patti smith

1 /
floydzede floydzede
tavır ve hareketleri,hatta görüntüsü gayet erkeksi büyük müzisyen.horses denen başyapıt ayarında kaç albüm yapılmıştır şimdiye kadar diye sorar,kendisine selam ederim.
kayıp patika kayıp patika
twelve adlı coverlardan oluşan albümünde smells like teen spirit 'i bir başka yorumlamış efsane abla.

twelve 'in tracklist 'i şu şekildedir:

01. are you experienced?
02. everybody wants to rule the world
03. helpless
04. gimme shelter
05. within you without you
06. white rabbit
07. changing of the guards
08. the boy in the bubble
09. soul kitchen
10.smells like teen spirit
11.midnight rider
12.pastime paradise
hayatberbat hayatberbat
geçen oturduk ben varım tom waits var leonard cohen var patti smith var içiyoruz ağlıyoruz..bir yandan da horses çalıyor ahh be patti dedim..leonard cohen çözüldü ağlamaya başladı o sırada dedim hep mi ağlıcaz biz..o gün bugündür bu kadının albümlerini dinler ağlarım..ağlar dinlerim..
tangocu kedi tangocu kedi
"hep söylerim:sakar ,çelimsiz,sosyal açıdan beceriksiz bir ergendim,rock bana enerjik,devrimci ve fiziksel bir dünya kazandırdı.amerikanın dünya kültürüne sanat yoluyla yaptığı az sayıdaki önemli katkılardan biridir rock." diyen rock camiası içindeki eli öpülesi ablalarımızdan biridir.ayrıca nedendir bilinmez ama latife tekine fena halde benzetirim kendisini.
possible dreams possible dreams
60'ların kadın yüzü, janis joplin ya da grace slick gibi gelir hep; renkli, çiçekli, huzur dolu.
patti smith için aynısını 70'lerde söyleyebiliyorum. 70'lerin tüm kirini, haylazlığını, asiliğini halen ama halen yüzünde taşıyabiliyor patti smith. grace slick'in ağzından duyup uyuşturulduğum white rabbit'i öyle bir yorumlamış ki twelve albümünde, kalkıp kapıları camları indiresim geliyor.

"ben işçiyim" diyor, "kadınım", "anneyim", "müzisyenim"..

bana düşen; gözlerimi kapayıp, sokakta oturan uzun saçlı pis bir kızı hayal etmek oluyor..
jimela morrison jimela morrison
70 lerin hareketli new york u... new york un new york olduğu zamanlar... john lennon un sınırdışı edilip nutopiayı kurduğu, kamuoyu oluşurup geri döndüğü new york... çiçek gücü nün sonları bir zaman, ama bir sanat şehri olan new york... marianne faithfull ler, patti smith ler, lydia lunch lar bir tarafta da.

özenilen yılların ve yerlerin tırtıklı sesli kadını...
alkolikikon alkolikikon
+ abi bi şekilde hepsi senin elinde senin içinde paticim ya!
- g l o r i a gloria g l o r i a gloria g l o r i a gloria!..
+ git öl.. git bi şey yap ya!..
-make her mine make her mine make her mine make her mine
+ ya ben bi şey bilmiyorum dinlemiyorum artık seni.
- g l o r i a gloria g l o r i a gloria g l o r i a gloria!..
+ sus yeter, bi sus ya!!
hippi hippi
26 eylüldeki babylon konseri öncesinde babylon'un olduğu sokakta tek başına dolaşıp insanları, etrafı inceleyen, derken o civardaki masalarda oturanların onu tanımasıyla kopan alkış tufanıyla bize içten gülümseyen, konserin ortasında sahne ışıklarından eliyle sıyrılıp seyircileri izleyen, tabiki harikulade performansı ve bu zamana kadar yaptıklarıyla bir nevi tapılası varlık, sahnede daha iyisi nasıl olabilirdi ki? tuğrul eryılmaz'ın beyin orgazmı dediği şeyi ilk o gün yaşamıştım, tabi ki anlatılamaz bir duygu... 25 eylülde de yine konser öncesi babylon' un sokağında tek başına dolaşmış. iyi ki varsın denilesi şahane kişilik.
1 /