmates" dizisi. aşağı yukarı her bölüm, hapishanedeki diğer rol sahiplerinin geçmişlerine ışık tutuyor, nasıl talihsizlikler veya zorluklardan ötürü, yarısı sapıklardan müştekil hapishane yönetiminin insafına kaldıklarını tasvir ediyor.

dizide, en gaddar, en dengesizinin dahi acınabilir olduğunu, ne kadar marjinal alt-hikayelerin bu hikayeyi örüverdiğini seyrediyorsunuz.

turuncu renge olan hastalığımdan ötürü, iyi de bir imdb puanının gazıyla listeye soktuğumuz, yamyamlardan, zaman kaymalarından ve ejderhalardan bıktığımız zamanlarda tutunduğumuz güzel bir drama oldu, oz'suz günlerde, orange is the new black.

yeri gelmişken that 70s show'dan hayranlığımızı kazanmış kızıl laura prepon -anladığım kadarıyla maskülen bir görüntü vermek amacıyla yapılmış sert kontrastlı makyajının da katkısıyla (sesini dahi özellikle kalınlaştırmış)- bu sefer dövmesiz, gözlüklü buz gibi bir gotik ama hâlâ güzel, yine de güzel.

tuhaf öyküleri, trajikomik bölüm temaları (bir tavuğun peşinde geçen koca bir bölüm gibi), görüntüyü unutturup kahkaha attıran hapishane anonsları, her bölümle daha da derinleşen yan karakterleriyle güzel bir iş, orange is the new black. tavsiyelik.
delibozuk delibozuk
poussey ve de taystee sahnelerini döndürün döndürün seyredin.harikalar.chapman gerçekten olmasa da olur.ama bu ikilimiz, crazy eyes ve adını unuttuğum diğer kısa saçlı,siyahi,çoook sivri dilli kızımız da on numaradır.gayet güzel bir dizi.
princess of anatolia princess of anatolia
tesadüfen fark ettiğim ve izlemeye başladığım dizidir.

beklentisiz başladım ve çok beğendim.

dram ve komediyi birlikte, dozunda kullanmışlar. sizi bir anda içine alıyor; ana karakterin çaresizliğini, hapishanenin boğuculuğunu aynı şekilde hissettiriyor çoğu yerde. karakterlerin gerçekçiliği ve çok yönlülüğü de başka bir artısı.

her bölümde bir mahkumun hayat hikayesini, nasıl kendini orada bulduğunu flashback'lerle anlatması, dışarıda çok farklıyken çoğu zaman ellerinde olmayan nedenlerle burada nasıl değiştikleri güzel anlatılmış. özellikle "red" karakterinde bunu gördüm. belki de "based on a true story" olması nedeniyle olabilir.

her yeni bölümünü heyecanla izliyorum.
princess of anatolia princess of anatolia
ikinci sezona bomba gibi girmiş dizidir.

-- spoiler --

ikinci sezonun gala gecesinden fotoğrafları görmesem, piper hariç kadronun değiştiğini düşünecektim. açıkçası, korktum epey. çünkü ben eski kadroyu seviyorum.

piper, uçakla başka bir hapishaneye getirildi. dedim, ne oluyoruz yahu. erkeklerle kadınların karışık olduğu bir yer. üstelik buradaki mahkumlar daha manyak. hiçbirini de sevmedim. ne pis yaratıklar.

bir de, türkiye'deki hapishanelerde bile tuvaletler ayrı olur, herkesin içinde yapmazsın. o ne rezillikti öyle, böyk.

neyseki tüm bunların geçici olduğunu öğrendik de rahatladım.

son sahne ise, ağzımı açık bıraktı. piper'in yaşadığı o berbat hissi ben de yaşadım.

alex tam bir şerefsizsin. umarım ölürsün.

-- spoiler --
idiot idiot
ikinci sezonu ile hızlı bir giriş yapmıştır.


-- spoiler --


ilk bölümle bir dumur yaşatır, "nereye, n'oluyo lan" falan gibisinden ancak ikinci bölümle birlikte bir oh çekersiniz. sevdik biz onları, çok alıştık zira.

ayrıca;

alex vause kazığı bir başkadır. nasıl saydırıyorum nasıl.


-- spoiler --
1 /