otobiyografi

recai pengül recai pengül
yeni farkettim ama bir insanın yaşamak ve takılmak varken vaktini harcayıp hayatını yazıya dökmesi ve hayat hikayesini başkalarına aktarma ihtiyacı hissetmesi ne büyük bir egoya işaret eder öyle.

hadi otobiyografi yazma sürecinin kendisinden zevk alanlar olabilir ama ben hayatımın herhangi bir döneminde biyografimi yazılmaya değer bulacağımı sanmam. bulsam bile kendi hayatımdan vakit ayırıp da onu yazacağımı hiç sanmam.
setheleh setheleh
bence bu lanet şey, "biyografiden ayrı bir türdür" iddiasını geçtim de tür bile değildir! hala nasıl yazılıyor anlayabilmiş değilim. yahu benim hayatımın ilgi çekici , yeni nesilleri doğru yola sevkedici bir yanının olmayacağından da değil, ben nasıl insanlara kendimi anlatacağım? niye anlatacağım? neyin peşindeyim ben?

yahu yazarsam bir salaklık yapıp da anında piyasadan toplatıp ilk sayfaya "bu, şu an elinde kalemi tutan setheleh'in puslu sisli zaman koridorunda yürürken gördüğü diğer 'setheleh' leri anlatmasıdır. inanmayın , yalancı lan bu adam" yazdırıp yeniden sürdürmezsem adam değilim!
toplum önünde kendimi aklamak aklımın ucundan geçmez, "bu yaz çok günah işledim peder" diyeceğimi de sanmıyorum. ne çoğunluğun bana hak vermesi ne de tanrı ile barışmak için yazarım bunu . zaten yazmam otobiyografi falan; sakızlara fal yazarım, otobiyografi yazmam.

insanları kandırmayı boşverin. ben nasıl o "şey"i açarım insanlara. bu zamana kadar sakladığın "şey" bu muydu deyip benimle dalga geçmezler mi? onu buruşturup değersiz bir kağıt gibi bir köşeye fırlatmazlar mı? bazen ele verir gibi olduğun o şey bu muydu demezler mi? yok...böyle bir aptallık yapacak değilim...
sdtkin sdtkin
iddialıyım, yazın türleri arasında en zorudur. arkadaş sadece bir paragrafla anlatmam istendi, geberdim yazana kadar. öyle öykü, deneme, biyografi falan hiçbir şey. kendinden nelerle bahsedeceğini hiç bilemiyor insan. çok fena çok.
jouissance jouissance
"birinin kendi üzerine yazması iddialı bir fikirmiş gibi görünür; ama aynı zamanda basit bir fikirdir; intihar fikri kadar basit." (r. barthes)
evrenin gözlemlenemeyecek kısımlarındayım evrenin gözlemlenemeyecek kısımlarındayım
ahmet erhan şiiridir.


sana artık ahmet erhan diyorlar
yalnızlık, ölümün üvey kardeşi
eve hep geç saatlerde gelen babaların
ayak izlerinden yükselen buğu
bir toprağın, dalına dokunamadığı yerde büyüyen boşluk
ayışığında kaldırımları süpüren bir kadının
ikide bir durup, burnunu önlüğünün koluna silmesi
gibi boğuk, gibi çıldırtıcı, gibi silik

sana artık ahmet erhan diyorlar
nereye gideceğini yitirmiş
yol, uçurum, dağ, bayır, çöl
bir kuşun kanadından çıkan kav
bir kibritin ömrünün, bir tek sigarayla sınırlı olması
- alkol, kendileri seni seviyor
her el titremesinin bir fotoğrafını çekmeli
yanık masa örtülerinin, kırık bardakların
günışığında herşeyin, herşeyin görünmesi
gibi iğrenç, gibi gerçek, gibi anlamsız

sana artık ahmet erhan diyorlar
tökezlemiş söz, suskun türkü, rendelenmiş umut kırıntısı
şiir... alkolik bir babadan artakalmış sarışın güz boğuntusu
çıkılmaz buradan artık diyor bir ses,
hiç değilse kapıları iyice örtün
soğuk, yalnızlığa özenip girmesin içeri
gibi sinsi, gibi alaycı, gibi bungun

sana artık ahmet erhan diyorlar
kötümserlik, kusmukların çiçek kalıplarına dökülmüş hali
herşeyin göreceli olduğu bir dünyada iş mi bu şimdi
değişimlerin bir türlü dönüşüme varamadığı yerlerde
aklımı teğelliyor bir çocuk durup dururken
gibi çılgınlığa, gibi serseriliğe, gibi ölüme

sana artık ahmet erhan diyorlar
parmak damgasının mülkiyete yettiği bir çağda
yüreğini kağıtlara basmanın bedeli
damarlara dolan toprak kokusunun hep ölümü çağrıştırdığı
yaşamın, konuşulan en eski lehçesi
gibi okunmayan, gibi tozlu, gibi gülünç

sana artık ahmet erhan diyorlar
diklendikçe, kendi rüzgarından başı dönen gurur
yürüdükçe, yollardan pencerelere yükselen buhur
çok şey görmüş geçirmişsin biliyorlar
gibi ölüm, gibi aşk, gibi şiir

sana artık ahmet erhan diyorlar
akdeniz 1958.1.72, 60 kg.,
evli, karısı hamile, iki paket sigara.
sabah dokuz akşam yedi. - sahi ne vardı başka?
evet, diyorlar ve ekliyorlar:
önüne geleni öpme isteğiyle dolu bir insancıllık
sonunda götürse götürse, çiçek götürür kendi mezarına
gibi deli, gibi meczup, gibi seyda

ve keçe uçlu bir kalemle yazıyorlar:
doğacak çocuğuna ad düşünen nihilizm
sabahın alacakaranlığında, bir uçurum önünde
bekleyen dirim
sana artık ahmet erhan diyorlar.
tyfngkts tyfngkts
otobiyografi, kişinin kendi biyografisini yazması demektir. yani tıpkı bir ressamın kendi portresini yapmasına otoportre denmesi gibi, bir kişinin belirli kurallara bağlı kalarak kendi hayat hikayesini anlatmasına da otobiyografi denilmektedir. buradan otobiyografi hakkında merak ettiğiniz her şeyi öğrenebilirsiniz:
Otobiyografi Nedir? Nasıl Yazılır? Örneği ve Özellikleri