post punk

tembel tembel
'70'lerin sonunda doğmuş, '80'lere de yayılmış müzik türü. punk'ın somurtkan, karanlık ve tekinsiz çocuğu. '80'ler deyince akla gelen az sayıda iyi şeyden biri. punk'ın ham yapısına lirik melodiler ekleyen, sözlerde edebiyattan beslenen, simgeselliği öne çıkaran, uzun elektro gitar sololarını dışlayıp synthesizer ve davul makinası gibi camiada pek sevilmeyen cihazlardan da faydalanan bu müzik türü "gerçek" rock dinleyicisi tarafından fazla kaale alınmaz, küçümsenir. zaten kendisi de uyumsuz, bireyci, ucundan kıyısından nihilist insan müziğidir. bir de daha yumuşak, ama en az kendisi kadar karanlık synth pop adlı yavrusu vardır.

her ne kadar üstünden bir sürü sanatçı ve grup geçmiş olsa da, bu müzik türünün en saf hali ve şahikası joy division tarafından icra edilmiştir bence. olduğu gibi veya kısmen post punk kategorisinde değerlendirilebilecek diğer bazı önemli gruplar ise şunlar: new order (joy division'ın devamı niteliğinde), the cure, the smiths, u2 (erken dönemleri), new model army (kendileri kabul etmiyormuş gerçi bu sınıflandırmayı), talking heads, bauhaus, simple minds, echo and the bunnymen, siouxsie and the banshees, sonic youth, the birthday party, gang of four, human league. unuttuklarım mutlaka vardır. şimdiden özür.
absent absent
dinlediğin müziği tanımlamakta zorlandın mı abi? hemen sığın bu kavrama. ya artık o kadar genişledi ki bu etiket, hepimiz sığarız içine. alakasız türde pek çok grubu bu tür altında görebilirsin şaşırma yani.

giderek genişleyen bu çember, sonunda tüm müzik alemini kapsayacak. demedi demeyin.
melatonin melatonin
70'li yılların sonlarında başlamış 1986 yılı itibariyle iyice mutasyona uğramış geniş spektrumlu bir müzik akımıdır. post punk'ı dönem dönem incelemek elzemdir nitekim, 1979 stili post punk ile 1982 ve 84 stili birbirlerinden başkadır. 1980 sonrası punk soundunun post punk üzerindeki etkisi iyice geçtikten sonra işin içine daha yoğun klavyeler girmeye başlar ve artık postpunk'ın çocukları coldwave ve sonra da darkwave doğar. post punk akımı 80lerde her ne kadar müzikal anlamda evrilse de, liriksel olarak hala varoluşçuluğun etkisindedir ve daha çok kişisel sorunlara parmak basar. 2000lerde patlayan post punk revival/indie gruplarını ise bu genre'da toplamak saçmalıktan başka bir şey değildir. post punk bir müzik akımından öte o 79-80ler dönemine özgü bir ruhtur. kendimi ola ki kessem kanım post punk akar diyecek kadar sevdiğimdir.
tidaltantrum tidaltantrum
''gerçek'' rockerlar tarafından ''ıyy, emo, poser müziği, herp derp'' denilerek devamlı olarak, enthusiastic bir çaba ile itin götüne sokulmaya çalışan klas müzik.

indie akımıyla beraber hayatıma giren bu müzik türü, açık konuşmak gerekirse belli bir zaman sonra benliğimi tanımlayacak kadar kişisel ve özel oldu benim için. hatta, bu entry'i şu an joy division eşliğinde giriyorum, bugün ölüm yıldönümü olan ian curtis'in o bariton ve ''mellow'' sesi ile...

her ne kadar, bu müziğin grupları ''bizi kategorize etmeyin'' diye bağırsa da burada da gördüğüm üzere bazı yazarlar inadına kategorize etmeye çalışmış. yapmayın, etmeyin diyorum kendilerine.

post-punk, krautrock'tan swedish pop'a, twee pop'tan indietronica'ya kadar uzanan gruplar barındırıyor çünkü bünyesinde.

neyse, fazla uzun tutamayacağım zira beynim uzun bir yazı için fazlasıyla yorgun şu aralar. joy division, the cure, public image ltd., the chameleons derken, post-punk'a iyice bağlandım, onla bütünleştim resmen. çünkü beni anlatıyordu. siyah da değildi, beyaz da. griydi. belirsizdi, bendi. ben olmadığım kadar bendi bu müzik, ve hala öyle.

içimizdeki diğer post-punkçılara selam ile!