pink martini

1 /
fberks fberks
2 albüm çıkarmışlardır.

sympathique (1997)

amado mio
no hay problema
sympathique
qué sera sera
la soledad
donde estas, yolanda¿
song of the black lizard
never on sunday
andalucia
brazil
lullaby
bolero


hang on little tomato (2004)

let's never stop falling in love
anna (el negro zumbon)
hang on little tomato
the gardens of sampson & beasley
veronique
dansez-vous
lilly
autrefois
u plavu zoru
clementine
una notte a napoli
kikuchiyo to mohshimasu
aspettami
song of the black swan
harpocrates harpocrates
17 martta istanbuldaki konserleri ile herkesi mest eden, ve konser sonunda da "üsküdara giderken" şarkısını söylerek dinleyicilere jest yapan grup.
zeus zeus
1994 yılında piyanist thomas m lauderdale tarafından portland'da (oregon kuruldulatin lounge classical ve jazz` türlerinde geniş bir yelpazeye sahip müzik yapmaktadırlar..

üyeleri;

china forbes (vokal)
thomas lauderdale (piyano)
robert taylor (trombon)
gavin bondy (trompet)
paloma griffin (keman)
brian davis (vibrafon & perküsyon)
derek rieth (perküsyon)
martin zarzar (davul)
phil baker (bas gitar)
timothy nishimoto (vokal & perküsyon)
maureen love (arp)

detaylı bilgi için bakınız; (bkz: collages collage art inspired by pink martini and corrina repp pinkmartini )
jelibonlar uçuşuyor jelibonlar uçuşuyor
je ne veux pas travailler (calışmak istemiyorum)
je ne veux pas dejeuner (yemek yemek istemiyorum)
je veux seulement oublier (sadece unutmak istiyorum)
et puis je fume (ve sigara içiyorum)

diyen sevilesi cazcılar
trişka trişka
bunlar grup mu? yoksa söyleyen kadının ya da erkeğin ismi pink, soy ismi martini mi hiçbir fikrim yok.
pink floyd açayım derken fark ettim hemen yanındaki dosyada pink martini denen eğlenceli şeyi.
hayır, bilmiyor değildim, türkiye'ye gelip konser bile verdiler ama hiç merak etmedim. oysa ben bunları seviyormuşum dinlemiştim önceden zira. ancak bilmeden, yani şarkıyı söyleyenin o olduğunu bilmeden. neyse şimdi biliyorum. eşleştirme tamam.

ilk olarak bonus track denen bonus ile başladım dinlemeye. sanırım ispanyolca söylüyorlar. olee ve perfavor * dışında zerre ispanyolca bilmiyorum. ama alıp götürdüler beni küba'ya.
gece gece sayelerinde; sıcak küba sokaklarında yalınayak dans ettim, bir elimde mohito denen "iç beni, ben aslında gazozum" diyen kandırıkçı içki, öbür elimde güzel latin kızlarının dizlerinde sardıkları puro, saçlarımda koca koca çiçekler, üstümde çiçekli desenli rengarenk eteğim. galiba rüzgar esmez oralarda, ama eteğimin etekleri yine de uçuşuyor çünkü dans ediyorum etrafımda her renkten kübalı ile birlikte.
sonra çok dinledim sanırım bu parçayı kendimi fazla kaptırıp, birden sıkıldım. işte o an korkunç bir şey oldu, "cubana"dayım gibime geldi benim. kendime geldiğimde aynı kadın, fransızca bir şeyler anlatıyordu parçada. biraz daha dikkat edeyim dedim, dinlerken baktım ingilizce de var repertuarda. hatta "kikuchiyo to mohshimasu " isimli; insanı içine döndüren, çakrasını zirve yaptıran, evde japon çayı eşliğinde kimono giymesini zorlayan, dur gideyim bir aynaya bakayım çekik gözlü nasılım acaba diye düşündüren, korkunç parça sonrası; "amaan" dedim "pink martini de bozdu, zaten jüpiter'i de gezegenlikten çıkarttılar". (emin de olamadım jüpiter mi yoksa başka bir tanesi miydi, bu da sinirimi bozdu)
o japon şemsiyesinin ardından dinlediğim şarkıda napoli kelimesi geçiyordu, sanırım italyancaydı parça, albüm adının "hang on little tomato" olduğunu ise oldukça geç fark ettim. kızdım bunlara "tomato, napoli filan ne bu yemek tarifi mi ne ayıp" dedim, ayrıca italyanca bilgim ile ispanyolca bilgim bence kapışabilirler ve berabere biter maç.
nasıl yüz kere dinlediğim de beni küba'ya götüren parçayı ispanyolca bilmeden anlayabildiysem, bu tomato soslu napoliten makarnayı anlatan, arada quandoto derken bence karabiberdi kastedilen, parçayı da anlayabildim. parçanın sonunda ısrarla söyledikleri içerno liporto cümlesi de "iç onu liberta" şeklinde emir kipi de içeriyordu. yani kabalar bi de bunlar.
ayrıca anna, veronica, lily ve clementine isimli şarkılar ise kadın düşkünlüklerini de gösterdi. kadın düşkünlüğü neyse hadi, ama bir de gecenin üçünde beni dertlerin en gücüne sürükleyip clementine diyerek çocukluğumuzun korkulu rüyasını yeniden hatırlattılar. neyse işte kızdım bunlara bi güzel.
efkârlandım hemen, dedim aç orhan gencebay, desin sana "hatasız kul olmaz".
düşündüm de martini içeceğim ben, ayrıca bunların dediği gibi rengi pink de değil biliyorum filmlerden görmüştüm.
pembe domuz pembe domuz
güne güzel başlatan güzel sesler, güzel notalar.
lilly gibi bir şarkıyla dünya gerçeklerine de değinirler çaktırmadan, kaçmadı bizden..
enfazlaellikarakterolabilir enfazlaellikarakterolabilir
bu yaz şimdi daha harika geçecek diyebiliyorum, 6 temmuz pazar günü bu güzel grubun açık havada yapacağı konser ile..2-16 temmuz arasında gerçekleşecek olan 15. uluslararası istanbul caz festivali kapsamında cemil topuzlu açık hava sahnesinde sahne alacak olan gruptur..en son geçen yıl gelmişlerdi bu sene yeni albümleriyle bizi daha da bir çoşturacak grup..heycanımı klavyeye yansıtamıyorum ve bakınız diyorum;

(bkz:http://www.iksv.org/caz/program.asp?EID=28
1 /