oysa herkes öldürür sevdiğini

bu nasıl bir teyatora bu nasıl bir teyatora
oysa herkes öldürür sevdiğini
kulak verin bu dediklerime
kimi bir bakışıyla yapar bunu
kimi dalkavukça sözlerle
korkaklar öpücükle öldürür
yürekliler kılıç darbeleriyle
kimi gençken öldürür sevdiğini
kimi yaşlıyken
şehvetli ellerle boğar kimi
kimi altından elleri
merhametli kişi bıçak kullanır
çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
kimi yeterince sevmez
kimi fazla sever
kimi satar kimi de satın alır
kimi gözyaşı döker öldürürken
kimi kılı kıpırdamadan
çünkü herkes öldürür sevdiğini
ama
herkes öldürdü diye
ölmez...
mustehzi13 mustehzi13
oscar wilde'nin güzel şiirlerinden bitanesi.
sade ama çok derindir.
anlatmak isteneni net bir biçimde anlatır.
ayrıca ezel dizisinde ramiz dayı tarafından seslendirilerek bir çok kişinin bilmesine ön ayak olunan dizelerdir.
güzeldir. ezbere alınmalıdır.
eyes on you eyes on you
daha yeni unutuyordum seni. sigaraya başlamamıştım. günde en az 5 kere aklıma geliyordun olur olmadık. evet sayıyordum. tıpkı seni eve bırakırken adımlarımızı saydığım gibi. içinde sen olan her şey beni hala alakadar ediyordu. babamla aram yeni yeni iyileşiyordu. aşık olunca her şeyi, herkesi bir kenara bırakıyor insan. iki tarafda birbirinin değer verdiklerini yok etmeye çalışıyor ve genelde başarılı oluyor. belki bu yüzden. bir hayatım olduğunun yeni yeni farkına varıyordum. en boktanindan hem de. yarım kalmış hayallerimizi tamamlamaya çalışıyordum. yine de senden başkasıyla olmuyordu ama. başrol oyuncusu sendin hep önceden olduğu gibi. barışmanın 89 (bunu saymadım) türlüsünü düşünüp de hayal kırıklığına uğramamıştım ama henüz, ona daha vardı. sarhoşlukla çakırkeyif olmak arasındaki küçük farkta gibiydim. yüzünü unutmamıştım. bedduaların da beni unutmamış olacak ki her gece uykumda cezalandırılıyordum sen tarafından. zeki müren dinlediğim oluyordu. arkadaşlarla biradan çok rakı içmeye başlamıştık. sen de vardın masada dördüncü bardaktan sonra. insanlara daha samimiydim. kadınları daha çok seviyordum. abartmayı seversin, çok dediysem o kadar da değil. henüz dört kez haftalık ilişkiler yaşayıp ayrılmamış, iki kez de reddedilmemiştim. onlar çok sonra oldu. hatıralara da saygımı yitirdiğim zaman. sonra ne olduysa o gece oldu. içiyorduk yine biz bize. muratın lisedeki haliyle dalga geçiyorduk gülerek. o zaman farkettim uzun süre sonra içten gülebildiğimi. 6. bardak oldu ve sen gelmedin. nasıl da telaş yapmıştım. seni arayan çocuksu halımı dün gibi hatırlıyorum. ilk buluşmamızdaki aptal ben iste, öyle düşün anlarsın. o gece rüyamda da seni aradım ona da gelmedin. hatıralar; düşündükçe rakı sofrasında anlattığım şekilde yasanmamaislar gibi geldi. bir boşluk gibi hissettim kendimi. büyüdükçe büyüdü ve beni de içine aldı. hanı korkuyorum dediğinde söylerdim hep "bosver, beni bir tek senden sonra ölmek korkutuyor." diye o gece o boşluğun beni öldürmesinden korktum. ve ben o gecenin sabahında içimde oldurdum seni. daha önce defalarca denemiş fakat ben elimde bıçakla, arkanda beklerken hep filmlerdeki gibi tam zamanında güzel yüzünü dönmüştün bana. yüzünü unutmuştum o gece. yine de kıyamadım sana, ayrıldığımızda ölse üzülmem diyordum murata ama oturup arkandan ağladım. oysa herkes oldurur sevdiğini.
birfincancay birfincancay
bu kalıptaki "oysa" hangi iddiaya tepki olarak yerleştirilmiş acaba? bunun müsebbibi kimdir? yani kim bunlara "arkadaş kimse sevdiğini öldürmez öyle saçma şey mi olur" demiş de bu her köşede karşımıza çıkan manasız lakırdı peyda olmuş? aynı şekilde, soner sarıkabadayı nın telefonlarına çıkmayan, çıktığı vakit sesini duyunca soner in kim olduğunu çıkaramayan allahsız kimdir? neye sebebiyet verdiğinin farkında mı? toplum içerisinde bir infial var. bunların belli sorumluları var. bunların peşine düşelim.

ya da hakikaten herkes öldürsün sevdiğini. sen ona o bana ben berikine hepimiz birbirimize yeteriz. öldürelim silinsin herkes tarihten. yoksa bu su hiç durmaz. al, yine klişe. klişe. yeter.
birfincancay birfincancay
ben öldürmüyorum lan sevdiğimi. size inat. kefir içiricem karadut yediricem kiraz sapı kaynatıp zorla yutturucam daha da yaşatıcam sevdiğimi. ölümden fanilikten bezdirdiniz. karbon fibere çeviricem sevdiğimi.
maça tangasını vuran adam maça tangasını vuran adam
oscar wilde'ın reading zindanı baladı adlı kitabındaki şiirin en güzel cümlesidir.

zihinlerimize tuncel kurtiz sesiyle kazınmıştır daha çok ve enteresandır ki kitabın türkçe çevirilerinde bu şiir tam olarak bu şekilde çevrilmemiştir. ve tüm samimiyetimle söylüyorum ki tuncel abimizin okuduğu çeviri çok daha güzeldir. internette arayıp okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız.

sözleri bi de ben yazıp baygınlık geçirtmek istemem zira herkes her yere yazmış.

ben oscar wilde böyle bir şeyi neden yazdı, bildiğim kadarıyla anlatayım en iyisi.

özetle oscar'cığımı hapse atıyorlar. kaldığı hapishanede idam mahkumları da var. bir gün bir tanesini soruyor oscar, "kim bu adam, suçu ne, niye idam edilecek?".
ve öğreniyor ki adam karısını öldürmüş.
işte bunun üzerine olaya soyut bir anlam yükleyerek,

"iyi de, herkes öldürür ki sevdiğini, kimi bakışıyla yapar, kimi ağdalı sözlerle, kimi öpücükle, kimi kılıçla, ama siz sadece kılıçla öldürenleri mi öldürüyorsunuz? ya diğerleri?" demek için yazmıştır.

iyi ki de yazmıştır.
diren bonibon diren bonibon
nedense tuncel kurtiz'in okuduğu o efsane şiirden önce aklıma fight club'ı düşüren söz.

"insan sevdiğini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında bakın, insanı öldüren de hep sevdiğidir"

respect.