patrick modiano

kiya kiya
nobel ödülünün bu yılki edebi galibinin adı açıklandı: patrick modiano. çoğunluk modiano'nun zaferini beklemiyordu çünkü çoğunluğun favorisi haruki murakami'ydi. geçen yıl olduğu gibi. murakami geçen sene çinli yazar mo yan'a bu yıl da fransız yazar mıdiano'ya yenildi.

çiçeği burnunda nobelli yazar modiano'nun isminin açıklanmasıyla bizimkiler şu soruyu sormaya başladı: neden kimsenin tanımadığı bir yazara nobel veriliyor?

aslında modiano'yu gerçektende ülkesi fransa'dan başka birçokları tanımıyor. vatanında yeterince popüler olsa da, dışında onun imzası çoğunluğa neredeyse hiçbir şey söylemiyor. ama zaten nobel ödülünün en takdir edilesi özelliklerinden biride bu, yetenekli yazarların popülerlik kazanmasına yardım etmesi. fakat bizimkilerin verdikleri tepkilerden anlaşılıyor ki, biz bir yazarı okumadıysak, demek ki o yazar yeteneksiz, beş kuruş etmeyen bir yazardır.

gelin açık konuşalım, biz az okuyoruz. çok az... hatta hiç okumuyoruz desem de yeridir. üstelik az okuduğumuz için çağdaş dünya literatüründe birçok önemli isim küçük istisnalar dışında çoğumuza hiçbir şey anlatmıyor. ve bu yazarlar aniden etkili bir ödül aldığında öfkelenip başlıyoruz komplo teorileri üretmeye: acaba bunun arkasında ne tür bir gizli işbirliği var? ödül neden tanınmamış bir yazara verildi, bunun anlamı ne?

allah aşkına, bizim tanıdığımız yazar kim? kim bizim tanıdığımız yazar? hatta adını duyduğumuz yazarı bile, ne kadar okuyoruz? tanıdığımızı zannettiğimiz yazarı bile aslında ne kadar tanıyoruz? sorsan, hugo'nun ''sefiller'' inden ağız dolusu konuşuyorlar ama hayatta thenardierlik etmekle meşguller. orwell'den ağız dolusu konuşan kaç kişi ruhunda ''bin dokuz yüz seksen dört'' ün o'brien'ini ya da dickens'i tanıyan kaç kişi kalbinde ''oliver twist'' in bill sikes'ini taşıyor. öyleyse bu nasıl hugo'yu tanımak, dickens'i tanımak, orwell'i tanımak? bence, oturup nobeli niye tanınmayan bir yazara verdiler diye düşüneceğimize, bu yazı hakkında biraz düşünelim.