prensesin uykusu

1 /
buzdolabıtamircisi buzdolabıtamircisi
çağan ırmak'ın yapımına devam edilen filmi. setinde bulunmuşluğum var. zira itü sinema kulübü üyesiyim. yönetmen yardımcısının kulüp başkanına açtığı telefon ile öğrendik ki, sinemaya gönül vermiş gençler arıyor. figüran olacak olan biz bu gençler aynı zamanda set ortamını da görecektik. çok mutlu olduk. bir perşembe günü halkalı'daki çekimler arkadaşların anlattığına göre çok güzel gitmiş. onu takip eden pazar günü, sabahın 10'unda, kimsenin afyonu patlamamışken gelen telefon ile apar topar itü gümüşsuyu makina fakültesine gitmemiz istendi. toplamda 6 erkek 4 kız istenmiş. herkesin birbirini araması, çalan telefonlar, msnin kontrol edilmesi kim var kim yok diye, yurtta kalanların odalara gitmesi, bakması, arkadaşlarını uyandırması. bu keşmekeş içinde ihmal edilen ödevler, gümbür gümbür gelen sınavlardan zaten bahsetmiyorum. olaydaki adı geçen öğrenciler, sinemaya gönül vermiş adamlar çünkü.

gittik efendim, gayet güzel saat 12den akşam 5e kadar bekledik. saat 4gibi, tıknaz bir eleman geldi, sen ve sen dedi. iki kişi seçti, şurada durun dedi, durdular onlar, sonra 5 oldu saat. uzun boylu bir adam geldi, merdivenin başından itibaren yaptığı kaş göz hareketleri eşliğinde alay ederek, "sabahtan beri burada ne bekliyorsunuz, para mı bekliyorsunuz, gitsenize, gitsenize" dedi. anlam veremedik, olduğumuz yere çakıldık. para zaten almıyorduk, istemiyorduk. bizler gönüllü amele figüranlar olarak zaten ajansa bağlı kayıtlı değildik, para almamız mümkün değildi. sonra bize söylenen şey çekimin bittiği, bizim oynatılamayacağımızdı.

ne set ortamını görebildik, ne de oynayabildik. sınavlar, ödevleri moraller zaten yalan. ne oldu peki şimdi? çağan ırmak'a çok kızdık, hiçbir filmine gitmeyecez, lanet olsun çağan ırmak, çağan ırmak kötü, pis mi oldu. yoo. gayet halen onun ulak tadında filmler çekeceğini düşünenlerimiz var kulüpte. ama değişen şey, bir daha telefonla arayıp "sete acilen 1 erkek 1 kız gerekiyor" dediğinde bile, tek kişinin gitmek için kılını kıpırdatmak istemeyeceğidir.

şimdi bunları yazarken çok düşündüm, bir adam, ne kadar setine sahip çıkamamış, setinde elemanlarının figüranları alay konusu etmesine engel olamamış bile olsa, bir sürü filmi var. buradan istediğimce sövebilsem keşke. konu sözlükte olmak da değil. adamın yaptığı somut şeyler var. filmleri, gişeleri, kadrosu, dizisi, senaryosu var. gönül isterdi ki, güzel bir şeyler yazabilseydim "prensesin uykusu " ile ilgili. kimse istemez daha çekim aşamasındaki bir film ile ilgili olan 3. girinin bir şikayet mektubu tarzında olmasını. ama bunu yapmak zorundaydım.
bazinga bazinga
insanın kendine saklamak istediği şeyler olur ya hani. başkasının ürettiği, başkasının sahip olduğu ama kendinin gibi sevdiği şarkılar, filmler, kitaplar...
işte benim için onlardan biriydi prensesin uykusuyum. tüm redd şarkıları öyledir gerçi benim için, ama o bir başkaydı sanki.

şimdiyse ölesiye korkuyorum çok sevdiğim redd şarkılarının, ne anlattığını hazmedemeyecek insanların telefon melodisi olmasından.
makintos makintos
trajedinin arka planlara atıldığı film. sahnelerdeki müzik kullanımları ve başarılı oyunculuklarıyla dikkat çekiyor. genco erkal her zamanki gibi muhteşem. diğer çağan ırmak filmlerine nazaran daha iddialı olmuş. film en çok da redd grubunun işine yarayacak gibi görünüyor.
zinkafnun zinkafnun
"uyandırmak için bir masal anlatıyorum sana, dünyadaki bütün masalların aksine.
bu, uyanınca okunacak bir masal -bizim masalımız-, dünyadaki tüm masalların tersine..."
blueblackbutfly blueblackbutfly
çağan irmak'ın gün itibariyle (19 kasım 2010) vizyona giren fantastik komedi filmi. eğer iyi bir çağan irmak takipçisi ve seveni değilseniz ilk yarıda sıkılmanız olası. çünkü yönetmenin en mütevazi filmi. lakin ne issız adam'ın sahip olduğu bohem hayatın genç erkekler üzerindeki dayanılmaz özentisi, ne de babam ve oğlum'daki yüreğimizi parçalayan unutulmaz replikler.bunların hiçbiri yok. herbiri ayrı renkteki insanların normal ve sıradan hayatlarından kesitlerin sunumuyla başlayan film, yönetmenin insanlara, kitaplara hatta kahramanlarına olan inancıyla ikinci yarıda deyim yerindeyse coşuyor. farklı dünyalardaki bir avuç insanın hayatı ve kaderi değiştirme çabasına hayran kalıyorsunuz. redd grubu'nun film müziği etkileyici. filmin en muhteşemi ise usta tiyatrocu genco erkal'ın performansı. oyunculuğu ve performansıyla filmi çok başka yerlere taşımış. animasyon sahneleri ise ilk defa "bitmesin" dedirten tarzdan. kıssadan hisse "seni de hayata bakışını da seviyorum çağan irmak"
jaheira jaheira
sağlam bir redd reklamı yapılmış olan güzel film. ayrıca filmin müziklerini de redd yapmış, çok da güzel yapmış. her ne kadar müziklerine aşina olsam da, artık kendilerini sağlam dinleme kararı aldım. film de güzel kurgulanmış, oyuncuların performanslarına edilecek tek bir olumsuz yorumum yok, çok güzel, eğlenceli ve insanı mutlu eden bir film.

