polonya

10 /
anywherebuthome anywherebuthome
lech walęsa polonya' da komunist dönemde solidarność isimli gizli direniş örgütünde tw bolek takma adıyla ülkeyi komunizmden temizleyen en önemli isim olarak görülüyordu. ta ki yıllardır hakkında yapılan suçlamalar bu yıl patlak veren ekstra dökümanlar ile çığırdan çıkana kadar. efenim şöyle ki kendisi kurtarıcı falan değil służba bezpieczeństwa(güvenlik görevi) isimli komünist gizli polis teşkilatından bir ajandır. polonya'da kendisini destekleyen sayısı şu anda yok denecek kadar azdır.
peder peder
cok ozledigim yer. erasmustan sonra gitmek firsat olmadi hic. kotu yemekleri, guzel ickileri, guzel kadinlari, cirkin erkekleri, ucuz otobus firmalari, biedronka marketleri, kulupleri, kucuk golleri, cuceleri, garip dugunleri...

aglamiyorum gozume zapiekanka kacti.
çevreyolu çevreyolu
eksik de olsa var olan sosyalizm dönemini özleyenlerin çoğunlukta olduğu ülkelerden biri. eksik derken şunu söyleyebiliriz sanırım; hiçbir zaman özel mülkiyet tamamen kaldırılmadı polonya`da özyönetimci sosyalizmin bir versiyonu uygulandı. ama ona rağmen bizim tarafımızdadır. deneyimimizdir. bir de şu var: "son on yılın başlarında şu sorunun sorulduğu bir anket yapılmıştı:' hayat, ne zaman daha kolaydı; komünist polonya döneminde mi yoksa bugün mü?' katılımcıların yüzde 50`sinden fazlası eski sistemi seçti ve yalnızda yüzde 11.5`i bugünkünü tercih etti. buna benzer bir eğilim tüm komünizm sonrası ülkelerde tespit edilebilir. katılımcıların üçte ikisinden fazlası, polonya`da 1989 sonrasında kurulan sistemin hayatlarına olumsuz etkileri olduğunu söyledi." ( dayanışmadan i̇hanete polonya`da kapitalizmin restorasyonu tadeusz kowalik nota bene s. 24)
dumrul dumrul
doğu blokunun yıkılmasında motor rolü oynayan ülkedir. bu ülke hakkında çok şey bilmiyorum. doğu bloku ülkeleri arasında eski sistemin nasıl işlediğine dair hiçbir bilgimin olmadığı belki de tek ülke yine polonyadır.

"sosyalizm dönemini özleme" mevzuu tam anlamıyla bir şehir efsanesi. bizdeki solcular zaman zaman bu muhabbet üzerinden yürümeye çalışıyorlar ama bu yaptıkları propaganda sosyalizm fikrini güçlendirmek yerine içini boşaltan, altını oyan bir söylem olmaktan başka işe yaramıyor.

eski doğu bloku ülkeleri arasında solun güçlü olduğu bir tek ülke gösterebiliyor muyuz? sınıf mücadelesinin yükseldiği bir tek ülke var mı? sendikaların köklü olduğu?

hiçbiri yok. ne var? izolasyonist politikalara destek var. bunun da şahbazlığını aşırı sağ yapıyor. tam da bu yüzden eski doğu bloku ülkelerinin tamamında aşırı sağ çok güçlüdür. sosyalizm dönemindeki kimi liderleri filan da "milli" figürler olarak tanır ve severler.

bakın en uç iki örnek şudur: rusya'da halen en sevilen liderler anketlerinde stalin hep bir numara çıkar. stalin'e bayılma oranı yüzde 60 civarıdır. ama rusya'da aşırı sağ merkezi oluşturur. putin klasik bir sağ lider değil mesela. fransa'daki le pen dahi putin'in solunda kalır. putin'in toplumdaki desteği de yüzde 60 civarıdır ne kadar ironik...

ikinci örneği ise ukrayna'dan vereceğim. ukrayna'da 1920'lerde hem alman işgaline, hem rus ve ukrayna sağına hem de bolşeviklere karşı mücadele eden anarşist nestor mahno milliyetçiliğe kökten karşı bir figürdü ama bugün ukrayna aşırı sağı içinde mahnovist sembolleri kullanan, mahno'yu milli bir figür gibi topluma yutturmaya çalışan neo-nazi teşkilatlar var. ukrayna'da daha iki - üç sene önce 50 küsur komünist yakılarak öldürüldü. toplumdan gık çıkmadı... ama sorsan "eski rejimi bazı yönlerden özlüyorum" diyenlerin oranı da hiç düşük çıkmaz. bunlar garip dengeler.

bugün avrupa'da aşırı sağın yükselişi var ama batı avrupa'daki aşırı sağ bizim mhp gibidir. klasik neo nazi örgütlerinin güçlü olduğu yerler ise hep eski doğu bloku ülkeleridir. mesela fransa'da klasik neo-nazilerin karşılığı le pen değil "generation identitaire" denen grup ve benzerleridir. bunların da toplumdaki karşılığı yüzde 0.5 bile değildir. ama ukrayna'da hayvan gibi güçlü bir neo nazi kuşağı var. bulgaristan ve macaristan keza... rusya'da neo nazi örgütü sayısı binlerle ifade ediliyor. bakın birey değil, örgüt sayısı... avrupa'da eski doğu bloku ülkeleri dışında yalnız yunanistan'da güçlü bir neo nazi örgütü vardır (bkz: altın şafak) onun da toplum genelindeki karşılığı yüzde 4'tür. toplumun yüzde 50 - 60'ı sandığa gider, altın şafağın oy oranı da yüzde 7 - 8 dir. altın şafak kendi sempatizanlarını tamamen sandığa yansıtabilen bir yapı, o yüzden oranları karıştırmayın. bunların yunanistan'da görece güçlü olma nedeni de yunanistan solunun çok güçlü ve örgütlü olmasıdır. yani kutuplaşmanın keskinliği...

