pazarlık etmek

nautilus nautilus
bugün yanıma gelen birinin şartları değiştirme isteğine üst üste üç kez sadece "pazarlık etmiyorum" dedim. adam cevap olarak "pazarlık etmiyorum" diyerek, ısrarını sürdürdü.

konu pazarlık edecek bir şey değil. pazarlık etmek ruhuna işlemiş.
çikilops vol 2 canım benim çikilops vol 2 canım benim
müşterilerimin sıkça yaptığı hede. başıma oldukça sık geliyor, hatta daha biraz önce geldi, ama şu müşterilerin insanı salak yerine koyma çalışmaları yok mu, erol taş kahkahası eşliğinde maillerini okuyup, kısa bir cevapla noktalıyorum diyaloğu.

bir tane elektronik bir komponent sordu işte orta çaplı üretim yapan bir firmanın satınalma mühendisi,

ürüne çin malı, tayvan malı ve orjinal olmak üzere 3 farklı fiyat verdim. fiyatların minimumu 5500 adet için birim fiyat $0.60. o da çin malı, orjinal olanı da $1.

çikilops bey merhaba,

fiyatlar çok yüksek …

fiyat hedefi 0,30 $/ad + kdv

bir yanlışlık yok değil mi ?


burada kilit cümle "bir yanlışlık yok değil mi?" burada müşteri, işte fiyatı kır da alalım demeye getiriyor, halbuki fiyatların ne olduğunu bal gibi biliyor bu kurt satınalmacı kadın.

neyse globallerde $1'dan başlıyor, mümkün değil veremem dedim gönderdim, uğraşmaya değmez mk, ömrümü yediniz ölücüler!
her şey her şey
iç ses satıcıya şöyle der:
"sen bu ürünü makul olandan yüksek bir meblağa satıyorsun, yani alırsam, kazıklanacağım, 'lütfen' ya da 'hadi' beni kazıklama!"
satıcınınki de şöyle:
"nasılsa pazarlık yapar şimdi, o halde biraz pahalı fiyat koyayım; olur a pazarlık yapmazsa, normalden çok kazanmış olurum, aferin bana!"
döngü böyle sürüp gidiyor.
confessions confessions
pazarlık etmek deyince yeryüzünde tanıdığım tek insan eşim olur.
diğeri faso fiso.
pazarlık etmesini geçtim, aldığı malı tek tek incelemesi seçmesi veya tezgahtarın verdiği bir malı tek tek kontrol etmesi hele ki pazarda taze fasülye de bile poşetin içinde kontrol etmesi falan filan...
pazara çıktığında bütün tezgahları dolaşır tek tek fiyat kontrolü yapar pazarlık eder sonra en hesaplı hangisi ise oradan alır.
öyle ki kapıya gelen patates soğan satan adamcağız ağlamaklı bir ses ve surat ifadesi ile "abla, allah'ını seversen bir daha benden mal alma." demesine balkondan şahit olunca içimi sızlattı.
bunun için onunla alışverişe çıkmamaya gayret ediyorum.
meşhur ya...
yahudi pazarlığı, bunu diyen benim hatunu görmemiş.
the red queen the red queen
pazarlığı hiç sevmem ama alternatifi yoksa ve alacağım malın ederi söylenen fiyat değilse mecburen pazarlık ederim. diğer zamanlarda ise internette epey bir araştırır ve fiyat/performans açısından en iyisini satın alırım. online alışverişi sevme nedenlerimden biri de satıcıyla temasın minimum olması.
topalkırkayak topalkırkayak
iki tarafında da bulunuyorum. kaçınılmazsa zevk almaya bakıyorum. iş gereği satıcı tarafındayım. hayvan gibi para kazanan insanlarla kayıkçı pazarlığına da girdim. çok da önemli olmayan meblağlardaki satışlar için tok satıcı da oldum.

baktığın zaman takım elbiseli, presentabl bi insanım ama pazarlığa girince içimdeki küçük esnaf ortaya çıkıyor. " abicim vallahi kurtarmaz bana bunun gelişi o kadar " diyesim geliyor. " x bey/hanım gerçekten bahsettiğiniz fiyatlara inmem mümkün değil, verebileceğim en uygun fiyatı verdim " demek zorunda kalıyorum. şartlar değişmedikçe de bi kuruş oynamıyorum. net olacan aga, bi oynadın mı dahasını isterler. swh.

alıcı tarafındayken daha rahatım. sadece, ürün kafamda ayırdığım bütçeden daha pahalıysa pazarlık yaparım. ayda yılda bir, genelde büyük mağazalardan alışveriş yaptığım için çok fazla imkanım da olmuyor zaten. darlanıyorum bi şey ararken. mümkünse, gidip alıp çıkayım. benim için her malın ederi bellidir. feriştahı gelse fazlasını vermem. kafamdaki fiyatı ya da istediğim indirim tutarını söylerim. yaparsa alırım, yapmazsa almam. orada da netim. temiz müşteriyim.