platon

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
4
theory
platon'a göre güzellik anlayışı

1- bedensel güzellik (bedensel güzelliğe duyulur formların sevgisiyle ulaşılır.)
2- moral güzellik ( ruhların sevgisiyle ulaşılır.)
3- entellektüel güzellik (bilmek aşkıyla ulaşılır.)
4- saltık güzellik (saf güzellik, idealar evrenine ulaşabilen.)

platon der ki ''güzel'e ancak doğru yargıyla ulaşabiliriz.''
easy company
bilime büyük zararı dokunmuş bir düşünürdür kendisi. akılcılık adına deney ve gözleme dayanan bilimi reddetmiş, herşeyin düşünerek çözülebileceğini savunmuştur. hayalindeki mükemmel evreni, gerçek dünyadaki mükemmel olmayan evrene tercih etmiştir. zamanının bilimsel yöntemlerini zanaatkarların ve denizcilerin elinden alıp, onları reddedip, elir bir filozof sınıfı oluşturmuştur. yıldızları ve gezegenleri gözlemleyen astronomlara "zamanınızı onları gözlemleyerek boşa harcamayın, onun yerine onlar hakkında düşünün" demiştir. bilimsel bilginin günlük yaşamda kullanılmasından nefret etmiş, bu bilginin belli bir zümrenin malı olması için çalışmıştır. maddeden çok mistiği önplana çıkarmıştır.

öğrencilerine dünyanın kirli ve bozulmuş, gökyüzünün ise saf ve mükemmel olduğunu benimsetmiştir. dünya'nın sadece trilyonlarca gezegenden birisi olduğu fikrinin kabul görmesi sırf bu düşünce tarzı yüzünden yüzyıllarca gecikmiştir. palton'un öğrencileri de onun yolundan giderek democritus ile zirveye ulaşan "deney ve gözlem" metodunu öldürmüştür. kopernik'ten 1800 yıl önce yaşamış olan aristarchus, dünyan'nın güneşin etrafında ve kendi ekseni etrafında döndüğünü gözlemlerle farketmiş, satürn'e kadar gezegenleri güneşten uzaklıklarına göre doğru biçimde sıralamış, güneşin sadece dünyaya yakın bir yıldız olduğunu öne sürmüştür. fakat aristarchus platon'un öğrencileri tarafından kafirlikle suçlanıp fikirleri alaya alınmıştır. bu düşünce tarzı 20 yüzyıl boyunca batı felsefesine ve bilimine hakim olmuştur. güneş merkezli güneş sistemi modelinin kurucusu kabul edilen kopernik bile sırf platoncu görüşle uyuşmadığı için en büyük ilham kaynağı olan aristarchus'a eserlerinde yer vermemiş, gözlemlerini platoncu düşünceye uydurmaya çalışmıştır. ne zaman ki avrupa bilimi bu düşünce tarzından kurtulmuş, o vakit islam dünyasına yetişmeye başlamıştır. ilginç bir şekilde avrupa platoncu düşünceden kurtulunca bu sefer islam dünyası mistisizmi ön plana çıkaran bir akımın içine girmiş, bilimdeki üstüunlüğünü yitirmiştir.
barrak obama
faşizmin temellerini atan filozoftur. devlet adlı eserinde ideal devlette yasaklanacak şiirlerden, şarkılardan, toplumdaki katı sınıflardan, kimlerin kimlerle "çiftleş"ebileceğinden bahseder. hatta ufak da olsa milliyetçiliğe de girer.
çılgın orman meyvesi
eğer bir zaman makinem olsaydı, yapacağım ilk iş bu adamın yaşadığı zamana gidip filozof olmasını engellemek olurdu. (i.ö. 427-347)
kendisi , "başa filozoflar geçmez, ya da baştakiler felsefe yapmazlarsa, insanlığın acıları asla sona ermeyecektir." demiş olmasına rağmen günümüzde insanların acı çekiyor olmasından sorumludur. bunu isteyerek ya da istemeden mi yapmış bilemeyiz tabii ki, suçu ona inanan, düşüncelerini ileri taşıyan insanlara da atabiliriz pekala.

şimdi şaşırdınız ne diyor bu böyle diye. açıklayayım:
bilirsiniz antik dönem filozofları varoluşu, varoluşun sebeplerini, nedenlerini, yolunu yöntemini açıklamaya uğraşmışlar; tutarlı ya da tutarsız pek çok görüş ortaya atmışlar. bu sayede bilimlerin temeli atılmış, hatta demokritos ile atom fikri sağlamlaşmış, materyalizm ortaya çıkmış.
sonra gelmiş bu platon, sokrates’in sevgili öğrencisi; elbette önceden de varolmuş olan, metafiziği kendi düşünceleriyle yoğurup sistemli hale getirmiş.

