polonya sendromu

kornish kornish
polonyadan dönen insanın direk soluğu lokanta'da almasıdır. tuzluğu kafasına dikmesidir, şekerden tiksinmesidir. bambi'yi kurutmasıdır. ordan çıkıp borsaya gitmesi, ordan çıkıp özsüte oturması, ondan sonra midye dolma'cıya gitmesidir.
azwepsa azwepsa
barlarda tekel votkasına istenen para karşısında dumur olup polonya'da ucuz bira fiyatına (~2,5ytl) smirnoff ve absolut içtiğini hatırlayarak sinir krizi geçirmesidir.
stocky2001 stocky2001
güzelim leh kızları dururken, içlerinden en çirkinlerinin size saldırması sonucu, neden ben, neden bunlar, nerede kasia'lar diye hayıflanan akdeniz gencinin içinde bulunduğu ruhsal bunalım.
stocky2001 stocky2001
nasıl akdeniz erkeğine kuzeyli hatunlar taş geliyorsa, kuzeyli erkeklere de günyeli kızların taş gelmesinin polonyalılar üzerindeki yansıması olan sendrom
bınar bınar
tuvalette sıkıştırılıp da üzerindeki nike armasının "ooo nike.." şeklinde doku testinden geçirilmesi (!) suretiyle tacize uğrayan, hayatının ilk canlı striptiz şovunu hem de kamusal alanda izleyen, birden kendi halinde dururken arkadan birilerinin vücut dilini konuşturmaya çalıştığına tanık olan, otobüs şöförünün lehçe bişeyler söyleyerek gel kucağıma otur hareketiyle dumura uğrayan ve ülkesindeki bakkal önü tavla muhabbetleri formatının sokak ortasında votka içmek olduğunu gören küçük akdeniz kızlarının yaşadığıdır..
sigur ros sigur ros
arkadaşımın 98 yaşındaki dedesinin yaşadığı sendromdur sanırım, zira şöyle bir olaya duhul olmuş idim:

ps2'nin karşısına kurulmuş, tekken oynuyor idik. sonra, odaya girip televizyonun karşısında bir süre bekleyen, ömr-ü billah yurtdışına çıkmamış dede şu soruyu sordu:

burası polonya mı?
a la carte a la carte
uluslararası ilişkiler literatüründe iki ateş arasında kalma durumu.

hem rus hem alman işgal edince böyle oluyor. stockholm sendromu saçmalığından on kat daha manalı ve hüzünlüdür.