paris

2 /
azureel azureel
ölümlü erkeklerin en yakışıklısıdır kendisi. bu özelliği kendisine tanrılar üzerinde bir karar verebilme hakkını ble kazandırmıştır.

günlerden bir milattan önce yüz bin, kral peleus ile deniz nymphe'si thetis'in düğünü var imiş. lakin tanrılar, eris'i (türkçesi `geçimsizlik) davet etmezler (ya da unuturlar bilmiyoruz). ama geçimsizlik gene de gelir bu düğüne, üzerinde en güzele yazan bir adet altın elma ile ellerinde. elmayı ortaya atar, ama sahibini söylemez. elmanın güzelliğini gören hera, athena ve * afrodit bu elma üzerinde hak iddia ederler (evet athena gibi bilgelikten sorumlu tanrıçanın böyle sığ işlerle uğraşması cv'sinde kara bir leke olarak kalacaktır).
zeus, ölümlülerin en yakışıklısı, kral priamos'un elli oğlundan birisi olan truvalı paris'i hakem tayin eder.
derhal hermes, babasının sürülerine bakmak için ida dağına sürgüne gönderilmiş paris'e bu mesajı ulaştırır. paris niye mi sürgünde : babası priamos zamanında rüyasında oğlunun, sitesinin yıkımına sebep olacağını görmüş, o yüzden göndermiş bu geni daşlara bayırlara.

efendim neyse, bu gence tercihinde yardımcı olması için, çeşitli güzellikler önermiş tanrıçalar:
hera : asya imparatorluğunu
athena : bilgeliği ve savaşlarda zafer kazanmayı
afrodit ise ölümlülerin en güzelini, zeus ile leda'nın kızı, sparta kralı menelaos'un karısı helena'nın aşkını sunar.

büyük ihtimalle dağlarda koyunlarla başbaşa seneler geçirdiğinden dolayı, paris isimli bu dalyan gibi delikanlı, afrodit'in önerisini kabul eder (250 gram'a bilgeliği+yenilmezliği sattı evet doğru duydunuz*). triremesine atladığı gibi sparta'ya yola koyulur. sparta'ya vardığında menelaos onu konukseverlikle karşılar, ancak acil bir memleket meselesi için girit'e gitmesi gerekmektedir. döndüğünde paris'in, karısı helena'yı götürdüğünü ancak farketmiş, iş işten geçmiştir...
troke troke
eski devirlerin en ünlü yiğitlerinden biridir. troia kralı priamos ile hekabe 'nin oğludur. çok kuvvetli olduğundan onu aleksandros diye de çağırırlardı. anası ona hamile iken rüyasında rahminde bütün troia 'yı yakacak bir meşale taşıdığını görmüştü. bu yüzden priamos, paris doğar doğmaz onu bir hizmetçiye teslim etti. öldürmesini istedi. annesi, ona acıdığı için gizlice buna engel oldu. çocuğu ida (kazdağı) dağının çobanlarına verdi. paris tanrıçaların güzellik müsabakasında aphrodite 'yi daha güzel bulduğu için hera ile athena, bu çocuğun babasının yurdunu, güzel anadolu şehrini mahvetmeye karar verdi.sonradan babasının yanına gelen paris, yunanistan'a gittiği zaman helena 'yı sevip kaçırdığı için troia 'yı yakacak olan malum harp başladı. paris çok güzel bir delikanlı imiş. bilhassa gözlerinin güzelliğin,, sesinin tatlılığını, anadollulu bir yazar olan dares anlatmıştır.