neler dediğini azra erhat’ın ecce homo* kitabından alıntılıyorum:
“timaios diyaloğunda platon dünyanın yaratılmasını iki aşamada anlatacağını bildirir: birincisinde evren, ikincisinde insan meydana gelmiştir. platon ikili bir tanımlama ile girişir işe: hep var olan, hiç değişmeyen, oluşmayan ‘varlık’, bir de hep değişen, oluşan, hiç salt olamayan ‘oluş’ vardır.
...
varlık ölümsüz ve kusursuz, iyinin ve güzelin ta kendisi olduğundan, tanrının yarattığı evren olagelen şeylerin en iyisi, en güzelidir. yaratılan, yaradanın aynası, akıl ve ruhun evren biçiminde vücut bulmasıdır.
...
evreni yarattıktan sonra tanrı canlıları yaratmaya girişir. bunlar dört çeşittir: gökte yaşayan tanrılar, havada, suda ve yeryüzünde yaşayan canlılar. birinciler bir yandan gökteki yıldızlar, öte yandan da geleneksel inancın adlandırdığı tanrılardır.* yaradılışın bu aşamasına varınca, yaradan tanrılara seslenir: kendisi nasıl ölümsüz varlığa göre evreni yarattıysa, onu dolduracak olan canlıları da bu yapının örneğine göre yaratmalarını buyurur. yaradan bu işi kendi yapamaz, çünkü onun elinden kusurlu bir şey çıkamaz*, ama evreni meydana getirmek için önce aklı ruha, ruhu da bedene kattığı gibi, bu karışımı ikinci bir defa yayıp ruhu, evrende ne kadar yıldız arsa o kadar parçaya böler. bu ruhlara kaderin kurallarını bildirir: ilk doğuş her ruh için aynı koşullar içinde olacaktır; ruh bedenle birleşecek ve tanrıya tapmaya en elverişli yaratık yani insan meydana gelecektir. insan iki cins olarak yaratılmalıdır: erkek ve kadın. erkek cins üstündür. kader bir bedene giren ruha duyular bağışlar: acı ya da zevk veren istekler, tutkular, korku ve öfke. duyuları, duyguları gemlemek doğru bir ömür sürmek, tutkulara kendini koyvermek eğri bir ömür sürmektir. öldükten sonra doğru insanın ruhu bir yıldıza dönüp mutlu bir ölümsüzlüğe erer, eğri insanın ruhu bir daha yeryüzüne inip dişi bir bedene girer. ruh eğriliği daha da sürdürürse, havyan olarak bir, bir daha gelir dünyaya. ...”

*zamanının mitolojik tanrılarını kurduğu bu metafizik düzenin dışında tutamamasıyla platon’un o kadar da geniş düşünmediğini görüyoruz. nitekim platon kendisini ideaların farkında olan, onları anlayabilen şanslı ve akıllı kişilerden sayar. kendisi ideaları yalayıp yutmuş, evrenin sırrına muvaffak olabilmiş(!) fakat mitolojik tanrıları reddememiştir.

daha geniş haline şurdan ulaşabileceğiniz timaeus (dialogue) participants in the dialogue include socrates, timaeus of locri, hermocrates, and critias. some scholars believe that it is not the critias of the ... wikipedia bu diyalogda platon altın orana kadar gitmiş. ve yukarıda da gördüğümüz üzere tanrının en mükemmel olması, kişilerin iyi bir insan olmak için kendilerini dünya nimetlerinden soyutlaması, kadınların ve hayvanların bu derecede aşağı görülmesi, ahiret hayatı, ilahi adalet, kader gibi şu anki dinlerin temelini oluşturan en pis metafizik düşünceler bu adamın ürünü. bilmiyorum tabii şu anda dinlerin temelinin bu düşüncelere dayanması platon’un suçu mudur yoksa onun öğretilerini araklayıp incillerini yazan din adamlarının mı, ama kesin bir şey var ki platon’un bu düşünceleri neredeyse hiç değişmeden günümüze kadar korunmuş, hala da hayatımızın içindeler.

özellikle hristiyanlıkta varolan ‘sevgi’ düşüncesi, yine platon temelli bir görüştür. yani sevgiyi salt sevgilimize, ailemize duyduğumuz sevgiden, yani insani, bize özgü sevgiden alıp onu “sevginin doğru formu budur aslında” diyerek, idealara, yaratana, sonsuzluğa duymamız gereken sevgi olarak tanımlamıştır. ve ona göre sevgiyi doğru formunda kullanan, ideaları, öbür dünyayı seven kişiler seçkin kişilerdir. az önce de söylediğim gibi bu düşünceyi olduğu gibi şimdiki dinlerde görüyoruz.

işte bu yüzden geri döner ne pahasına engellerdim bu adamın filozof olmasını. kendisi, o zamanlar farkında değildi belki ama, bugün bile benim, bizim kaderimizi yazmaya yeltenen mantalitenin esas adamıdır.
insanca
eflatun'nun mağara alegorisinde, insanların maddelere bağlanarak bir mağaranın içine hapsolduğunu o maddelerden, kendi tutkularından sıyrılamadıkları için ışığı aydınlanmayı göremediklerinden bahseder.bu nedenle tasavvufta eflatuna çok değer verilir.
edit:eflatun kötü arzularına düşkün olanların gelecek hayatlarında bir hayvan cismine sahip olacaklarına, şiddet merkezli yaşam sürenlerin de kurt ve kartal gibi yırtıcı hayvan kılığına bürüneceklerine inanıyordu.
4
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın