osman pamukoğlu

1 /
mavio mavio
unutulanlar dışında yeni bir şey yok adlı kitabın yazarı emekli general. kendisini görürsem gidip tebrik edeceğim.

işini hakkıyla yapmak, bence saygı görmek için yeterli bir sebep.

yıllar sonra gelen ek: kendisi şu an başbakanlığa taliptir.

fakat gözardı edilen bir gerçek var. kendisi asker olarak teröristlerle* savaşmıştır. terörle* değil. bunun iki önemli anlamı var.

birincisi, terör örgütüne düzenlenen operasyonlarda elde edilen başarıların kendisine kazandırdığı ün ve saygınlık. kimileri bunun için kendisini kahraman ilân etti, kimileri yalnızca görevini yaptığı için abartılmaması gerektiğini düşündü. şahsi fikrim kendisinin başarılı olduğu yönündedir. zira çoğunluğun yapması gerekenleri yapmadığı ve bunun için hiçbir şekilde uyarılmadığı bir ortamda, o görevini kararlılıkla yaptı ve bunda gerçekten büyük bir başarı sağladı. kararlılığını, görev bilincini ve elini taşın altına sokabilme özelliğini ispatladı.

ikincisi, yine terör örgütüne düzenlenen operasyonlarda elde edilen başarıların kendisine kazandırdığı ün ve saygınlık. fakat bu, teröristle savaşınca başarı kazadığı için terörle savaşınca başarı kazanacağı anlamına gelmiyor. siyaset bambaşka bir kulvar. gerçi osman pamukoğlu terörü, bir asker olarak bitiremeyeceğinin farkındaydı. bu gerçeği de kitaplarında dile getirdi. siyasete bu yüzden atıldığını düşünüyorum; terörü bitirmek için. fakat pamukoğlu, tamamen yabancısı olduğu bu yeni alanda ne denli başarılı olur bilinmez. bugüne kadar yapılanlardan daha fazlasını yapmaya çalışacağı açık olsa da gelecek puslu.

kendisine yönelik en ölümcül eleştiriler sanırım, yalnızca pkk konusunda kararlılık göstermenin ülke yönetmek için yeterli olup olmayacağı yönünden gelecektir. çok da yerinde olur. osman pamukoğlu eğer seçilmek istiyorsa ekonomi, eğitim, sağlık, enerji gibi türkiye'nin orta vadeli konularına ilişkin planlarını açıklamalıdır. bunun yanında bakan olarak alanlarında yetkin, dürüst ve vatansever kişilerle çalışmalıdır. sanırım böyle bir şey yaparsa türk siyasetinde çığır açacaktır. böyle insanlarla çalışmazsa kendisini başarılı bir asker olarak görenlerden de oy alamaz.

gerçi bugüne kadar kimse yönetim planlarını doğru düzgün açıklamadı. neye göre seçim yapıyoruz, o bile belli değil. bundan önceki seçimlerde bağımsız bir kuruluş, iktidardaki akp ve muhalefetteki chp'nin programlarını yanyana koymuş ve insanlardan aradaki 7 farkı bulmalarını istemişti. ana politikalar neredeyse tamamen aynıydı.

bir diğer eleştiri konusu ise idam. yalnızca idamı desteklediği için bile belirli bir kesimin oyunu alacağı açık. halen binlerce şehit veren bir ülkede olağan bir refleks. etik konusu tartışmaya açılalı yıllar oluyor.

bence cem uzan'a oy vermiş, akp'yi yeniden seçmiş bir seçmene şöyle bir düşünce hakim olursa, osman pamukoğlu'nun başbakanlığı uzak bir hayal olmaz:

- zaten diğerlerinden ne gördük de osman pamukoğlu ne yapamayacak? hiç değilse pkk biter!

bilemedim şimdi. neyse bakalım. türk siyaseti çok renkli.
teorist teorist
bir insan hem subay hem yazar olabilir mi sorusuna olumlu cevap verilebileceğini ıspatlamıştır.yazdığı iki kitabında da değme yazarlara taş çıkartmış ve sürükleyici anlatımıyla kitapları tek nefeste okumamızı sağlamıştır.eli öpülesi..
pablo pablo
emrindeki askerlerini asker gibi değil onunla birlikte savaşan silah arkadaşları gibi gören subay. kendisini diğer komutanlardan ayıran en büyük fark bence güçlü sezgileridir. güneydoğudaki operasyonlarda başarılı olmasının nedenlerinden biri de budur kanımca. daha yazılacak çok şey var belkide onun için ama yaptığı kahramanlıklardan sonra sadece susup onunla gurur duymak en güzeli.

"size yol gösterdim de diyebilirsiniz, ama askeri manada emir vermedim. kahramanlara emir verilmez"
strateji strateji
çok başarılı bir asker olmasına rağmen emekli edilmiştir. bunda biraz da 'sadece asker' olmasının etkisi büyüktür. asker olmanın gereklerini yerine getirmekten ve görevini layıkıyla yapmaktan başka hiçbir şey düşünmemiştir. bu yüzden de genelkurmay başkanları'yla, cumhurbaşkanları'yla tartışmalara girmiştir. devletin sivil mekanizmalarının büyük bir çözülme sürecine girdiği türkiye'de, türk silahlı kuvvetleri'nin de büyük bir çözülme sürecine girdiğini bizzat yaşayarak tecrübe etmiş bir askerdir. bu yüzden de oldukça kırgındır. bununla ilgili, kendisinin unutulanlar dışında yeni bir şey yok kitabında bahsettiği bir olayı aktarmak isterim:

--- alıntıdır ---

kasım ayının ikinci yarısından itibaren çeşitli istihbarat ve haber kaynaklarından pkk'nın 5. kongresi'ni yakın bir tarihte kuzey ırak'taki kamplardan birinde yapacağı bilgileri gelmeye başladı. şırnak'ın altındaki haftanin kampı hariç, kuzey ırak'taki sınıra yakın bütün ana kamplar hakkâri'nin güneyindeydi. hangi kampta yapılacağı ve ne zaman yapılacağı türkiye cumhuriyeti devleti için hayati öneme haizdi.

1984'ten itibaren dört kongre yapılmış, bu 5'nci idi. kongre iki haftadan az sürmüyor, örgütün yurt içi ve yurt dışında ele başları ve bölgedeki grup liderleri olarak, katılımda 400-500 kişiyi buluyordu. bunların hepsinin bir yerde toplanması ve aynı yerde iki haftadan daha fazla kalması, mucize şeklinde bulunulmaz bir fırsattı. böyle fevkalade kıymetli bir hedefin yanında bizim diğer kışlık plan ve hedeflerimizin esamesi bile okunmazdı. bu istihbarat bizim için çok sürpriz oldu, ama nasıl oluyor da, burnumuzun dibine en üst kademeden 400-500 kişiyi topluyor ve orada uzun bir süre kalabiliyorlardı. kongre yapılacağı doğru olabilirdi. fakat yer, türk topraklarına yakın kamplar olamazdı. bana göre bu hep beraber intihar etmeye karar vermekten başka bir şey değildi. bu derece saf olmaları mümkün değildi.

örgütün baş aşağı gittiği şu dönemde bu hedef yok edildiği takdirde, pkk'nın ne silahlı dağ kadrosu, ne cephe teşkilatı, ne de şehir ve kırsalda milisi kalırdı. hepsi ve her şey dağılır, kimse kimseyi tutamazdı.

kuzey ırak'ta yakınlarımıza sokulacaklarına ihtimal vermemekle, gene de, böyle bir avanaklık olur mu? olurdu. bütün haber kaynaklarımızı, sezgi gücümüzü bu faaliyetin yeri ve zamanına odakladık.

ocak ayının son haftasında, geçen sene katılamadığım general-amiral seminerine katılmam için bir mesaj geldi. şubatın ilk yarısındaydı, beş gün süreliydi. bir haftalığına gittim ve döndüm.

genelkurmay'da yapılan seminerin bir bölümünde milli istihbarat teşkilatı'ndan bir daire başkanı bölücü ve irticai faaliyetler hakkında bir konferans verdi. konferansın bölücülükle ilgili kısmında;

"pkk’nın 5. kongresini kuzey ırak’ta haftanin kampında yapıp bitirdiğini, şu kadar personel katıldığını, bu kadar süre devam ettiğini" söylerken dayanamadım:

"ben şaşırdım kaldım. yani 5. kongre gerçekten yapılıp bitti mi? hem de burnumuzun dibinde mi yapıldı? haftalarca birkaç yüz pkk lideri aynı yerde mi durdu? bu mümkün değil. böyle bir şey olur da neden kimsenin haberi olmaz? kusura bakmayın ama siz bu faaliyeti olup bittikten sonra öğrenmiş olmalısınız. başka türlü nasıl olabilir." dedim.

mit daire başkanı, 16–17 amiral ve generalin bulunduğu salonda böyle bir seri soruya maruz kalınca önce biraz durgunlaştı sonra: "efendim biz 5. kongreyi başlangıcından beri gün gün takip ettik ve ilgili adreslere bildirdik. sonradan öğrenmedik. bu faaliyetlerin yürütülmesinde bir eksiklik olmadı." diye cevap verdi.

"anlamakta zorlanıyorum. pkk’nin 5. kongresi, hakkari tugay komutanı’nın meselesi değil ama böyle dolgun ve kıymetli bir hedefi bir daha ne zaman, nerede bulacaksınız? nasıl haberimiz olmaz? tepelerine inip hepsinin işini bitirmeliydik." dedim.

mit daire başkanı: "bilgiler adres gruplarına gönderildi efendim." demekle yetindi.

herkes dinledi kimse farklı bir şey de söylemediği için konferans devam etti.

2 ağustos günü öğleden sonra tugayın kışlasındaki piste bir sivil helikopter indi. kısa bir süre sonra da emir astsubayı, mit görevlisi üç kişinin ziyaret için geldiklerini söyledi. gelenler milli istihbarat teşkilatı van bölge müdürü ve iki yardımcısıydı. müdür çantasından büyük bir zarf çıkartıp uzattı ve:

"komutanım sayın müsteşar'ımızın size selam ve saygıları var, 'osman paşa'nın aklında yanlış bir şey kalmasın.' diyerek bu zarfı size gönderdiler." dedi.

"ne bilgisi var bunun içinde?"
"biz malumatkar değiliz komutanım." dediler.

zarfı açtım ve içindeki beş sayfalık notları hızlı hızlı okudum. sonra, okumanın bitmesini sessizce bekleyen üç görevliye,

"arkadaşlar eskiden ben de bütün insanlar gibi, bazı akıl almaz gibi görünen şeylere şaşırırdım. hakkâri'de yürüttüğümüz mücadele boyunca yaşadıklarımdan sonra, yeryüzünde insanlara ait hiçbir şey artık beni şaşırtamaz. yazık, çok yazık. tanrı bizim milletin yardımcısı olsun." dedim.

beş sayfalık bilginin özeti şuydu:

kürdistan işçi partisi (pkk)’nin 5. kongresi şırnak ilinin 18-20 kilometre altında, kuzey ırak’taki haftanin kampında yapılmıştı. aynı bölgede, üç ayrı noktada 500, 200 ve 50 kişi olarak; pkk’nin üst düzey yönetim ve grup liderlerinden 700 kişi toplanmıştı. haftanin’e gelişler 23 kasım 1994’de başlamış, 26 şubat 1995’de, en son grup ayrılmıştı. toplantı 1.5 ay sürmüştü. mit bu büyük organizasyonu başından sonuna kadar, 22 ayrı tarihte 22 kez rapor edip bildirmişti.

işin daha da ilginç tarafı 5. kongreyi yapanlar da türkiye cumhuriyeti devleti haftanin’e bir harekat düzenler diye beklemişlerdi. bundan daha doğal bir şey olamazdı. pkk’nin üst düzey kadrosundan 700 kişi burnumuzun dibindeki bir yerde 1,5 ay süren bir toplantı yapıyordu.

22 ayrı tarihte, 22 defa bu faaliyetin kendilerine bildirildiği makamlar şunlardı: cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, genelkurmay başkanlığı, içişleri bakanlığı, dışişleri bakanlığı, hava kuvvetleri komutanlığı, milli güvenlik kurulu genel sekreterliği, jandarma genel komutanlığı, genelkurmay istihbarat başkanlığı, genel kurmay iç güvenlik harekât merkezi. iki kere de diyarbakır’daki 2. taktik hava kuvvetlerine bildirilmişti.

kurmayları çağırdım. "alın okuyun. şu aylarca kafa yorduğumuz, uykusuz kaldığımız demiyeceğim, zaten olmadığı için; biz hakurk'ta burnumuzdan solurken, televizyonların haber bültenlerinde üst üste geçen, pkk'nın 5. kongresi neymiş görün." dedim.

birkaç kez okudular ve sonra bana baktılar.

