otobüs yolculuğu

1 /
h376
özellikle kış ayları dandik firmalar çekilmezdir.
bu yolculuklarda.adamlar kış mevsimidir, müşteri üşümesin diye kaloriferi sonuna kadar açıp içindeki insanları pişirmek suretiyle ilk molada hasta olmalarına sebebiyet verirler. sorarsan hizmette sınır yoktur derler. hakketen sınır yok.
hayır bunların alayına zamanında fazla sıcaktan ve paradan zarar gelmez lafını mı söyledi ? bu boku yiyeni eşeklerle çiftleştirmek gerek tabi.

efendim herkes rahatsız olur lakin bir tane akıllı insan çıkıp şunu biraz kapatın birader demez, diyemez. sebeplerini sonra tartışırız.

lakin arada kıl bir teyze çıkar ve söyler. tabi söyleyiş tarzı genelde insanca değildir o da ayrı mevzu.

+ayyy muavin beyy kapatın şu klimayı artık ayyy fenalık geldi..

-peki abla hemen söylüyorum şöföre.

+aaaa ne ablası terbiyesiz.

-özür dilerim efendim.(der ve muavin şöförün yanına doğru gider)

+ayy nedir bu kardeşim..hasta edecekler bizi. bu firma da iyice kötüleşti canım, baksana muavini bile ne kadar kaba, bir daha gelmeyeceğim bu firmayla, hep hüseyin in yüzünden dedim o kadar da başka firmaya bilet al diye. yok anacım ben de şans yok ki, şans olsa başka bir adamla evlenirdim. zaten geçenlerde hüseyin dır dır dır dır dır.
h376
tabi mola yerleri ise apayrı malzemedir.
en kral mola yerlerinin yemekleri dahi 5 yıl önceden kalma, ve genelde etler eşek etindendir. fiyatı ise şişkindir. yedikten sonra küfür etmeyen insan sayısı çok azdır.

otobüs mola yerine girmesiyle bir anons duyulur.ama bu bir mola anonsu değildir.sanki hatim duasıdır. hayır anonsu duyup ellerini dua eder gibi açanları, sonra fatiha okuyanları da gördük.(tamam görmedik ama olabilir)

haziktirturizmindavaryolcularıdümbükdinlenmetesislerinehoşgeldiniz
kaptanınızyarımsaatliksıçmamolasıvermiştir.bizi seçtiğiniz için teşekkur ederiz. amin.
captor of sin
nedense uyuyarak değerlendiremediğim bir yolculuk türü. eğer bu yolculuk gece oluyorsa benim için eğlenceli olabilmektedir: gecenin olmadık saatlerinde zırt pırt muavini çağırıp su istemek suretiyle muavine işkence çektirilir ve orgazmdan daha zevkli bir duygu tadılır.
geukka
başlangıçta oldukça zevklidir.otobüs konforlu gelir, ooh ne güzel keyif yapa yapa gezicem etrafı görücem dersiniz.ama bir süre sonra etrafa bakmak sıkar içinizi, hadi uyuyayım bari biraz dersiniz. ama demin süper konforlu olduğunu düşündüğünüz koltuk bir anda sıkmaya başlar. otobüs koltuğu yatak da değil li bi o tarafa, bi diğer tarafa dönesiniz.

neyse eninde sonunda uyudunuz diyelim. bir süre sonra uyandığınızda hala varmadığınızı farkedersiniz. daha yol da uzundur. sizse hala yatak diye bellediğiniz koltukta oturmaktasınızdır.işte o an o koltuk size hastane yatağı gibi gelir.uyumayacaksınızdır ama orda öylece oturma zorunluluğu vardır. hele bir de uyurken mola yapıldığını farzedersiniz ki, o an alayına isyan edesiniz gelir.

otobüs yolculuğu iyidir güzeldir ama anca kısa yollarda.
siyah
bir dönem en sevdiğim aktivitelerden (pek aktif olunmuyor aslında yolculuk esnasında) birisiydi otobüs yolculukları. cam kenarında, annemin yanına oturup telefon direklerini saymak, bir sonraki trafik levhasında ne yazıyor diye meraklanmak, yolun kenarında otlayan ineklere "aa! ne büyük koyunlar bunlar anne!" diye hayretle bakmak, kuşları seyretmek, bir sonraki mola yerine kadar çişini tutmak zorunda olmak...

artık yalnız başıma yolculuklar yapıyorum. hiç birisinde aynı tat yok. keşfedilecek ne devasa koyunlar kaldı, ne de farklı bir trafik levhası galiba. kalan tek şey bel, omuz ve boyun ağrıları.
blinkin
uzun yollar çekilmez olur.kısa yollarda bile kimi zaman kötü şeyler yaşanabilir.yanınızdaki iyiyse sorun yok ama bir manyağa denk geldiyseniz* işiniz harap.hele ki birde otobüste hiç susmayan bir bebek ve muavinle durmadan tartışan yaşlı amcalardan varsa...!
chicaloca
çeşit çeşit insanın olduğu bir garip yolculuk bu. kimi ailesine, kimi sevgilisine, kimi okuluna, kimi de işine gidiyor. bir duraktan binip, ötekinde iniyor. hayatının belirli bir kısmını boş arazilerle çevrili uzun yollarda, otobüs yolculuğunda geçiriyor.

