örgü örmek

1 /
gülümsün gülümsün
insanı rahatlatır. gün boyu haşat olmuş beyin kıvrımları bu eylem sayesinde ferahlığa ulaşır. çekirdek çitlemek gibi, ha bitti ha bitecek, şu sırayı da döneyim derken kendini kaptırıverirsin. yalnız bu zevkli uğraşıyı yaparken yanınızda örgü hususunda tecrübeli bir elemanın olması gerekir. misal; anne, anneanne veya x hanım teyze. allah korusun ilmik milmik kaçarsa tüm sırayı sökmek yerine deneyimli zatların tecrübelerinden istifade edebilirsiniz. öyle böyle derken biten el işi, göz nuru keyfinize keyif katar.
özetle; arada sırada ören bayan mode onu açık bırakmak terapi gibidir.
chrystal chrystal
ilmek kaçırdım, ilk ilmek örmeden alınacaktı unuttum, sünmeye başladı bu diye insanı strese sokan eylem. genelde abuk subuk ördükten sonra örülen şeyin sökülmesi ile sonuçlanır ve bence asıl rahatlatan kısmı örülen şeyin söküldüğü kısımdır.

örgü örmeyi tam anlamıyla öğrendikten sonra gelen edit: olması gerektiği gibi örülünce sinir stres bırakmıyormuş.
şekspirin sonesi şekspirin sonesi
ilk defa kimin aklına ve nereden geldiğini gerçekten merak ettiğim ilginç aktivite. hayatta elimi sürmem derken bi atkının yarısına gelmiş bulunmaktayım, gururluyum. aşk insana neler yaptırıyor *
hippidihoppo hippidihoppo
düşünmek için birebir. şöyleki; kafa bazen şahsi meselelere, bazen dünyevi işlere ve bazen de kavramlara takılır. şimdi bön bön bakarak düşünmek beni pek sarmıyor. amma elin sürekli bi işle meşgulken -ki örgü rutin bi iştir- düşünceler şelale gibi akmaya başlar. şimdi 'ille de örmeye gerek yok, ben elimi başka işlerle de meşgul edebilirim' diyenler olacak. varsın olsun, banane.
tonguç tonguç
tam olarak "ev kadının harcı" denebilecek bir uğraş. yemek yapmak kadar, eski jenerasyon ve torunları adına bir ayıraç. anne, anane örgü ördükleri zamanlarda her zaman daha otoriter gelmişlerdir. örgü şişleri ellerinde, gözlüklerinin altından benden birşey istediklerinde ok gibi fırlamam gerektiğini düşündüm ben hep. bir de huzur doluyor örgüyle birlikte evin içi. kavga, gürültü kesiyor. sen uzun donunla portakal kabuklarının kuzinenin karşısına oturmuş kızartmaya çalışırken, o da arkada ördüğü kazağa kitlenmiş. bir de,arada bir yerdeki örgü topuyla oynama isteği ve kedi gibi yuvarlanma var halının üzerinde.

yeni nesil için söylüyorum; bak faideli bir meşgaledir. el ve göz koordinasyonunu geliştirir. her iki eli kullanma yetisinin yaratıcılığı tetikler. bedensel ve zihinsel zindelik sağlanır, huşu ortamı yakalanır. televizyondaki hiçbir kadın programının yapamayacağı ölçüde stresi azaltır. dikkat gerektirir. tekrarlanan hareketlerle birlikte meditasyon işlevi görür, yogaya falan gerek yok. sevgiyi örgüde yakalamak kesinlikle daha kolay. kocanla daha az didişir, çocuklarını daha az azarlarsın. hem şiş iyi bir gözdağı aracı.

takip ettiğim kadarıyla da sarah jessica parker, julia roberts gibi hollywood defterini kapatayazmış ünlüler de örgülerini ellerine almış durumdalar. örgü örmek hiç bu kadar moda olmamıştı. şeherli de artık modaya uymuş ve ev kadını harcı dediğimiz örgü işini kapmaya çalışıyor.
krem karamel krem karamel
üniversiteye yeni başlamış, özellikle yurtta kalan kızların arasında bir furya olan iştir.bir kişi başlar örmeye ki bu büyük büyük büyük bir olasılıkla dümdüz örülmüş bir atkıdır.sonra biri görür "aaa ne güzel örmüşsün,kime" diye sorar.kızdan "sevgilime" şeklindeki bir cevabın ardından bu örgü işi yurtta bulaşıcı bir hastalık gibi yayılmaya başlar.bakarsınız bütün kızlar birbirinden öğrenip ellerine almışlar şişleri deli gibi atkı örüyorlar.

tabi düşünecek olursak güzel bir hediye.el emeği var herşeyden önce.yani maddi değil manevi değeri yüksek bir armağan olur.ama önemli olan bu değerin karşıdaki kişi tarafından bilinmesi.
kellepaca kellepaca
zihin meşgulken yerinde saymanın ne demek olduğunu anlatan eylem. örmeye başladınız diyelim. aklınıza bir şeyler geldi, onları düşünürken bir bakmışsınız bir sürü hata yapmışsınız. sökün. tekrar örün. sonra bir sıra daha gittiniz. hiyp! ilmek kaçmış. tekrar sök.

