pulse

1 /
kral çıplak kral çıplak
dünya tarihinde gerçekleşmiş en büyük müzik organizasyonudur.ambiyansı anlatmak, kelimelere dökmek zordur. pink floyd roger waters sız çıktığı konserde o zamana kadar yaptığı bütün klasiklerini çalmıştır. comfortably numb solosunu atarken david gilmour bu dünyayı terketmiştir. yaşıyorum diyen herkesin dvd sini alıp izlemesi gerektiği görsel ve işitsel şölen..
floydzede floydzede
pink floyd un 1994 senesinde david gilmour önderliğinde verdiği efsane konser.tenis maçı havasındadır,izleyenlerden ses çıkmaz.çünkü sahnede pink floyd vardır ve başka gezegenlerle çoktan irtibata geçilmiştir.
mek mek
gelmiş geçmiş en iyi sahne şovuna sahne olmuş müthiş konser. iki gün sürmüştür. yeniden düzenlenip 5.1 olarak tekrar kaydedilen ve bazı eklemeler olan dvd si şubat 2006 da çıkacakken bilinmeyen bir sebeple ertelendi emı türkiye tarafından. merakla bekliyoruz. bu konserde çalınan bir comfortably numb vardır ki; en bağnaz en tutucu bünye bile bir şeyi 1 milyon kez dinlese,izlese bıkar ya, işte bundan bıkamaz.
rumblefish rumblefish
tüm duyguları tepe noktasında insanlara yaşatabilmeyi başarabilmiş,konser esnasında tüm seyircileri transa sokabilen,konser denilmesi işlenebilecek en büyük suçlardan biri olmuş,gidenlerin kutsanmış kabul edildiği yaşanmış en büyük mucizelerin en sonuncusu..
(bkz: pulse konseri comfortably numb)
deulu deulu
"dabbeyi çalmışlar abi!!" izlenimi uyandıran 2006 yapımı japon re-make i zevksiz film. filmde bi mattie var bir de ev arkadaşı gerisi yalan.
luminaire luminaire
david gilmour'un kocaman göbeği, roger waters'ın olmayışı, herkesin yaşlanmış olması gibi faktörlerin bile bir yerden sonra hiç bir olumsuz etki yapamadığı pink floyd konseri.

tüm konser için comfortably numb solosu orgazm noktasıdır. gilmour yaklaşık olarak on bin kişiyle tam dört buçuk dakika sevişmiştir.
impera impera
comfortably numb solosu aşktan öte acı verici, ağlatıcı, aynı andada haz yaşatıcı bir solodur.
yoktur böyle bir konser. roger'ın olmaması bile etkilememiştir, ne şovdur. aaah.
jack jack
13. (yazıyla on üçüncü) yıldönümünü dvdsini izleyerekten kutladığım, aaah ah dediğim, ağladığım, çocuğum olursa adını davut* koyacağım konserdir.
kemankeş kemankeş
the tea party'nin transmission albümünden 'hay allah belanızı versin'' dedirten (bu kelimeden neffret ediyorum bu arada!) şarkısı..
şiddetli bir yağmur ve ona eşlik eden rüzgar altında çıplak durmak gibi.. tüyler ve ruh... ayakta hepsi..

i saw a face in the mirror
that made my blood run clear
i think i've waited to long
i went along for the ride
she complicated the slide
i went to take her hand
i couldn't feel a pulse
senseless is pleasure
nothing's forever
the sooner you see
you can't deny me
i had a dream that within
a celebration of sin
you do a dance with denial
i only wanted a friend
to see a beautiful end
she went to take her hand
she couldn't feel a pulse
senseless is pleasure
nothing's forever
the sooner you see
you can't deny me
darksideofthemoon darksideofthemoon
pink floyd un muhteşem gövde gösterisi.tüyleri diken diken eden.gelmiş geçmiş en iyi sahne performanslarından birisi.dark side of the moon un tamamının çalındığı,pink floyd un birkaç haftalığına da olsa 70lerdeki gibi dünyayı ele geçirdiği konser albümü.wolkswagen golf ün pink floyd modelini yapmıştır bu albümün promosyonu kapsamında.
öte yandan çok profesyonelce yapılmış bir konserdir,live at pompeii nin amatör tadı yoktur yani.
peace sells and i m buying peace sells and i m buying
dvd'den de olsa, izleme şerefine nail olduğum müzikal baş yapıt. buna konser diyenlere güler geçerim ben. öncelikle the division bell turnesinde gerçekleştiği üzere ilk bölüm division bell ağırlıktadır. ama o shine on you crazy diamond girişi yok mu. resmen yerime mıhlandım, videodaki ufak çocuğun hayatı ve yavaş yavaş büyümesi, şarkının sözleri, akla gelen syd barrett. shine on you crazy diamond bile dağıtmıştı beni 2. şarkıyı gözüm görmedi, daha sonra bir de baktım çan çalıyor, high hopes...ilk defa canlı performansını izliyordum high hopes'un. en sevdiğim pink floyd şarkısı olması o görsel şovlarla birleşince monitöre yapışmışım, 4. şarkıya geçince ayıldım. ilk cd'nin sonlarındaki another brick in the wall ve efsane olan 2. kısma geçiş. dark side of the moon baştan sona çalınmış. roger waters yok ama david gilmour tek başına pink floyd olmuş. hem çalıyor hem söylüyor. ışıkcı mark brickman da david gilmour'la beraber sololar atıyor, the great gig in the sky'daki efsane vokaller, money ve time şarkıları akılda kalarak dark side of the moon bitiyor ve bis.. geliyorlar önce wish you were here, ardından da comfortably numb. şarkı orjinalinden 4 dakika daha uzun çalınıyor, o 4 dakika da gilmour'un soloları ve ışık gösterileriyle donatılmış, seyircilerin şaşkınlığı, yukarda dev disko topunun belirmesi, sahnenin tüm ışıklarının david gilmour'u aydınlatması, nurların içinde solo atan bir efsane. eğer o konserde o salonda olsam yüksek ihtimalle bayılırdım. comfortably numb'da benim şalter atıyor son şarkı olan the wall'un run like hell'ini hiç duymuyorum bile, kafamda hala o şov ve o sololar var.

tiyatro izler gibi izleyen nerede alkışlamasını nerede susacağını bilen seyirci, pink floyd'un muazzamlığı, efsane setlist, sahne, ışıklar, çekim kalitesi daha neler neler. hayatımda geçirdiğim en verimli 2 saatti, sonra tekrar tekrar izledim ve hepsinde aşağı yukarı aynı hisleri yaşadım. tarihin en iyi konseri, belki de tarihin en iyi grubu.
1 /