osho

1 /
martin hayda gel martin hayda gel
düşünceleri mevcut sistem tarafından ele geçirilmiş ve serbest piyasa ekonomisine dahil edilmiş düşünür. isminin üstünde yuvarlak içinde r bulunur. adına bir guest house yapılmış hizmet sektörüne de dahil edilmiştir. insanlara hazırlanmış yaşam kültürü pazarlanmasının bir örneği haline gelmiştir. herşeyi tüketiyoruz hadi ona eyvallah da düşünceyi böyle tüketmemiz fena koyuyor bana. insanların kapitalizm içinde mutluluk rolü yapmaları için bir aracıdır. kişisel gelişim adlı kapitalizm dininin kokuşmuş bir örneğidir. hadi gidin yatın şimdi, sabah kalkıp 'life should not only be lived, it should be celebrated' yazılı kupanızdan kahve içer, metroda işinize(kapitalizm ibadethanesi) giderken palmınızdan osho zen tarot bakarsınız. ibadetinizin getirisi olan kazandıklarınızla yazın osho guest house'a gider huzur bulursunuz. çevrenizdekilere de kitaplarını hediye edip huzur bahşedersiniz. sağolun ben kullanmıyorum.
olmectheholy olmectheholy
"duygular" adlı verdiği seminerlerden oluşturulan kitabı alınıp, kimsenin olmadığı uyarıcılardan arınmış bir ortamda okunası ve elden geldiğince önyargısız okunduğunda birşeyler alınacağına inanılası mistik.

not: aptal ya da bilgi asalağı olduğunu düşünenler için alttaki düstur da okumak için prozak etkisi yaratabilir.

"akıllılar aptallardan çok şey öğrenir"
kör kuyu kör kuyu
osho'nun tüm dinlere karşı bir duruşu vardır. ona göre bir dine inanarak dindar olmak imkansızdır. bu noktada kendisi bir "asi" olarak tanımlanabilir. fakat onun "asiliği" sistemin kaldıramayacağı bir asilik değildir. özellikle ikinci dünya savaşının ardından sayıları gün geçtikçe artmakta olan ruhani buhran içerisine düşmüş insanlar için bir nevi alternatif bir inanç sistemi kurmak yolunda doğu felsefelerine hucümun yol göstericilerindendir.

evet, dünyanın büyük bir çoğunlunun kabul edemeyeceği görüşleri derlemiştir ve söylemiştir. fakat hedef kitle muhafazakar dindar kesimler değildir. kendini boşlukta hisseden insanlardır ve sistem "madem ondan tatmin olmuyorsun, al o zaman bir de bunu dene" tarzı bir "açılım" koymuştur önlerine.

burada kilit nokta "değer" kavramıdır. osho, dile getirdiği bir çok doğru yaklaşımının sonunu, kendisiyle yer yer çelişme pahasına insanın değerli olduğuna ve bu değeri kavraması gerektiğine getirir ki bu temelde tüm dinlerin özünde yatan ortak söylemdir. "değerli insan" bu kurulu çadırın orta direğidir. osho bu çadırın 3-5 ipini kesmenizi ögütlerken, direğe dokunmamanız gerektiğini değil; dahası direğin ne kadar güzel ve önemli olduğundan bahseder. çadırı yıkmak istiyorsunuz fakat ufak tatminlerle sizi yola getirmeyi yeterli görür veya zaten ufuk çizgisi buraya kadardır.

aksi bir durum söz konusu olsaydı osho, hayatını bir akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalırdı veya meczup olduğu ilan edilir, fikirleri hor görülürdü. ama hayır, onun görüşleri çıkıntılık yapanların ağzına emzik olarak kullanılmak için son derece uygundu ve nefes almasına izin verildi ve dahası desteklendi.

nietzsche'den bahseder osho, bazen açık açık bazen de üstü kapalı. üstü kapalı olduğu zamanlar nietzsche'yi kötülediği; açık açık olduğu zamanlarsa onu övdüğü zamanlardır. ama överken zorlanır, onun fikirleri üzerine pek söylecek bir şeyi yoktur. bu sebeple nietzsche'nin anlaşılamadığından, yanlış yorumlandığından dem vurur ama "doğru" yorumlamaya da hiç yeltenmez. üstün-insan fikri hoşuna gider, onu, değerli insan demek zanneder. fakat "tanrı ölüdür" söyleminden hiç hazzetmez. "senin tanrın ölü, benim ki yaşıyor" der. çünkü "tanrı ölüdür" değerli insan direğini kırmaya yönelik atılan en güçlü balta darbelerinden biridir. bu sebeple nietzsche akıl hastenesini boylamıştır da osho gibiler rahat dolanmıştır. galileo galileli gibilere idam sehpası gösterilirken, frances farmer gibilere lobotomi uygulanırken; felsefe sevicilerine konferanslar vermesi için en konforlu koltuklar ayarlanmıştır.

