otobüste cep telefonunun kapatıldığı yıllar

a sami bayraklı a sami bayraklı
karanlık yollardan geçtik,
zehir gibi sular içtik
bir yanımızda ölüm
bir yanımızda yar sevdik.

ilerde çocuğum olsa, gençlik dönemine gelse, her "bizim zamanımızda şöyleydi" diye kafa siken yaşlı gibi ben de lafa girip "bizim zamanımızda cep telefonlarının yeni yaygınlaştığı dönemlerde otobüslerde telefon yasaktı. otobüsün camlarında işaretler vardı. birinin telefonu çaldı mı herkes uyarırdı" şeklinde anlatsam alacağım tepki,

- moruk bilmiyoruz diye bizi mi yiyorsun sen yeaa?

- bırak dalgayı babalık ne diyorsun sen?

bu şekilde olur. hoş gerçi o zamana kadar uçaklarda da tamamen serbest kalacaktır ama şimdi buradan bakınca otobüs kadar şaşırtmaz belki uçak. otobüsün fren sistemleri ile benim telefonumun bağını bir türlü çözemedim çünkü. arabadaki sistem farklı mı? ya da otobüsün fren sistemi yoldaki insanlardan gelen sinyali alamıyor mu?

yıllar önce evimizin yakınındaki ana yolda alt geçitte kaza oldu. duyunca koştur koştur gittik tabi biz de. belediye otobüsü orta refüjdeki üst geçidin ayaklarına girmiş. tabi efsane yayıldı direkt, "altgeçide girerlerken birinin telefonu çalınca frenler kilitlenmiş ve kaza yapmışlar" diye. oysa orası virajlıydı ve öncesinde de sonrasında da çokça kaza olmuştu. zaten telefonunu kapatan da yoktu, sessize alıp geçiyordu millet.

tabi otobüste telefon yasağı da yıllar sonra ortadan kalktı ama etkileri daha uzun sürdü. laf anlatamayacağım yaşlıların beni uyardığını hatırlıyorum telefonla konuşurken. teyze artık serbest serbest. şu kafaları bi açın ya. açın bi kafaları.
telmessos telmessos
telefonu çalan kişinin tuhaf tepkiler aldığı, linç yediği yıllardı. insanların telefonlarını, kemerlerine taktıkları deri kılıflarda taşıdıkları karanlık bir dönemdi. neredeyse bele takılan çantalar kadar kötüydü. neyse ki bitti.

yıllar önce, izmir'de 90 numaralı otobüs ile seyir halindeydik. birinin telefonu çaldı ve herkes başını endişe ile sese doğru çevirdi. genç bir adam, etrafındaki kaygılı gözlere aldırış etmeden pişkince telefonda konuşmaya başladı. şöför uyardı ama pişkin adam dinlemedi. şöför bir kez daha uyardı, hatta bağırdı ama pişkin adam yine sallamadı. şöför frene bastı, otobüsü durdurdu ve aşağıya indi. durağa oturdu, öylece bekledi. yolcular şoföre seslendi ama şoför duymamazlıktan geldi. sanki sevgilisine trip atar gibi, "o adam buraya gelecek ve özür dileyecek" diye bağırdı. kimse şoförü ikna edemedi. pişkin adama karşı homurdanmalar başladı ve yaklaşık 5 dakikalık bir beklemenin ardından pişkin adan aşağıya indi, şoförden özür diledi. şoför gururlu bir edayla yerine oturdu ve yola devam ettik.

bu olaydan sonra, ne zaman otobüste telefon çalsa bu absürt olay aklıma gelir, genç adamın pişkinliği, yolcuların şaşkınlığı ve şoförün akıl almaz gururu!
7
purge me purge me
2000'lerin başları ve ortaları bu döneme dahil olsa gerek, net hatırladığım zamanlardır. otobüsle en sık seyahat ettiğim yıllardı. mutlaka, kurallara uymamayı marifet sayan ve uyarılınca da herkesle dikleşen, dayak atmalık bir tip olurdu bu yasağı delen. muavinlerin tüm nazik ricalarına, "taaam be kardeşim beeeee iki dakka sonra kapatcaz beeeee" diyerek konuşmayı uzattıkça uzatırdı. böyle durumlarda hep olduğu gibi, mahalle baskısı devreye girer ve otobüste, "fren sistemini bozuyormuş işte kapat güzel kardeşim" cümleleri yankılanmaya, sesler yükselmeye başlardı. o cümleler yavaş yavaş, "kapatsana lan şunu çakmayim ağzının ortasına terbiyesiz pezvenk" e dönerdi. işte o zaman bu telefonda konuştukça konuşan, güzelim otobüsün fren sistemini mahveden (nasıl sistemdi o hala bilmem) vatandaş paşa paşa telefonunu kapatırdı. bu dönemlerde, bu millet anca sikişten ve dayaktan anlarmış düşünceleri kafamda yeni yeni filizlenmeye başlamıştı. güzel yıllarmış.

değişen bir şey yok. şimdi de maske konusunda aynı bok beyinlilerin soyu var ortalıkta. kafada zerre değişim yok. herkes maske takıyor sevsek de sevmesek de. ama biri takmıyor işte mutlaka toplu taşımada mesela.

"tamam lan kes takacaz işte" diye çıkışıyor uyarılınca da, haberlerde her gün görüyorum.. bu adam neden anlar peki? elbette sağlam bir dayaktan. şiddetin her türlüsü kötüdür diyen bi yazar vardı onu getirin şu an bana gaza geldim sdlkfj.
bucuu bucuu
bu yasak yüksek sesle telefonda konuşmanın yasak olması şeklinde güncellenseydi keşke çünkü ben bazen dayanamıyorum insanlara.
başlığı görünce aklıma gelen bir anımı anlatmaya karar verdim. alakasız ama bir yandan da az da olsa alakalı gibi.
toplu taşımada tuhaf olaylar yaşayan birisi olduğum hatta belki de nostalji bağımlısı olduğum için bu olay farklı şekilde de olsa 2019 yılında başıma geldi.
okuldan dönerken otobüse bindim. her türlü ulaşım aracında cam kenarında oturma tutkum olduğu için bakındım ve en arkadaki 3lü yerin boş olduğunu gördüm, cam kenarına oturdum. kesin trafik vardır 45 dakika 1 saat yolum var ama olsun müziğimi dinleye dinleye giderim diye düşünüyorum. baya yaşlı bir amca geldi yanıma oturdu. telefonu gördü. onu kapatman lazım kızım dedi gülerek. ben de gülümseyerek neden dedim. kalp pili varmış ve telefon etkiliyormuş. kapattım mecbur. sonra amcanın diğer yanına bir başka adam oturdu. amca o adamın telefonunu kapattırmadı arkadaşlar. yumuşak yüzlülüğün dezavantajı sanırım. 1 saat mal gibi gittim o yolu. zordu benim için.