babam ve oğlum gibi muhteşem bir filmi çeken yönetmenin, ıssız adam'ı da izledikten sonra, hep bir "son sahne"si olduğunu anlıyorsunuz. hani bu adam konuyu izlettirip, izlettirip sonunda da insanı patlatıveriyor ya, işte yine bu filmde çağan ırmak'tan klasik bir "son sahne" izledik, memnunuz. o yüzden, izleyin, izlettirin.
hızır idi yunus idi hızır idi yunus idi
bugün izlediğim film. hatta sıcağı sıcağına birkaç kelam etmek isterim. yazdıklarım sıpoyiler içerebilir baştan söyleyim. öncelikle çağlar çorumlu hakkında düşündüklerimde yanılmadığım için kendimi bir kez daha takdir ettim. 7 numarada dizisindeki yusuf güdük'te bir cevher gördüydüm. bu filmde de gördüğüm cevher günyüzüne çıktı. sevinç erbulak için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. beni hayal kırıklığına uğrattı. oyunculuğu iyi değildi, sarı saçlarıyla kuaföre değil pavyon kadınına benzemekteydi. zaten filmin başında da bu hissi yaşıyorsunuz. ilk perde de biraz sıkılıyorsunuz her şey çok durağan ama 2. perde tam komediyle başlıyor. zira üstad genco erkal devreye giriyor ve tansiyon 100'e yükseliyor. filmin konusundan bahsetmeyeceğim, pek beğenmedim, ilk perde de redd grubu öyle bir sokuluyor ki gözünüze gına geliyor artık. bu filmin redd için yapıldığını düşünüyorsunuz. posterler, etiketler, kızın günlüğünde yazan şeyler falan. bu arada o küçük kız ilkokul çağında falan. yani ben ilkokul çağındaki kızçelerin murat boz, keremcem gibi şarkıcılar için delirdiğini biliyorum ama redd için delireceğini sanmıyorum. yani sanatçı seçimi biraz havada kalmış, bunu da çağan'ın sanatçıların filmin önüne geçmemesi için yaptığını düşünüyorum. redd'in hastanede söyledikleri şarkı playback değil de canlı akustik olsaymış sanki daha iyi olurmuş, ortada gitar çalan bir eleman, şarkıyı söyleyen bir eleman vardı ve diğerleri öylece bakıyordu ama bateri sesi kulaklarda çınladı. ne biliyim küçük kızanlarınız ya da kızçeleriniz varsa götürün. iyi gelir ama beni cezbetmedi. pek beğenmedim. ama saygı duyarım o ayrı. bu arada çağlar çorumlu'nun yanaklarını mıncıklamak istiyorum.
ursula ursula
dün gece izleme imkanı bulduğum ve çok da beğendiğim çağan ırmak filmi. filmle ilgili yorumlar tabi ki filmden ne beklediğinize bağlı olacaktır. açıkçası ben masalsı bir film olduğu için biraz mesafeli yaklaşsam da sonuçta beni çok mutlu etti. suratımda bir gülümseme ile ayrıldım sinemadan ve bana hoş bir iki saat geçirtti.

spoiler
özellikle aziz'in kızın defterine yazdıkları çok güzeldi. duygusallık konusunda bir odun olan ben bile etkilendiysem az biraz duygusal olanlarınız hayran kalacaktır. filmde redd grubu biraz fazla ön plandaydı, bunu ilk başta yadırgasam da redd'i çok sevdiğimden bunu bir sakınca olarak görmüyorum. bir de sanıyorum çağan ırmak bu filmi şarkıya istinaden çekmiş - ki eski bir şarkıdır kendisi. o nedenle murat boz oynatamadığı için redd'i oynattığı yönündeki abuk eleştiriye katılmıyorum.

diğer dikkatimi çeken bir unsur da karakterlerin isimlerinin seçimiydi. belirsiz bir uykuya yatan kız çocuğunun adının gizem, ona yardımcı olmak için uğraşan karakterin aziz, aziz'in neşeli arkadaşının neşet, ya da kızın ikinci dileğine ilişkin karakterin kahraman olması gibi. sanıyorum bu da filmin masalsı yanını güçlendirmek için özellikle yapılmış..
spoiler
1 /