pozitif

depresif depresif
adam, kısa bir süre önce ayrıldığı evine telefon açar, bahçıvana sorar:
- nasıl her şey yolunda mı?
- yolunda. yalnız, küreğin sapı kırıldı onu tamir etmeye çalışıyorum.
- neden kırıldı?
- köpeğinize mezar kazarken, zorlamışım, bu yüzden kırıldı.
- nee! köpeğim öldü mü?
- havuza düştü öldü.
- benim köpeğim çok iyi yüzerdi; nasıl havuzda ölür?
- ama havuzun suyu boşalmıştı, betona çakıldı; bu yüzden hayatını kaybetti.
- daha havuzu yeni doldurtmuştum. neden boşalttınız?
- biz değil itfaiyeciler boşalttı. çünkü evdeki yangını söndürmek için ilave suya ihtiyaç duydular.
- evde yangın mı çıktı?
- evet efendim. annenizin vefatı dolayısıyla çok sayıda insan geldi. bir sigara izmaritinden kağıtlar, ardından da perde tutuşmuş. o kalabalıkta farkına varamadık.
- annem nasıl öldü? sapasağlamdı.
- haklısınız. biz de şaşırdık ama, sizin yatak odanıza bir şey bakmaya girmiş. yatakta karınızla en yakın arkadaşınızı görünce kalbine inmiş.
- yahu hiç pozitif bir haber yok mu? bunaldım.
- olmaz olur mu, var. geçen gün siz aids testi yaptırmıştınız ya.. işte onun sonucu pozitif çıktı
seksen seksen
küçükken negatifle hep karıştırdığım kavram. mesela filmlerde, dizilerde "gebelik testi pozitif!" derlerdi, ben o an çocuk sahibi olacaklar için mi, yoksa istenmeyen bir gebelikten kurtuldukları için mi sevinirlerdi anlayamazdım. zaten kelimenin anlamını ziddiyle karıştırıyorum, durumdan çözmeye çalışırdım anlamını. evet ne var, tam aksi bir durum için de sevinebileceklerini düşünüyormuşum. ya çok embesilmişim, ya siz çok embesilmişsiniz o zaman. ben tarafsızım oğlum en azından. ihtimalleri değerlendirebiliyormuşum yani çocukken de.
sadikhane sadikhane
genelde olumlu anlamında kullanılan lakin bu ara tıbbi sonuçlar için vardığı noktada olumsuzluğu anlatan kelime.

bilmemenin corona testi pozitif çıktı. gerçekten çok üzücü. hiç pozitif değil.