bütün bunlar ışığında maden paris çok güzel bir delikanlıymış neden orlando bloom oynamış diye sormadan edemiyor insan.
excalibur excalibur
istanbul'u aratan trafiği ve kalabalık metrosuna ve bir de ingilizce sorduğunuz soruyu anlayıp fransızca cevap veren tiplerine rağmen, ucuz ve güzel şarabıyla, sein nehri kenarında sarhoş olup şarkılar söyleyerek eve dönmesiyle ve sabah hiçbirşey hatırlamadan başağrısıyla uyanması tadından yenmeyen şehir.
mordefer mordefer
aşıklar şehri olarak değil, işık şehir olarak anılan fransa'nın başkenti. sacre coeur bazilikası, eyfel kulesi, louvre müzesi, champ-elysees'i, moulin rouge'u, seine nehri, tarihi yapıları, cafeleri, restoranları ve muhteşem metrosu ile kesinlikle ziyaret edilesi romantik şehir. en doğusunda, ise euro disney var. gitmişken orayı da gezmekte fayda var.
athelas athelas
çok özlediğim muhteşem fransız şehri... her sene gidip uzun uzun kalmayı düşündüğüm fakat gttikten maksimum bir ay geçtikten sonra insanı boğan şehir, yapıları olsun, parkları bahçeleri olsun hepsi çok güzeldir ama hepsi aynı eiffel kulesi gibi insana kendini küçücük hissettirmektedir. bu şehir insanlar için yapılmamıştır hiç bir alanda insan ölçeğine inememiştir... ama dünyada daha güzel hiç bir şehir yoktur kıyas kabul edilemez bile! özledim seni paris!!!!
ayrıca:ben özlüyorum siz niye eksi oy veriyorsunuz anlamadım ki?!
zinzoline zinzoline
balzac'ın yükselmek için alçalmanın gerekliliğini savunduğu (bkz: goriot baba), victor hugo'nun ise bazen dengesiz ve bu yüzden de içindeki tüm duyguları bir anda ortaya çıkarıverebilen, devrimcilere ilham veren, zeki bir küçük bir yaramaz olarak nitelendirdiği büyülü şehir. avrupa'daki en güzel şehirlerden bir tanesi olmakla beraber fransa'nın başkentidir. parisin yerlilerine parisien denir.
bjaso bjaso
fusion a örnek teşkil eden, içli, sade, güzel bir souad massi & marc lavoine düeti..

je marche dans tes rues
qui me marchent sur les pieds
je bois dans tes cafés

je traîne dans tes métros
tes trottoirs m'aiment un peu trop
je rêve dans tes bistrots

je m'assoie sur tes bancs
je regarde tes monuments
je trinque à la santé de tes amants

je laisse couler ta seine
sous tes ponts ta rengaine
toujours après la peine

je pleure dans tes taxis
quand tu brilles sous la pluie
c'que t'es belle en pleine nuit

je pisse dans tes caniveaux
c'est d'la faute à hugo
et j'picolle en argot

je dors dans tes hôtels
j'adore ta tour eiffel
au moins elle, elle est fidèle

quand j'te quitte un peu loin
tu ressembles au chagrin
ça m'fait un mal de chien

paris paris combien
paris tout c'que tu veux
boul'vard des bouleversés
paris tu m'as renversé
paris tu m'as laissé

paris paris combien
paris tout c'que tu veux
paris paris tenu

paris paris perdu
paris tu m'as laissé
sur ton pavé

j'me réveille dans tes bras
sur tes quais y a d'la joie
et des loups dans tes bois

j'me glisse dans tes cinés
j'me perds dans ton quartier
je m'y retrouverai jamais

je nage au fil de tes gares
et mon regard s'égare
j'vois passer des cafards sur tes bars

j'm'accroche aux réverbères
tes pigeons manquent pas d'air
et moi de quoi j'ai l'air

paris paris combien
paris tout c'que tu veux
boul'vard des bouleversés
paris tu m'as renversé
paris tu m'as laissé

paris paris combien
paris tout c'que tu veux
paris paris tenu
paris paris perdu
paris tu m'as laissé
sur ton pavé

je marche dans tes rues
qui me marchent sur les pieds
je bois dans tes cafés

je traîne dans tes métros
tes trottoirs m'aiment un peu trop
je rêve dans tes bistrots
2 /