"konuşmayacak mısınız? dilinizi mi yuttunuz yoksa?" dedim. harekât şube müdürü binbaşı ferhan:

"komutanım ben 17 yıllık subayım. hakkâri'ye katılışımdan itibaren öğrendiklerimin yanında, geçen 17 yılda öğrendiklerim bir hiç kaldı." dedi.

--- alıntıdır ---


gerçekten ne söyleyeceğimi bilemiyorum. gecenin bir yarısı, kan uykusu belgeselini izleyip gaza geldikten sonra yazıyorum bütün bunları. kelimeler gerçekten kifayetsiz kalıyor. ihanetin bu kadarı olamaz diyorum. yıllarca süren mücadele, kaybedilen 30.000'i aşkın can, harcanan milyarlarca dolar... her şey bu kadar mı değersiz? en çok güvendiğin, arkasında durduğun isimlerin/kurumların bile bu kadar ihanete bulaşmış olmasını içime sindiremiyorum. evet ihanete! başka bir kelimeyle ifade edilemez bütün bunlar. nedenini anlamakta gerçekten zorlanıyorum. içimden ana avrat küfretmek geliyor ama sonra susuyorum...

(bkz: söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil)
sad sad
görev yaptığım bölgelerde görev yaptığını, kan uykusu belgeseli ile tekrardan hatırladığım, evraklarının altındaki imzalarına hayran olduğum, türk silahlı kuvvetlerine mensup, zeki, çevik ve vatansever türk subayıdır.
panait ıstrati panait ıstrati
2002 yılında emekli olmuş tümgeneral. 1993-1995 yılında hakkari dağ komando tugay komutanıyken yapmış olduğu mücadeleyi anlattığı "unutulanlar dışında yeni bir şey yok" kitabıyla kamuoyu tarafından tanınmıştır. askeri geçmişine bakıldığında genelde orta sıralardan terfi etmiştir. çok az komutanın terfi edebildiği korgenerallik rütbesine ulaşamamış olması bu açıdan çok da garip değildir. ancak bir komutan olarak çok parlak bir kariyere sahip olduğunu beş defa aldığı üstün birlik yetiştirme şilt ve beratı kanıtlamaktadır. bu beratı bir subayın kariyerinde sadece üç defa alabileceğinin öngörüldüğü düşünüldüğünde ne kadar yüksek bir sevk ve idare kabiliyetine sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. esas acı olan bu birikiminden ordunun çok fazla istifade edememiş oluşudur. son görevi olan eğitim ve doktrin komutan yardımcılığı görevinde sadece bir yıl kalabilmiştir. kanımca en azından korgeneral yapılarak buraya komutan olarak atanması ve sonrasında da güneydoğuda jandarma asayiş kolordu konutanlığına getirilmesi pkk ile mücadelede bir dönüm noktası olabilecek bir insandır.
afjeo afjeo
hakkari dağ ve komando tugayı'nın komutanlığını 1993-1995 yılları arasında büyük bir başarı ile yürütmüş hulki cevizoğlu nun "başına torba geçirilen askerlerin başında siz olsaydınız ne yapardınız?" sorusuna, "aynı şekilde cevap verirdim.." diye cevap vermiş, 5 kez ustun birlik yetistirme nisani almis emekli tumgeneral, eli öpülesi vatansever insan.
tekmeleyen kuş tekmeleyen kuş
habertürk'te katıldığı basın kulübü adındaki programda fikirlerini beyan etmiş olan sıradışı paşa. özellikle, ırak tezkeresinin geçmesinin bize bir yarar getirmeyeceği ve bizim kuzey'e değil, güney şii bölgesine asker olarak göderilmek istendiğimizi belirtmiştir. bu bakımdan da tezkere ile bop un paralı askeri olacağımızı ve ırak'ta kurulacak kürt devletini engellemeye yönelik bir faydası bulunmayacağını belirtmiştir.
1 /