oyuncak dünya

1 /
posforanj posforanj
yavuz çetin'in müzisyeni oynadığını söylediği parça.

oyuncak dünya
oyuncak dünya

bu oyun çok kolay sen de oyna
kir ve dök, yap ve boz
yeniden başla
hepimiz çocuklariz aslinda

kimisi askercilik oynar
kimisi hirsiz ve polis oynar
kimisi evcilik oyunu oynar
ben de müzisyeni oynarim şimdi

bazi çocuklar hiç uslanmazlar
onlar hep oyunbozan olurlar
durmadan üzdüler diğer çocuklari
hep bozuldu oyunun kurallari

kimisi saklambaç oynar
kimisi kovalamaca oynar
kimisi doktorculuk oynar
ben de müzisyeni oynarim şimdi
sarnar sarnar
sahip olduklarıyla adeta karum'u bile kıskandıracak olan dünyalıların dünyamız için kullanabileceği tabirdir. bizim için bu dünya çok büyüktür ama onlar için oyuncaktır, ister sallar, ister öper, ister kırar.
mechanic god mechanic god
aslında çok çok farklı şeyleri anlatmış olduğunu düşünüp büyük bir can acısıyla dinlediğim parçadır.bir insan içini bundan iyi nasıl anlatabilirdi ki?böyle bir şarkı yazmış olduğu için kendisine teşekkür etmek isterdim ama artık gitti değil mi oyuncak dünyamızdan??
skolyoz skolyoz
15 ağustos 2001 tarihinde aramızdan ayrılan eşsiz müzisyen (gazeteci erdal çetin'in oğlu) hilmi yavuz çetin'in hayran olunası sözlerden oluşan ve her zaman dinlenebilecek şarkısı.
scrappy scrappy
çok geç tanıştığım şarkı.

kır ve dök, yap ve boz

oyna.

söyleyeni müzisyeni oynamış.

müzisyeni oynamış ve müthiş bir finalle bitirmiş ya da ara vermiş oyununu. boğaz köprüsünden oynamak. ya da atlamak. tahtadaki en son hamle ve biter nihayetinde kazananı ya da kaybedeni olamayacak olan bir oyunda müzisyen kazanmıştır ya da kaybetmiştir kimse görmez. düşünmez. oyun bitmiştir serin sularda. motorin kokan gri sularda. beton etkisi yapan beton rengi sularda.

ölmek için güzel bir yer. bırak kendini boşluğa. rüzgarın fısıltısı ve martıların çığlıkları kulaklarındayken, son bir kaç saniyen kala kafanda çalan şarkın. bende rajaz çalardı belki. hedefe hiç ulaşamayacağımı bile bile takip ettiğim yıldızlarım son defa parlardı gözlerimin önünde. sonrasında gri sular. gri şehir. motorin kokusu.

boğazın fısıltısı. kayıp bedenimi kemiren minik balıklar. yüzyıllardır boğazın gerçek sahibi olan balıklar. boğaz olurdum. gri sularda biçare balıklara oksijen olur sonra karbondioksite dönüşür uçar, bir fısıltıyla keltlerin eski mekanı, siksik restorantların yeni mekanı galataya uçardım. kuleye dokunur, oradan sarayburnuna bir martının kuyruğunda giderdim. martı sıçar, ve ben bir japonun bir kaç saniye sonra basacağı bir boka karışırdım, topkapı sarayı'nda. yüzyılların fısıltılarını nihayet duyabilirdim. belki de kafamda rajaz.

ama bitirmedim henüz. boğazlı bir şehirde değilim. kendimi atmaya korkarım. arabalardan bile korkarken, boğaz köprüsünden kendimi soğuk/serin sulara atmanın imkansızlığını yaşadığım bir şehirde ne sonu ne arası ne finali?!

iyi böyle.

o müzisyeni oynamış. müzisyene yaraşır bir final yapmış. ben işçiyim. muhtemelen kusmaktan geberip gidicem.


bir de neyi oynadığımı bilsem.
altınbass altınbass
öyle bir şarkıdır ki, acıyacağını bildiğin halde kabuğunu kopardığın yara gibidir. dinlerken hem bir haz hem de acı duyarsın.
rosalindfranklin rosalindfranklin
neyi oynadığımı bile bilmeden sevdiğim şarkıdır. oyunbozan olanların diğer çocukları üzdüğü dünyaya yazılan öyküsel bir yavuz çetin şarkısıdır.
ladystyx ladystyx
canım yavuz çetin'in değil sadece, neredeyse tüm yerli şarkılar arasında en sevdiğim. "hepimiz çocuklarız aslında..." akustik gitarını almış eline, farklı yapmış akordunu canım yavuzum. sonunda da mis gibi şov yapmıştır ve gitmiştir öylece.
1 /