otostopçu

hawk hawk
yönetmeni : dave meyers olan bu film; 1986 yapımı klasiğin bu gerilim dolu, yüksek tempolu yeniden çevrimi. bir otostopçunun, iki gencin yolculuklarını kabusa dönüştürmesini konu alıyor. vizyondaki bu yeni film, çok basit olmakla beraber bir saat yirmi üç dakika olup, tamamen otostop çeken adamın* ve iki gencin üzerine kurulmuştur. sayılı sahnelerde yerlerinizden zıplamamanız imkansızdır.
(bkz: the hitcher)
the hitcher - official movie web site from filmmaker michael bay's platinum dunes production company ("the texas chainsaw massacre" [2003], "the amityville horror" [2005]) comes a remak... thehitchermovie
semestersami semestersami
sürücü emniyet kemerini takmak için çabalarken ellerini direksiyondan çeker, yanında oturan, henüz arabaya yeni binmiş olan otostopcu bayan durumdan ürker ve aralarında şu diyalog gecer.

- direksiyonu tutayım istersen?
- vitesi tut...

(bkz: ilginç)
enerjilülüsü enerjilülüsü
kendimde gördüğüm parça, ilk yardım cümlesi tek kelimelik ve sonu noktalarla dolu.

çok kez ağladım kendimi aynada gördüğümde. kimi zaman da yolda kalmışlar var en sarılıp ağlanası,
boğazında düğümlenen cümleleri söyleyemedikleri,
onlara sarılmadım.

paylaşamıyorsun ya, uzaktan baktığında barlar sokağına mutlu ya herkes, alkolden bilincini yitirmiş kavga eden delikanlılar hariç.

dört tekerlek dünyada yayan kalmışım ben. otostop ne fayda?

kendini sürekli tekrar eden bir döngü içerisinde acı çekiyorum gereksiz, bir o kadar da gerekli yere.

çözüm birçok kişi gibi beni de sabırla sınıyor.

süreç fazla uzadı arabasına bindiğim adsız insan,
altın vuruş mu yapsak?
içimde patlayan düşünceler, cümleler kafa yapıyor artık.

acıyı içimde hissediyorum, şarkıda hissediyorum be!

bir de durup durup kalitesiz lastik gibi hiç ummadığın bir anda patlak vermesi yok mu senin gibilerin? artık hissedemiyorum da be!

sizi gidi tıkıntı insanlar.

bu arada kafanı şişirmiyorum di mi, arabasına bindiğim adsız

ben çok ısındım
arabana.

doktor diyeyim mi sana?

durduramıyorum dönen dünyayı, hızlı geçen zaman yetmiyor bana.

bu arada ellerimdeki ve yüzümdeki çizgiler artmış neye işaret bu doktor?
öyle mi?
genç değil miydik yahu?
hay ben bu dünyanın, tersine dönse bile boş demek…

yazarız uzaktan uzağa yine, sen de işe yaramadın ya be doktor, yine baş başayız ilkyardım cümlelerimle…

otostop ne ala, dört tekerinle kal buralarda

ineceğim çünkü,
sağol demeyeceğim, işe yaramadı ki sürüşün
araba götürdü bizi bi yere

sen deva bulabildin mi şu adsıza he doktor:

tek cevabın kulağımda "in aşağı"

geriye kaldı bitmiş otostop, ilk yardım cümlelerim.
seyyarsilahşör seyyarsilahşör
gideceği yerlere başkalarının araçlarıyla giden kimsedir. otostopçunun masum duruşu, güvenilir bir tipi olması ona avantaj sağlar. bunu bir hayat felsefesi haline dönüşmüştür pekçok kimse vardır. her ne kadar tam olarak otostopçu olmasa da otostopçu deyince aklıma into the wild filmi gelmektedir.
tospaaa tospaaa
dave meyers'in yönettiği başrolünde sean bean ve sophia bush'un oynadığı polisiye gerilim filmi. ben pek beğenmemiştim ama izlenir yine de.

-------spoiler-------

jim ve grace yağmurlu bir gecede johnu
arabaya aldıktan sonra ölümcül bir psikopat
olduğunun farkına varırlar. hayatlarını
kurtarmak için kaçtıklarında ise belânın
daha yeni başladığının farkında değildirler.
john, işlediği cinayetleri jim ve gracein
üzerine yıkar. ve çift bir yandan bu psikopat
katili durdurmaya çalışırken, diğer yandan
da masumiyetlerini kanıtlamak için polisten
kaçmaya başlar.

------spoiler-------

edit: imla.
toshiro toshiro
yıllarca otostop çektim, özellikle yaz tatillerimde. ülkenin yarısından çoğunu, doğudan batıya kuzeyden güneye otostop ile yol aldım. mesele yolu bedavaya getirmekten ziyade insan tanımaktı ki itin öldüğü yerlerde beni arabasına alan dayılar "ne işin var buralarda yahu" diye sorduklarında "nolsun işte abi, seni tanımaya, seninle bu yolu geçmeye geldim" deyip koyu sohbetlere giriştiğim çok olmuştur. almayana bir şey demedim ki o yaz sıcağı altında çifte kavrulmuş tenim ve 1 karış uzamış sakalımla almamalarında da kendilerince haklılık payı illa ki vardır. misafir edenlerle de güzel anılar biriktirdim. at arabasına da bindim, mersedese de, tıra da bindim, jeepe de...en cahil cühelasıyla da en enteliyle de sohbet ettim. şuncacık da pişmanlık duymadım yaptığımdan, iyi ki de yapmışım. ha bir daha yapar mıyım, yapıyor muyum? hayır. çünkü o bir kere oluyor. o beni işin içine çeken o belirsizlik hissi, eskisi kadar baskın değil. yani şimdi birisi bana istanbuldan antalyaya otostopla gitmekten bahsetse, benim için iş değil bu. her ne kadar basit geliyor desem de en son gidişimde 300km yolu otostopla geçip son 50km otobüse binişimi hatırlatıyorum kendime. işin doğrusu, artık başka bir hayatın içindeyim.