perihan mağden

1 /
r feynman r feynman
06/02/2005 tarihli son yazısı ile post-modern olayım, süper bir akım yaratayım, ben konuşayım millet sussun, herkesin ağzı açık beni izlesin, seyretsin, konuşssun, beni anlatsınlar, dillere destan bir yazı yazayım diyerek kendisini yüceltmeye çalışırken işleri tersine döndüren, çırpındıkça batan, battığından da, yazar kişinin zannınca, haberi olmayan gazeteci rumuzlu biri.

insan düşünmekten uzaklaşmamalı, düşündükçe daha temkinli olmalı. insan düşünebilmelidir; boşa, haybeye söz sarfiyatı, alınan oksijenin heba edilmesinden öte değildir, olamaz da.
aqua aqua
son yazısıyla şaşırtan yazar. dillere destan bir yazı olacağı kesin, herkes onu konuşacak ama nasıl konuşacak orasını göreceğiz yakında. bugünkü radikal gazetesinden kopyaladığım yazısı aşağıda:

sansürseverler derneği

türk nasyonal sosyalizmi, burgu makarnalık değil de, burguçluk diyebileceğimiz fantastik modellerde varlığını sürdürebilmek için cansiperane bir mücadele vermekte.
latife hanım'ın o en baharında kesip attığı hayatından kalanları; onca sansürlenmiş/perdelenmiş/zımni bir ev hapsiyle geçirilmiş o hicranlı ve hakikatli hayatçıktan arta kalanları, bizlerin görmemesi için verdikleri kanlı canlı mücadeleye bakın bir.
bizlerle kasıtleri herkes -potansiyel kem gözler. çok büyük bir olası düşman kitlesi.
latife hanım'ın etten ve kemikten ibaret gerçek bir insan olduğuna, kendini uluğlar uluğu mustafa kemal atatürk'ün, tanrısal'ın yani, seçilmiş eşi olarak görmek yerine, çevresindekilerin ağır kuşatılmışlığı altında aşırı pohpohlanan bir liderin çok yalnız bırakılmış 'eşi' olarak görebilmemiz ihtimalinin, vahim endişesi ile-nitekim biliyoruz latife hanım'ın yukarı kattan, aşağıda yemek salonunda cereyan eden başı sonu belli olmayan tahammülfersa rakı sofralarına, topuklarını vurarak tavır koyduğunu.
biliyoruz camı açıp 'kemal!' diye bağıracak kadar (kocasına!) kendini normal bir devlet başkanının, normal bir 'eşi' zannettiğini, zannedebildiğini.
tanrısal'a karşı yapılan tüm bu densizlikleri, diğer sevgilileri, nerdeyse ebedi kumaları sineye çekmemesindeki cüreti -o cüretin bizlerde uyandırması 'farz' dehşetengizlik hissini.
tüm bu tarifeyi biliyoruz: çocukluğumuzdan beri gittiğimiz yazlık evlerin aklımıza kakılmış vapur tarifeleri gibi.
ama bildiklerimizle yetinmek, mümkünse onları 'rivayet' 'tevatür' 'iftira' 'kara çalma' 'abartı' 'münasebetsizlik' tarzı etiket örtülerle örterek geçip gitmek yerine-evet! bastırılmış tarih ülkesi burası. kemalizm'i 'ideoloji' olarak kakalayacaksan, gazlayacaksan, ısrarcıysan bu primitif kıymeti kendinden menkul tanımında ideolojinin-ağır bir panzehir (ve esasında zehir) olarak onlarca yıldır kullanmakta olduğun kemalizm, tüm gücünü senin uyduruk/şişirilmiş/yalan yanlış resmi tarih tasvirlerinden, menkıbelerinden, ağıtlarından almakta ise-evet! senin için hakiki bir insan olan, dahası kişilikli, eğitimli, bağımsız tabiatlı bir kadın olan latife hanım'ın kaleme aldığı fransızca yazılmış aşk romanı da bir tehlike içerir, mektupları da, notları da, defterleri de, sergüzeşti de.
senin için herrrr şey bir tehlike içerir mankafa ideoloğum!
senin için mustafa kemal'in tanrısal olmadığına: aynen senin gibi, benim gibi etten kemikten bir insan olduğuna delalet teşkil edebilecek her küçük, insani şey vahim bir tehlike, bir tehdit, bir küfür içerir.
zira sen yobazsın.
sen köktendincisin.
sen fanatiksin.
ve her fanatik kadar da kazkafalı, tutuk, tutucu ve çekilmezsin.
senin dinin kemalizm dini.
o muhabbete: 'mustafa kemal bakalım, bunun böyle olmasını ister miydi ki!' muhabbetine de hiç girmiyorum.
zira gerçek mustafa kemal'i tanımıyorum. sen ve senin gibi otkafalılar gerçek mustafa kemal'i tanımamamız için: insan olanı, insani olanı-her şeyi yaptınız. yaptılar.
siz bastırdıkça o kitapları, diktirdikçe o çirkin heykelleri, her tarafı ismiyle donattıkça; hakikatten öcü gibi korktukça, kaçtıkça, tırstıkça, sakladıkça adamı, adamı saklayıp 'ideoloji' yaftası altında kutlama konuşmalarını 'hadis' 'amentü' 'dua'vari ezberlemelere tabi kıldıkça; hiçbir hakikilik duygusunun, hiçbir nesnel tarihi perspektifin mümkünatı buralarda, kalmadı.
son hezeyanınız da bu olsun. aman latife hanım arşivi'nin turşusunu sıkı kurun. aman bir lider eşinin yaşadıklarına, içinden geçenlere, başına gelenlere dair düşünmüş olabileceklerini, yazmış olabileceklerini; bu denli efendi, bu denli kontrollü, mustafa kemal'den sonra şahsi hayatını iptal etmiş bu kadının dahi, bir kadın olarak hissiyatını tamamen sansürleyin. örümcektutmuş beyinlerinizin projeksiyonu, o arşivlerin tutacağı örümcekler olsun.
hakikatler gün ışığına çıkmasın.
sizler de drakulalar misali. sonra erir gidiverirsiniz gün ışığında. aman kendinize pek dikkat edin. siz bize pek lazımlıksınız.
sizler olmasanız biz çoluk çocuk gafiller, nerde ne yaparız sonracığıma?
balta balta
artık radikal gazetesi yazarı olmayan şahsı muhterem.

