platon

10 /
house md house md
"demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. halk övülmeyi sever. onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.

demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. demagoglardan da diktatörler çıkar."

diyen feylesof.

tanıdık geldi mi?
4
armagnac armagnac
"aslında bütün yanılgılarımızın nedeni, her zaman insanın kendini fazla sevmesidir.
çünkü seven sevdiğine karşı kördür,

böylece âdil, iyi ve güzel şeyleri yanlış değerlendirir; doğru olan şeyden önce hep kendine değer vermek gerektiğini düşünür. nitekim büyük adam olmak isteyen kendini ya da sahip olduğu şeyleri değil -ister kendinde ister başkasında ortaya çıksın- adaleti sevmelidir. kendi cahilliğini bilgelik diye görmek yanılgısı da gene bu kusurdan kaynaklanır, böylece deyim yerindeyse hiçbir şey bilmediğimiz halde, her şeyi bildiğimizi sanıyoruz, beceremediğimiz şeyleri başkalarına bırakmayıp kendimiz yapalım derken zorunlu olarak yanlış yapıyoruz. bu nedenle her insanın kendine karşı aşırı sevgiden kaçması gerekir, buna karşılık kendinden daha üstün olanı izlemeli, böyle bir durumda hiç utanç duymamalıdır."

timaios
bıçakçı petri bıçakçı petri
adam milattan önce 427 yılında adaletin ne kadar önemli olduğunu çevresindeki sığırlara ,thrasymachus, anlatmaya çalışıyomuş amk yıl oldu m.s. 2017 biz hala thrasymachus'tan daha cahil sığırlara da okuyan kesime de bunun önemini anlatamadık.

demek ki hakkaten "okumak cahilliği alır, eşeklik baki kalır"mış.

platon büyük adammış vesselam.

(bkz: devlet)
armagnac armagnac
eflâtun'a:
"hangi iyi meziyet, kişiye
hikmet /bilgelik kazandırır?"
diye sorulunca:
"gelmeyeni gözlememek ve kaçırdığına üzülmemek."
demiştir.

-alıntıdır-
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
öğrencisi oluşunun da büyük katkısıyla sokrates okumalarını öyle incelikli yazmıştır ki diyalog yöntemiyle kendinizi felsefi tartışmalarının tam ortasında buluveriyorsunuz. henüz ortaokul çağlarında yüzeysel olarak antik yunan dönemi felsefe ve düşünürleri ilk araştırmaya başladığım dönemde okuduklarım karşısında aklımda hep antik tiyatro alanı içerisinde gerçekleştirilen açık oturum tarzı felsefi tartışma platformları belirmişti. bu tartışmalar mutlaka böyle ortamlarda yürütülmesi gerekiyordu çünkü. insanoğlunun geleceğine şekil veren bu felsefi akımlar evde bir kaç kişiyle ortaya çıkarılabilecek şeyler değil aksine belli bir tabanı olan birikimlerden doğan şeyler olmalıydı. mesela platon'un symposion kitabını okurken hayal ettiğim platformu gördüm diyebilirim. bir seyirci gibi antik tiyatronun orta tribününde bir yerde oturmuş, tiyatronun çeşitli yerlerinden gelen soruları ve ona verilen cevapları ve girilen diyalogları dinliyor gibi hissettim. bilginin niteliği, insanın bilgi ile olan imtihanı ve soru sorma yöntemiyle işlenen derin bir felsefi birikim platon ile yeniden üretilmiş gibi. nietzsche'nin antik yunan okumalarını bu kadar ciddiye alması ve yoğun araştırma yapması, dediği gibi üst insan idealinin vazgeçilmez şartlarından biri kesinlikle.
10 /