eskiden sol rasyonalitenin bayraktarlığını yapıyordu, günümüzde ise gerçekliği algılamada ciddi sorunlar yaşıyor. bence doğu blokuna dair fantazileri bırakıp neyin niye olduğuna dair daha fazla düşünülmezse hayali bir gerçeklik içinde boğulup gitmeye devam edecek.

lenin "gerçekler devrimcidir" derken tabii salt bunu ifade etmiyordu ama gerçeklikle bağını güçlü şekilde kurmayan bir yapı ya da bireyin devrimci atılımlar yapma ihtimali de yoktur. nasıl çalıştığını anlamadığınız bir şeyi dönüştüremezsiniz. mevzu bu kadar basit.
piyano çalmayı bilmiyorum piyano çalmayı bilmiyorum
halkı vakti zamanında nazi almanya'sının tanklarına karşı atlılarla cenk etmiş onurlu ülke. bunca yıldır savaş tarihi okurum, böyle cesaret görmedim. şey de olabilir tabi, mallık.

ha bir de yurdum gencinden ipini koparan buraya gidiyor erasmus niyetine. boşa masraf, zaman kaybı. en son kuzenim gitti afyon'da işletme okuyor. erasmus yapacağım dedi, el mecbur "katkısı olur tabi" dedim.
jitemci astsubay jitemci astsubay
kızlarında normal instagram kullanma diye bir şey yok herhalde. hepsi model, hepsi influencer, hepsi güzel. keşfette rastgeldim bir kaçına. instagram çakalı anladı durumu sürekli salıyor üstüme artık ne zaman keşfete girsem türlü türlüsünü. wroclaw'ın krakow'un sokaklarını ezberler haldeyim o kadar çok polonya sokaklarında poz veren kız gördüm.
dumrul dumrul
binlerce nazi toplanıp sözde bağımsızlık yıl dönümü kutlaması adına eylem yapmış. eşcinseller, yahudiler, feministler, yabancılar şöyle böyle...

ellerinde de jezu diye bir orospu evladının resimlerini taşıyorlar. kendisi tanrıymış... insanlığın yakasını da bırakmadı gitti göt lalesi.





kart horoz kart horoz
vatandaşları hakkında hiçbir fikrim yoktu. leh walesa'yı duymuşluğum vardı, bir de chopin'in oralı olduğunu, alman işgali yüzünden ülkesinden ayrılmak zorunda kalıp bir daha dönemediğini ama öldüğünde kalbinin ülkesine gömülmesi vasiyeti yüzünden kalbinin çıkarılarak gizlice varşova'ya götürülüp "hazinen neredeyse kalbin oradadır" yazılı bir kaideye konulduğunu biliyordum.

geçen ay sonu ebay üzerinden 7500 türk lirası karşılığında bir araba parçası satın aldım. satın almadan önce adamlara türkiye'ye gönderimde gümrük sorunu yaşayıp yaşamadıklarını sormuştum, onlar da fedex ile gönderdiklerinde sorun çıktığını, bu yüzden normal postayla gönderdiklerini söylemişlerdi. bu cevap üzerine satın alma işlemini tamamlamıştım.

ne var ki kargolayan kişiye bu bilgi verilmediğinden fedex ile göndermiş. parça iki günde istanbul'a geldi. fedex'ten bir mail aldım; parçanın istanbul hava alanı gümrüğünde özel bir ardiyede olduğunu, gümrük işlemlerini tamamlayıp ardiye parasını ödedikten sonra parçayı alabileceğimi yazmışlardı. ardiyede bulunan bir kg'lık kargonun günlük ücreti 77 dolar artı kdv.

fedex'e; yaşadığım yerin istanbul'a 600 km uzakta olduğunu, kargoyu buradaki gümrüğe getirmeleri gerektiğini yazdım, cevap vermediler. defalarca telefon ettim, açmadılar. meğer bir gümrük müşavirliği şirketi kurmuşlar, 150 avro üstü her kargoyu gümrüğe taktırıp özellikle istanbul dışındaysan seni bu müşavirlik şirketine mecbur bıraktırıyorlarmış.

genç olsam uğraşırdım, kimseyi düzeltecek mecalim yok. aradan beş gün geçmiş, ardiye parası parçanın ederini sollamış, yenisini sipariş verip vermemeyi düşünmeye başlamışım. ebay'deki satıcıya mesaj atıp durumu anlattım, belki yenisinde indirim yaparlar diye umut ediyorum.

adamlar şöyle cevap verdi: "bu bizim hatamız. normal posta ile bir tane daha gönderiyoruz." gerçekten de aynı gün postaya verdiler. bu sefer on beş günde geldi. yaşadığım yerin gümrüğünden teslim aldım.

polonya'nın ücra bir şehrinde kendi hâlinde bir firma 7500 liralık bir malı gözünü kırpmadan bedelsiz gönderdi. "bizi ilgilendirmez" diyebilirlerdi, hiçbir şey de diyemezdim. o kadar şaşırdım ki saatlerce internette polonya kültürü üzerine araştırma yaptım. teşekkür mesajımda 11 kasım bağımsızlık gününüz şimdiden kutlu olsun filan yazdım.

bu kültürel farklılığın nedenleri üzerine düşünmek lazım.
10 /