pişmişin halinden hiç anlar mı ham
sözü kısa kesmek lazım vessalam*
noluyoruz yahu noluyoruz yahu
''ben sana anlık yaşamı öğretiyorum.anın özgürlüğünü,anın sorumluluğunu öğretiyorum.şu anda doğru olan bir şey bir sonraki anda yanlış olabilir.''
by eldat by eldat
tavsiye üzerine duygular kitabını okuduktan sonra "- bana bilmediğim bir şeyler anlat " dediğim kişi. kitap kolay anlaşılır bir dille çevrilmiş ama içinde ki bilgiler hep tavsiye sonuç yok şöyle düşün böyle düşün yada şu gözle bakmaya çalış tarzında. bana karakter olarak zayıf insanlar için bir tavsiye kitabı olarak geldi, geçiş döneminde olanlar için ve aşmışlar için pek de ilgi çekici değil.
boşluk boşluk
duygular adlı kitabında tüm dinlerin öfke,kıskançlık gibi duyguları bastırmayı öğütlemesine rağmen önemli olanın bunları tanımak ve kabullenmek olduğunu savunan bilge.
salome salome
'anlam tanrının diğer adıdır' diyor bir kitabında, sonra tanrının aranmaması gerektiğinden bahsediyor, aranan şeyin aranılan olarak kalacağını, bulma noktasının geleceğe ve öteye ait bir kavram olmadığını, bulmanın geçmişe ve geldiğimiz yere bakma ile ilgili olduğunu söyler, 'önemli olan nereye gittiğimiz değildir, önemli olan nereden geldiğimizdir' der, beni benden eder...
belle belle
1931-1990 yılları arasında hindistan'da yaşamış bilge kişi.ama ona sorarsanız hiç doğmadı,hiç ölmedi...filozof değildir,hiçbir din ya da doktrinin öğreticisi değildir.hatta bunların hepsine temelden karşı çıkar.kendi tabiriyle 'uyanmış' bir insandır sadece.ona göre felsefe,din hatta bilgi,bilinen tüm bilgiler bilinmezliğin önünde bir engeldir sadece.'uyanmak' için bunların hepsinden vazgeçilmelidir.farkındalık,özgürlük,olgunluk,sezgi,coşku,ego,aile,çocuk vs. üzerine onlarca kitabı vardır.ancak bu kitapların hiçbirisini kendisi yazmamıştır.yaşadığı dönemde elde edilen ses kayıtlarından derlenmiştir.kanımca önyargısız okunması gerekir zira okuyan herkesi derinden etkileyebilecek ve doğruluğuna kanaat getirtebilecek saptamaları vardır.ilginçtir.tavsiye edilir.
freyjaa freyjaa
hayatı boyunca hindistanda yaşamamıştır. çünkü hindistanda yasaklanmıştır. bunun üzerine özgürlükler ülkesi olarak görülen abd'ye gider. gittiğinde fark edecektir ki amerika o kadar da özgürlükler ülkesi değildir. osho'nun sadece düşünmekle kalmayıp provokatör olması abd'nin onu kovmasına, kovmadan öncede öldürmeye çalışmasına sebep olacaktır. defalarca hapse girip çıkacak ve gittiği her ülkede abd'nin vereceği "ülkenize almayın" boykotuyla karşılaşacaktır.

osho hayatın anlattığı kitabında abd tarafından zehirlendiğini söyleyecek, sonra ki 2 sene sağlığı kötüleşerek ölecektir. doktorlar zehrin tedavisinin olmadığını ve yavaş yavaş zehirlendiğini onaylayacaklardır.

ps: kendi fikirleriyle çatışan bir bilge olmasından dolayı öncelerini ne anlatmak istediğine anlam verememiştim. daha sonra bir kitabında kendisiyle çeliştiğinı itiraf etti. gariptir ki bunun üzerine ne anlatmak istediğini anladım. fakat hala anlatabilir durumda değilim. bir şeyi anlamanın anlatmaya yetmeyeceğini de osho sayesinde anlamış bulumaktayım. sonuç olarak karmaşık biri. yüzde 90 katılmıyorum. yüzde doksan ise katılıyorum. konu osho olunca matematik bile kurallarını şaşırıyor diye düşünüyorum..
delikızınürküsü delikızınürküsü
osho'nun yakınlık adli kitabından "sessizliğin dili" hakkında...



rastgele ilişki kurdun bugüne kadar, ve biriyle şekil olarak ilişki kurduğun zaman, binbir türlü saçma şey söyleyebilirsin çünkü hiçbir şeyin önemi yoktur, sadece vakit geçirmektesindir.

ama birini kendine yakın hissettiğinde, yakınlık doğduğunda, söylediğin her kelime önem kazanır. o zaman kelimelerle kolayca oynayamazsın çünkü her şeyin bir önemi vardır. o yüzden, sessizlik boşlukları olur. insan başlangıçta kendini garip hisseder çünkü sessizliğe alışık değildir. bir şeyler söylenmesi gerektiğini düşünürsün, diğeri ne düşünür yoksa?

birine yakınlaştığında, sevginin herhangi bir türü doğduğunda, sessizlik gelir, ve söylenecek bir şey kalmaz. aslında gerçekte de söylenecek bir şey yoktur. hiçbir şey yoktur. bir yabancıyla, söylenecek çok şey vardır; dostlarınla, söylenecek hiçbir şey yoktur. ve sessizlik ağır gelir, çünkü buna alışık değilsindir.