küçükken, kayseri'de yaşayan anneannemi ziyaret etmek için bolca otobüs yolculuğu yapmışlığım vardır. o zamanlar uzun ve sıkıcı gelirdi bana. ya uyurdum annemin kucağında ya da kardeşimle kavga ederdik yol boyunca. tabi o zamanlar o 403'ler, neoplan'lar, starliner'lar falan da yoktu. sigara da içilebiliyordu. hatta klima bile yoktu galiba, tam hatırlayamıyorum.

annem yanında kek, börek getirirdi otobüse, acıkırsak yiyelim diye. yanında oturan teyzeye de verirdi o keklerden. karnımızı doyurduktan sonra kardeşimle bizi kendi halimize bırakır, kahve sigara keyfi yapardı. ben, kardeşim uyuduğu zamanlarda dışarıyı izlerdim camdan. tarlalara, ağaçlara, köy evlerine bakardım. bu tarlalarda çalışan insanların evleri nerede, buralara nasıl geliyorlar diye düşünürdüm. telefon direklerine bakardım, üstlerine konan kuşları izlerdim. küçüklüğümün unutulmaz anlarındandı otobüs yolculukları.

şimdi otobüsler değişti, yollar kısaldı, insanlar farklılaştı. otobüs yolculuklarının eski tadı kalmadı.
chixculub
istanbuldan ege'nin herhangi birine yapılacak olanları eğer ertesi gün izmir'de süper ligde şampiyonluğu belirleyecek bir maç* ve muhalefet yanlıların düzenleyeceği bir miting* var ise ertelenmeleri ya da vazgeçilmeleri gereken yolculuklardır. inanın bana eğer türkiye'nin her şehrinden insanı çekebilecek kadar organizasyonlara ev sahipliği yapıyorsa izmir ve siz de tam bu organizasyon'un arifesinde ege'de herhangi bir yere gitmek için bilet aldıysanızdaha az keyifsiz lanet olası bir otobüs yolculuğunu unutabilirsiniz. tam bir mahşer günü kalabalığıyla tıkanmış yollar yolculuğunuz ve moralinizin içine edebilir, sinir ve stres kat sayınız bir kaç haneli sayılarla çarpılabilir.

daha evden çıkmadan önce yapacağınız yolculuğa ilişkin anormallikler sizin hevesinizi kırmayı başramaz ama servise yetişmek için beşiktaş'a gidecek otobüsü beklerken işin içinde yine bir gargamel numarası olduğunu anlar, şirin olmanıza lanet edersiniz. gece vakti caddedeki çöpü alması gereken çöp arabası tam siz otobüs beklerken çıkagelir ve cadde trafiğinin içine eder, 3 sınıf markete yumurta kolilerini indirmeye çalışan malcolm x tavukçuluğa ait aracın caddenin olmadık bir yerine parketmesinden bahsetmiyorum, ya da cadde berberinden çıkan bir grubun yine caddede kılıç kalkan oynamasından da. 80 kuruşa gideceğiniz yola artık 13,5 ytl bayılmanın ve zamanında yetişebilmenin kararını verip bir taksi çeviriyorsunuz, bir kaç kablumbağa hızına eş değer hızla yola çıkıyorsunuz, her yazın yol deşme ıvır zıvır yapma çalışmaları yaptıkları için belediye çalışanlarına iyi dileklerde bulunuyorsunuz her dakika aldığınız yol kadar.

taksiye binerek servis kalkmadan yetişebiliyorsunuz ama biraz önce taksideyken ve öncesinde evinizin yanındaki caddeyken sizi çıldırtan trafik beşiktaş taksim arasında size tekrar dil çıkartıyor ama oralı olmayıp sızıyorsunuz. uyadığınızda terminale varmış olduğunuzdan dolayı biraz mutlu oluyorsunuz ama hain gargamel ağlarını örmüş sizin zaten keyifsiz olan yolculuğunuzu daha da çekilmez yapabilmek için planlar yapmıştır. karşıya geçebilmek için fazladan 1 saat çaba harcadıktan sonra harem'e ulaşıyor ardından harem'den feribotla yalovaya geçebilmek için yola çıkıyorsunuz. ama hiç sevmediğiniz fener taraftarı ceza nedeniyle izmir'e verilen maça ve desteklediğiniz bilinçili toplum bireyleri gündoğdu'da düzenlenecek mitinge gittiklerinden dolayı feribota binmek için yaklaşık 2-3 saat bekliyorsunuz. normalde bursayı geçmeniz gereken saatte feribotta bir türlü susmak bilmeyen fener taraftarıyla yarım saatlık bir feribot yolculuğu yapmk zorunda kalıyorsunuz. yolun geri kalanını sorunsuz bir şekilde almanıza ve eve varmanıza rağmen burnunuzdan solumanıza engel olamazsınız. bir daha böyle bir yolculuk için böyle kritik günler seçmemeye tövbe edersiniz.
1 /