pavyon

1 /
spyder spyder
içkili, müzikli eğlence mekanı.
türkçedeki yaygın kullanımı ile fransızca kökeni olan pavillon kelimesinin anlamının pek bir alakası yok. fransızcada çadır, bahçe-park tarzı yerlerde bulunan küçük ev manasına geliyor.
srce srce
loş ışıklı *, kapıdan içeri girerken siyah takım elbiseli kirli sakallı adamların el pençe divan ''hoşgeldiniz abi'' raconu kestikleri *, içerdeki nüfusun neredeyse yüzde doksanının erkek olduğu, kimi zaman uvertür diye nitelenen - şu meşhur olup paranın'mna koyan popstar birincilerinin yanında ağzını açamayacağı kadar güzel sese sahip - şarkıcıların kimse onu iplemese de duvarlara bakarak şarkı söylediği, yerde yüzlerce ucuz peçete, masalarda yanar dönerler.., dostunu metresini getiren ağır abilerin, aslında içmeye ayranı olmayanların, çoluğunun çocuğunun rızkını harcayanların, uykulu ve yorgun yüzlerin, üç kuruş parayı yapıştırsın diye masadaki erkeklere papi chulo eşliğinde kıvrak figürler yapıp onları tahrik etmeye çalışan yarı çıplak kızların, çakalların, mirasyedilerin, öncesinde aile restaurantı olan, sonra * pavyona çevrilen mekana bir kere girmiş bulunan ve bunları gözlemleyen arıların da bulunabileceği mekandır ayrıca..
eudaimonia eudaimonia
buraya erkek erkeğe muhabbet etmeye gidenlerin, bu pisliği evlerine, karılarına, sevgililerine nasıl olup da bulaştırdığına aklımın ermediği mekandır.
sailormoon sailormoon
hiç adım atmadıgım ama eski evimin karsısında bulunan ,giriş kapısında gecenizi güzel gecirmenizi saglayacak dansöz,şarkıcı vb kişilerin resimlerinin bulundugu,siyah montlu hizbandut gibi adamların kapıda güvenlik amacıyla bekledigi bir içki ortamı.içeride sorun yasamadan eglenmeye bakmak lazım.yoksa kapıdaki güvenlikler tarafından iyi bir dayak yiyebilirsiniz.
qatal qatal
askere gitmeden önce arkadaş zoruyla gittik bir kere.
genelde rock barlarda takılan birisiyseniz bayağı yabancılıyorsunuz ortamı.
sokakta gördüğünüz her adam orada.
iğrenç ankara havalarıyla eğleniyorlar.
garsona söylüyorsunuz, masanıza kadın geliyor.
kadınlar çok genç, bakımlı ve güzeller.
inanılmaz sempatikler. her türlü muhabbete geliyorlar.
dışarıda görseniz aşık olabilirsiniz.
gerçi pavyonda çalışmalarına, her erkeğe aynı sempatiyi göstermelerine rağmen, olayı kişiselleştirip onlara aşık olan tipler de oluyordur illaki. bu kadınların güler yüzlerinin altında erkeklerden nefret ettiklerine eminim. orada çalışmalarına sebep olanlar da erkekler sonuçta. pis kokan, yaşlı, sarhoş, kısacası her türlü adamı çekmek zorundalar.
masamızda kadınla muhabbet etmeyen tek adam bendim sanırım. parayla muhabbet satın almak hoşuma gitmemişti. hoşuma gitmeyen bir şey de anlatacaklarımın karşı taraf açısından hiç bir önemi olmamasıydı.
yalnız pavyonda çalışan ya da fahişelikle geçinen kadınlara çok acımadığımı da söylemem gerekiyor. en azından bir kısmının inanılmaz paralar kazandığını biliyorum. asıl acımamız gereken namusuyla çalışan insanlar. aslında kafam karışık bu durumda. hepimiz bir şeyleri satıyoruz para kazanmak için, bedenimizi, aklımızı, tecrübemizi. ahlakla ilgili şeyleri çok fazla önemsemeyen bir insansanız benim gibi çok fark bulamıyorsunuz para kazanma yöntemleri arasında.
neyse şu pavyon olayını kapatmak istiyorum az daha kaldı.
pavyonda en ilgimi çeken şey hizmet kalitesi oldu. böyle kaliteyi en lüks yerlerde bile bulmanız mümkün değil.
garsonlar etrafınızda pervane vaziyette. sigaranızı söndürdükten sonra kültabağının üstünden elinizi çeker çekmez tabağın yenisi gelmiş oluyor. her beş dakikada bir servisler değişiyor, yeni çatal, bıçak v.s geliyor. sanırım adamların pavyona gitmelerinin en önemli sebebi de bu. hayatlarında ne kadınlarından ne de kimseden göremedikleri hürmeti burada görüyorlar. paranla bir kaç saatliğine kral oluyorsun tüm mesele bu.
ilim ilim
istanbul'da bar denilen ve konsomatris bulunan yeni saz, çağlayan saz, çin barı gibi eğlence yerleri 1950'lerde revü getiren pavyonumsu barlara dönüşmeye başladı.
latince'den gelen ve fransızca'dan diğer dillere ve türkçe'ye giren pavillon 1125'te yalnızca çadır demekti. 17. yüzyılda park ve bahçedeki küçük süslü yapı, seyirci ve oyuncular için yapılan geçici yapı anlamını kazandı. buradan hastane ve fuarlara taşındı. dil kurumu'nun türkçe sözlük'üne göre geceleri açık, içkili eğlence yeri demek.
pavyonlarda konsomatrisler ve revü bulunuyor. revü (revue), fransızca yoklama, teftiş demekti. 18. yüzyılda periyodik anlamını da kazandı. 1949'dan itibaren yine türkçe sözlük'e göre çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş, zengin görünümlü sahne gösterisi anlamına gelir.
kökü latince'den gelen ve fransızca'dan yayılan konsomasyonun (consommation) türkçe sözlük'te anlamı gazino, bar gibi eğlence yerlerinde yenilip içilen şey, gerçekte ise bahşişi anlatıyor. pavyonlardaki anlamıyla konsomatrisin (consommatrice) yani gazino, bar gibi eğlence yerlerinde, müşteri ile birlikte yiyip içerek çalıştığı yere kazanç sağlayan kadının yaptığı iş, daha çok içkiyi daha pahalı içirmek için kadınlığını kullanmak şeklinde hayat buluyor.
1 /