sessizliğin müziğini tanımıyorsun. sadece tek bir iletişim yolu biliyorsun, o da sözel, zihin kanalıyla. kalple iletişim kurmak, sessizlikte, kalpten kalbe iletişim kurmak nedir, bilmiyorsun. sadece orada bulunarak, varlığın kanalıyla iletişim kurmayı bilmiyorsun. büyüyorsun, ve eski iletişim yöntemlerin yetmiyor. sözel olmayan, yeni iletişim yöntemleri geliştirmen gerekiyor. insan olgunlaştıkça, sözel olmayan iletişime daha çok ihtiyaç duyar.

dile ihtiyaç duyuyoruz, çünkü iletişim kurmayı bilmiyoruz. bunu bildiğimiz zaman, yavaş yavaş, dile ihtiyacımız kalmaz. dil, son derece ilkel bir ortam. gerçek iletişim ortamı, sessizliktir. o yüzden, yanlış bir fikre kapılma, yoksa büyümeni durdurursun. dilin kaybolmaya başlaması bir eksiklik değildir; bu yanlış bir fikirdir. yeni bir şey var olmaya başladı ve eski kalıp bunu içine almaya yetmiyor. sen büyüyorsun, elbiselerin kısa gelmeye başlıyor. bir şey eksilmiyor; sana her gün yeni bir şey ekleniyor.

daha çok meditasyon yaptıkça, daha çok seversin, ve daha çok ilişki kurarsın. ve sonunda bir an gelir ki, o an sadece sessizlik işe yarar. o yüzden, bundan sonra biriyle birlikteyken ve sözcüklerle iletişim kurmadığınızda, ve sen de kendini garip hissettiğinde, mutlu ol. sessiz kal ve o sessizliğin iletişim kurmasına izin ver.

sevgi ilişkisinde olmadığın insanlarla ilişki kurmak için, dil gereklidir. sevgi ilişkisinde olduğun insanlarla birlikteyken, dilsizlik gereklidir. insan yeniden bir çocuk gibi masumlaşmalı, sessizleşmelidir. hareketler olur yine; bazen gülümser, el ele tutuşursun, bazen sessizce göz göze kalırsın; hiçbir şey yapmadan, sadece var olarak. varlıklar buluşur, birleşir, ve sadece ikinizin bildiği bir şey gerçekleşir. sadece bunu yaşayan ikiniz bilirsiniz; başka kimse farkına varmaz, öyle bir derinlikte olur her şey.

bu sessizliğin tadına var; hisset ve tadını çıkar. kısa zamanda anlayacaksın ki, onun kendi iletişimi var; daha büyük, daha yüksek, daha derin ve daha içten. ve bu iletişim kutsaldır, saftır... özgürlüktür...
divdiv divdiv
ölümle baraber bir sonun değil yeni bir başlangıcın olacağını savunur bu görüşünde haklıdır ne de olsa ahiret inancı olan insanlarız; lakin akabinde gelişen düşünceleri ile şaşırtır. ona göre ruh yeni bendenlerde vücut bulur yeniden yaşamaya devam eder bu böyle sonsuzlukta sürer gider. ölümü idrak ederek yaşayan ve ondan korkmayan insan ise sonsuzluğa erişir başka bedenlere ihtiyaç duymaz.

''bilim tek bir yaşama dayalı musevi,hıristiyan ve müslüman inanacından sıyrılıp farklı bir yön aldığı zaman , ki bunun gerçekleşeceğinden hiç kuşkum yok ,reenkarnasyon bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçeklik kazanacaktır'' der.

ona göre peygamberler reenkarnasyonun gerçek olduğunu çok iyi biliyorlardı fakat insanların yeniden hayat bulacaklarını öğrendikleri zaman dünyayı boşlamalarını engellemek için dünya hayatının geçici ve bir kere olduğunu vurgulamışlardır.anlaşıldığı üzere dinler ile arası iyi değildir osho'nun.madem sonsuzluğun farkındasın ahiret inancın olsa ya kardeşim, değil mi?

ötanazi akımını desteklemiştir.her devlet ,her hastanede,ölmek isteyen hastalar için olanaklar geliştirmelidir görüşünü savunur.

boşlukta olan ve sığınacak bir liman arayan kişiler için iyi bir liman gibi gözükmekte lakin onun söylediklerini insan kendini dinleyerek de bulabilir.doğaya hatta minicik bir çiçeğe ya da böceğe bile bakınca yaratılışın ne sırlı ve muhteşem bir şey olduğunu idrak edebilmek mümkün. her insan kendi içerisinde bir hazine ama keşfedene...

ölmeden önce ölünüz kitabını okudum ve beğenmedim.sonlara doğru durumu kurtarmış biraz ama başı insanı bunaltıyor.yarım bırakmamak adına okunmuş bir kitap oldu .

son olarak kitap kapağındaki ve internetteki fotoğraflarını görünce korkuyorum.
1 /