oscar benton

kart horoz kart horoz
türkiye'de hiçbir albümü bulunmayan blues erbabı. kimi radyolarda alain delon beyin "şok" filmine sound eylenmiş bir şarkısına rastlamak mümkün, bir de "kahve molası" nam internet sitesinden dinlenebiliyor o şarkı. başka yok, sanki adam ömrü hayatında yalnızca bir şarkı söylemiş, pir şarkı söylemiş.

son albümü "best of" bunun, o bile ne istiklal'de ne kadıköy'de ne de müzik arşivleri devesa şirketlerde bulunabiliyor. klasiklerle birlikte jazz ve blues dvd'leri üretmiş boyut'ta bile yok. amazon'dan filan almak istemiyorum, kredi kartı, gümrük vesair salaklıkla uğraşamayacağım. bunun dışında korsan sürümünü, internet'ten indirmeyi bile göze aldım, ama yok.

en son bahariye'de bir adam önerdiler, green kafe'nin yan sokaklarından birinde giysi satan bir dükkanı kendine maske edinmiş bir eleman bu, acayip albümler var elinde. dükkanına girip adliye'nin orada cd satan sezgin'in selamını söylüyorsun, o da arşivini sana açıyor. ondan rica ettim, illegal yollardan bulabileceğini söyledi. bir hafta uğraştı adam, bulduğu tek sitede hatalı kaydedildiği için indiremediğini söyleyip özür diledi.

son umudum jazz orkestrası şefi alt komşumda, onda olabilir bu albüm. ancak bedelini ödemediğim bir albümü kaydetmemi olumsuz karşılayabilir diye korkuyorum. ne garip, tadını bilmediğim bir meyveyi deliler gibi arıyorum ve galiba biraz da bulmaktan korkuyorum.

blues bu mu yoksa, sadece aramak?
fangiri fangiri
soulseek'te rahatlıkla parçaları, albümleri bulunabilmektedir. bensonhurst blues parçası ağlamakla şarkı söylemenin şuurlu bir karışımıyla biter. (bu bu buuy buy buy...)
comfortably numb comfortably numb
sesine bakarak "türk olsaydı sosyal demokrat " olurdu dediğim, rakı içmesini hayal ettiğim büyük müzisyen. sesinden yola çıkarak şunları düşündürür bana zaman zaman: bu abi türk olsaydı kesin uzun gri bir sakalı olurdu ve her gece rakı şişesinin dibini bulurdu. başındaki yer yer kirlenmiş beyaz şapkası ve güneşten kavrulmuş yüzü ile 68 kuşağı olduğunu anlatırdı gece boyunca yanındakilere. anlatırken size bazen o kadar yaklaşırdı ki rakı kokusunu burnunuz yakardı. i̇çilen yer büyük ihtimalle kumsalla buluşan salaş bir meyhane ve oturduğunuz iskemleler gıcır gıcır, birbirine paslı çivilerle tutturulan mavi ahşaptan olurdu.