bu hızla giderse seneye ancak bitecek ördüğünüz takke.

en iyisi, çocuklarınızın patiğini, hırkasını şimdiden örmeye başlamak. ancak biter.
beloc beloc
kesinlikle beyni boşaltan, tek sıkıntının hiii ilmek mi kaçırdım yoksa olmasına ve dolayısıyla diğer tüm sıkıntılardan bir müddet uzaklaşmaya yarayan, bir de üzerine güzel örmeye başladıkça faydalı sonuçlar getiren hoş mu hoş sıcak mı sıcak eylem. kendim yapıyorum ordan biliyorum. utanmasam fakülteye elimde örgü çantamla gidip mukavemet gibi bi dersi şişlerimle dinleyecek hocanın anlattığı her abuk şeyde gözlüklerimin üzerinden bir anane edasıyla bakarak 'ne diyon hoca bi daha de hele bakem' diyeceğim.
fakültenin sarı sırnaşık kedisini aynı anane edasıyla seveceğim.
yakında sanırım seri üretime bile geçeceğim, isteyin size bile örebilirim o derece yani *
sayenizde sayenizde
bir zamanlar yapmadan duramadığımdır.
ilkokul yıllarında başlayan bu merak seneler içinde; kişisel çabayla dikiş-el sanatları(seramik hamuru, vitray, batik, takı tasarlama)ya kadar vardırılmıştır. normal yurdum kadınlarının olağan aktiviteleri yani.
internet hasıl olalı bu yetilerim sandığa kalktı. örgü kelimesinin beynimde anlık yankılanımıyla gözlerimin önünde oluşan örgü ipliği geçişi /karnavalından hiç bahsetmeyeceğim. zira takıntı boyutunun, çimlenme fazından ürün vermeye geçişi tarraka resmidir.
hasılı kelam özlediğimdir. oluşturulan devasa emeklerin gösteriminde burukluk vesilesidir. kitap okumayla soslanmış bir el emeği* mıklep le sevişmek nasıl bir hazdır ki, esas bedenler ağlar hasedinden.
default menopoz default menopoz
ipin şiş yardımı ile ilmekler oluşturularak bir örgü haline getirilmesidir... şeklinde bir tanım yaptıktan sonra...
allahım bütün gecedir elimde bir tığ şiş, kucağımda bir yün, bir atkıdır örüyorum. içime koltukla bütünleşmiş ev hanımı ruhu kaçmış gibiyim. inanılmaz bir mutluluk, inanılmaz bir haz. televizyon karşısında örgü ören kadın psikolojisi nasıl bir şeymiş bugün anladım. çekirdek çitlemek gibi bağımlılık yaratan bir aktivite ama sonunda elinizde bir çöp yığını değil de el emeği göz nuru bir şeyler oluyor. saatte bir santim santim atkı olma yolunda ilerleyen örgü parçamı önüme koyup koyup, gözlerim neredeyse gururdan dolarak hayran hayran bakıyorum. aslında ilkokul bebesiyken dantel örmeyi öğrenmiş bir psikopat olmama rağmen iki adet şişle örgü örmeyi bilmediğimden, yünü tığ şiş ile dantel örer gibi ördüğüm için tam olarak doğru başlığın altında sayılmam. çocukluğumdan beri dantel örsem de iki şiş ile örgünün nasıl örülebildiğini şu yaşımda henüz çözebilmiş değilim. işin acı tarafı karşımda birileri o şişlerle örgü örerken sanki büyülü bir şeyler yapıyorlarmış gibi şaşarak bakıyorum çünkü bana o iki şişi bıçak biler gibi ya da kılıç kalkan oynar gibi birbirine vurmaktan başka bir şey yapmıyorlarmış gibi geliyor. hani benim için tatlı cadının burnunu sağa sola oynatmasından resmen farksız. neyse bu atkıyı bitirdikten sonra şiş kullanmayı da öğrenmemle beraber ev hanımlığına girişi tamamlayarak sokaklarda gururla dolaşacağım. bu gece edindiğim ve kalıcı olmasından şüphelendiğim şaşılık için de bir gözlük edindim mi... oldum bence. gelsin motifler, gitsin motifler... bünyemde barındığına kesinlikle inandığım ev hanımı genlerine daha fazla karşı koyamayacağım. 5 senelik mimarlık eğitimini de artık yaratıcı motifler için kullanarak dantel sektöründe bir çığır açarım. bu giriyi allah korusun annem okursa, bütün gecedir elimde olan şişle benim bir taraflarımda bir çığır açılması ise tabiki an meselesi.

not: sanırım bu başlığa da bu kadar uzun giri bir daha gelmez artık. içimdeki ev hanımını saygıyla selamlıyorum.
1 /