paranoid android

2 /
dream endless dream endless
şarkıda arka planda gelen i may be paranoid but not an android sözü otostopçunun galaksi rehberi adli romanda geçen marvin karekterinin sesidir. şarkı normalde 3 farkli şarkının birleşmesinden oluşmuş harkulade birşey olmakla birlikte klibi sağlam arizadır.
elessar elessar
arka sokak ta musicbox ta bütün gün bebelerin dinledikleri şarkı.çok sıkıcı sinir bozucu.radiohead yapmasaymış keşke böyle şarkı dedirtiyo bi süre sonra.
palas pandıras palas pandıras
mevzu bahis şeyin yapıldığı ve üretildiği yıl; -oc'un 97'de piyasaya sürüldüğü bilgisiyle- 90'lı yılların ortasına rastlıyor. oranlarsak; bosna hersek'da binlerce insanın toplu mezarlara tıkıştırıldığı, avrupa'da bir çok minik devletin henüz bir anayasaya sahip olacak kadar özerkleşemedigi ve özgürleşemediği, seamus heaney'in nobel ödülüne taze kavuştuğu, türkiye'deki bir takım insanların 'sürekliaydınlikiçinbirdakikakaranlık' eylemini aboneyim abone şarkısı eşliğinde yaptığı, seinfeld'in dünya'daki televizyonculuk anlayışına mana anlattığı, you have got mail filminin 82093458203948 gün vizyonda kaldığı, yitzhak rabin'in bir suikast sonucu henüz öldürüldüğü zamanlara; [ki bir bilgiye göre şarkının klibindeki kötü adam ariel şaron'dur] ve bir takım ibneler, thom, jonny, colin, ed, phil ibneleri bunu yapıyorlar..

ama ve lakin, bunu, bu şarkıyı diğer üst düzey şarkilardan, space oddity'den, stairway to heaven'dan, sultans of swing'den, november rain'den ve diğerlerinde ayıran ve ayıklayan, ayrıcalıklı kılan ögeler bunlar değil.

paranoid android; monotonluğun, kesilmiş bacakların, doğmamış civciv seslerinin, açılmayacak kapıların, çalıp çalmaması fark etmeyecek olan telefonların, inatla anlatmamanın, inatla sormamanın, determinist sonuçları kaniksamiş olmanın ve kayıtsızlığın, dünya'nın yönetimindeki! hiper güçlerin, reelde ve son kertede yaptıkları tek işin 'aklı' kendi kıçlarına tıkamak olduğunun; bayağı seksualitenin birilerini nasıl köleleştirdigi ve esareti altına aldığının, idraki sadece 'daha çok kazanmaya' programlanmış insanların önlerine konulan primitif çemberde dönerken aldıkları adı ve aşağılık hallerinin, dibine kadar batmanın, batamamanın; ve en kötüsü, dejenerasyonun o iğrenç, o çirkef, o galiz kahkahası ile bitevi karşı karşıya kalacak olmayı bilmenin ve yine de; umud'dan umudu kesmemenin şarkisidir.

işin garibi, her zaman üzerine tırmanabileceğiniz bir elektrik direğinin olmaması.

tanımı: aşkım.
pink mydonose pink mydonose
mutsuzsan mutlu,mutluysan umutsuz yapabilecek yani her an'a uyan, an'ları kendine uyduran; bağırarak koşma, yorulup adımların yavaşladığında ağlayarak yere düşme isteği uyandıran "şarkı(!)"...
myfakeplastic myfakeplastic
günlük yaşamıma bu kadar bulaşmışken hakkında hiç bir şey yazamadığım şarkı. çok denedim ama olmuyor, dinlediğim an öyle kitleniyorum ki şarkıya.. müziğindeki 03.30 gibi başlayan o durgunlaşma var ya hani robin direğe doğru ilerlerken ve tırmanırken eşlik eden. bıkkınlık.. evet bu. şarkı size onu veriyor ve kafasına göre takılmaya devam ediyor. siz öylece kalakalıyorsunuz elektrik direğinin tepesinde. ve şaka gibi evet ama şarkı şöyle bitiyor: god loves his children

neden adımı hatırlamıyorsun?
kafası gitmiş, adamım
kafası gitmiş
pipelette pipelette
beste ve sözü ayrı incelenmesi şart olan rh eseri. içersinde bulundu albümün iç karartıcı havasını en iyi yansıtan şarkıdır ve sözleri ile de amacına ulaşırcasına insanda bir 1984 paranoyası ve sıkıntısı yaratır. savaş barıştır! özgürlük köleliktir! cahillik kuvettir!
müziğindeki geçişlilik rock tarihinin efsanelerini, tarz olarak değil ancak çeşitlilik olarak, anımsatır. aralara oda orkestrasından esintiler atan, on dakikada dünya turuna çıkaran büyüklerini aratmaz şekilde üretici ve besleyicidir.

kısacası en başarılı radiohead şarkısıdır belki de ve yağmurlu günlerin üçte birinde insanın aklına gelir.
"rain down, rain down
come on rain down on me
from a great height..."
2 /