"perihan mağden bir süredir yurtdışındaydı. dönüşünde toplam iki yazı kaleme aldı. bu yazılardan biri radikal'in ve milliyet'in eski yayın yönetmenlerinden mehmet yılmaz'la ilgiliydi. ancak gazete yönetimi bu yazıyı gazeteye koymadı. perihan mağden de kendisine bu konuyla ilgili bir açıklama yapılmadığını belirterek, istifa etti..." diyor medyatava.
twinkle twinkle
yeni aktüel dergisinde yazdığı "vicdani red bir insan hakkıdır" başlıklı yazısı ile halkı askerlikten -basın ve yayın yolu ile- soğutmak sebebiyle 3 yıla kadar hapsi istenen bayan yazar.
jemand jemand
11. girimi adamak istediğim yazar.kadın.hem yazar hem kadın, sapına kadar yani.nasıl yani?!? bir gariptir aklından süzüleni, kalemine indirip, beyaz kağıda damıtması.üslub muydu o yoksa eskilerin dedikleri ''sehl-i mümteni''.sahi ne diyordum ben? aşka koşut denilen: biraz daha genç olaydın aşık olurdum sana perihan..abla?
albina albina
hakkında dava açılmasının ardından gözde yazarlar arasına giren ve yeniaktüelin bunu kendi payına çekip web sitesinde önceden yazılarının okunduğu, davanın gündeme oturmasıyla web sitesinden çekip sadece dergide yayınladığı ilgiyle takip ettiğim yazar.
helena helena
radikale dönüşünü kutlamak istediğim yazardır. kutlama şekli;
bir tellal tutacağım, eski istanbuldaki gibi.
- ayarcı geldi hanım diye bağırttıracağım istanbul sokaklarında.

hangilerinde mi? mesela ıstakozcu abla sema çelebinin ( hangi semtte oturur ki bu abla), mesela milliyetin içli hanım kızı ece temelkuranın cihangirinde, mesela... neyse anlayan anladı.
atman atman
bir karmaşa yaratıp kafanızın bulandıran ,büyük resime bakarken ayrıntıları da süper irdeleyen,karmaşanın sadeliğini ve türkçeyi aykırı kullanmasına hasta olduğum radikal yazar(ı).

yakınlarda yazdığı çok iyi bir yazısı ;

radikal

çok uzaklardan gelen edit: tamam milliyetçi kardeş kızma hemen hepimiz ermeni değiliz hepimiz faşistiz
rhododendronluteum rhododendronluteum
kitapları için;

haberci çocuk cinayetleri(1991)
refakatçi(1994)
mutfak kazaları(1995)
hiç bunları kendine dert etmeye değer mi?(1997)
kapı açık arkanı dön ve çık(1998)
fakat ne yazık ki sokak boştu(1999)
herkes seni söylüyor sahi mutsuz musun?(2001)
dünya işleri(2001)
iki genç kızın romanı(2002)
topladım dağılan kalbimim herrr köşesini(2003)
korkma bu akşam gelip çalmam kapını(2004)

(not:yazılarında da olduğu gibi kitap isimlerinden de belli olacağı üzere yazarın ajda hayranlığı göze çarpıyor sanırım...)
adsız adsız
bi araç olan dili sanki amacıymış gibi kullanıyor. bu yönden akıcılık ortadan kalkıyor. bir yazının insanı düşündürmesi güzel ama bu yazım şekliyle değil anlattıklarıyla olmalı. ayrıca gözüme farklı olmak için seçilmiş kolay bi yolmuş gibi görünüyor öyle olmadığını bilmeme rağmen. çok çarpıcı fotoğraflar çekmeyi düşünceleriyle başarıyor ama bu gidişle hiç bir zaman kitlelere ulaşamayacak. bu onun umurunda olmayabilir ki tekrardan kendisi gibi bir gazetede şu an.
1 /