prisoners of the ghostland

omer e omer e


nicholas cage'in oynadığı son film. "hayalet şehir tutsakları" olarak çevirilebilir ama türkiye'de muhtemel satış kaygısıyla alakasız başka bir isim alabilir.
iki amerikalı yazmış filmi, neo noir - kara film olarak sınıflanmış ama benzerlerine nazaran bence daha başka bir ismi olmalı...

film japonlar arasında geçiyor. işlenen konu nükleer saldırıyla ilgili. ghostland'ın neresi olduğu söylenmiyor fakat ilgili sahnede bir grup kasaba sakini, büyük bir saatin saniye ucuna halat bağlamış zamanın geçmesini durdurmak için tutuyor ve tuttukları saat tam 08:14:50 hiroşima'ya abd'nin nükleer saldırı saatine on saniye var..

sonunda filmdeki asıl kötü karakter, beyaz takım elbiseli vali öldürülünce hayalet şehirde saati tutanlar bırakıyor ve 08:15 itibariyle karakterler "artık özgürüz" diyerek film bitiyor.

yani içimde abd'ye karşı, filmlerdeki kötü adamların kazanmasına duyulan öfke yıllardır var ve bu tip film ayrıntılarında sürekli intikam mesajı arıyorum, yok çünkü yazarlar abd'li... filmde eminim ki okuyamadığım epey sembolik içerik var ama aklımda karşılık bulmadı. kaçınılmazsa zevk al gibi bir anafikir kaldı ortada.
açın bir tarafınızla eğlemin demek istiyorum buradan senaristlere fakat japonlar'ın ak kaşık olmadığının da farkındayım, sadece bir japon'a yakışır, akıl dolu bir misilleme görememenin burukluğunu yaşıyorum.
sanki onlardan çok aklımda bu konu.


"bak abi sen bana imkan vermiyorsun dayımın çocukları cinayetten yeni çıktılar bak onlara etek giydirmezsem namussuz şerefsiz evladıyım bak abi onların kulaklarının dibine ineceksin çaat çaaat iki tane sıkacaksın patates sıçarlar patates. benim dayımın çocukları var ya mermiye kafa atıyorlar kafa..."

(bkz: ganyotçu)