put

chixculub chixculub
sadece cahiliye devri arablarının taptıkları o günün taştan, helvadan yaptıkları nesneleri put diye adlandırırsak yanlış yapmış oluruz. put kavramı ilk önce insanın beyninde, fikirlerinde düşüncelerinde belirir, habis bir ur gibi insanı kaplar ve bir süre sonra insan kendini kendisinin putu olur. bir insandan bekleyebileceğimiz ilk şey, çok çok karşıalştığımız "insanı hayvandan ayıran şey düşünebilmesidir" ifadesinde de belirtildiği gibi düşünme yetisini kullanabilmesidir. insanın putlaşmaya doğru uzanan kısa yolculuğunda; kısa diyorum çünkü put yakaladı mı sikertir, düşünmek eylemini gerçekleştirmez, yorum yeteniğini, algısını kaybeder. algısını kaybeden, yorumlamayan, düşünmeyen bir insanın yukarıda bahsettiğim bildik cümlede ki hayvandan pek de farkı kalmaz.

aşırı sevgi ve saygı, dogma bilgiler ile çevrelenip insanoğlu tarafından yutulursa, gelecekte tapılacak, kesme, yontma taşlardan putlar yavaş yavaş vücut bulur insan bedeninde, zihninde. put gelişip büyümeyi sonraki nesillerde devam ettirir, çünkü ebeveynler çocuklarına başka her şey gibi putlarını da miras bırakırlar. putların gelişip büyümesinde gördüğümüz gibi güven çok önemli. yeni yeni bir birey olmaya başlamış olan her insan güvendiği, imrendiği, beğendiği, hayranlık duyduğu öncüllerinden düşünmeden sorgulamadan her şeyi almakta mahsur görmeyecektir. sadece alınmak ile yetinmeyecek genç birey aldığı putları alıngan taşlarla ördüğü duvarın arkasında, özelinde, en korunmalı yerinde tutucaktır. putlar kişinin içinde büyüyüp, her ne kadar kişi farkına varamasa da, giderek kendisine dokunulmaması gerektiğini kabul ettirecektir. putuna sahip çıkan insan da giderek bilinç yoksunu, agresif, alıngan, irrasyonel olacaktır.

günümüz dünyasında her insanın içinde büyüttüğü, kolladığı, toz kondurmadığı putları üzerinden yürütülen ilişkiler giderek insanoğlunun önüne gelişme yolunda büyük bir engel olarak çıkıyor, insanlar birbirlerine putları üzerinden övgüler, hakaretler edebiliyor, kalın duygu bulutları konsantre "ben putumun türküsünü söylerim" iksiriyle güçlendirilmiş bir biçimde biz insanların güneşi olan mantığımızın önüne geçip bizi karanlığa gömmekten başka bir şey yapmıyor. işte cahiliye devri arabların düştükleri de bu bahsettiğim karanlıktan başkası değil. en az taptıkları yontma taşlar kadar put olan o cahil insanlar, kutsal olmayanı kutsallaştırarak putlaşma yolunda evrimlerini tamamlamışlardı. günümüz dünyasında da cahiliye devrini aratmayacak örneklerin varlığı insanoğlunun ne zaman gerçek anlamda doğru kararlar vereceği sorusunu aklıma getiriyor. şu anda önerebileceğim tek bir şey varsa o da "putlarımızı kırmak değil, muhafaza ettiğimiz o erişilmez kıldığımız bölgeden çıkarabilmek"tir. dışarı çıkarabildiğimiz her put kurtuluşumuz olacak belkide.
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
putlar için şimdiki zamanın görünmeyen, duyulmayan ama ne yana bakılsa görüldüğü söylenen tanrılarının hazırlayıcıları olduğunu, onların bir çeşit öntanrılar olduğunu söylebiliriz; gördüğünüz gibi. ama araba markalı arkadaşın da dediği gibi, değişen pek bir şey yok. ha uzza nın, menat ın önünde saygıyla durmuşsun, ha sivri şekilli fallik yapıların içine girip kültür fizik hareketleri yapmışsın. eski bir reklamda dediği gibi; fark göremiyorum, ya sen?

"bir kontes putu yapıyoruz biz. başka bir evrenin canlılarını, diyelim ki tanrıları, kendi sınırlı görgüsüyle inşa ettiği kültlere hapseden antik heykeltraşlar gibiyiz."
ford prefect ford prefect
misal eğer her kötü dediğiniz şeyin tam karşısına "atatürk" ünüzü koyarsanız atatürk bir puta dönüşür. eğer her kötü bildiğiniz şeyin karşısına "hz muhammed (sav)" inizi koyarsanız "hz muhammed (sav)" iniz bir puta dönüşecektir. eğer evren üzerinde bir noktayı kutsal mekan olarak belirler ve onun etrafında senede bir kez dönmeyi borç bellerseniz o nokta bir puta dönüşür. modern hayatın bu tip ikonlarla dolu olması bende nedense hiç ileri gidemediğimiz hissini uyandırıyor. hayırlara vesile olsun inşallah.
setamaha setamaha
"bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş."

tdk'nın "put" tanımı bu şekilde...

bu tanımdan yola çıkarak "put"un mahiyeti hakkında acaba bir fikir üretebilir miyiz? belki evet; fakat burada bizi sıkıntıya sokabilecek bir nokta var: "bazı ilkel toplumlarda" ibaresi... "put"çuluğun nesneyle değil insan doğasıyla ilgili olduğunu hesap edersek bu yanlış bir tanımlamadır. "put"u mahiyetiyle ele alıp, bu tip "put"lar yaratan her topluma ilkel demek belki daha yerinde olur. tabi ilkelliği burada olumsuz bir kavrayışla ele alırsak tabloda göz zevkimizi bozacak bir şey yok... fakat ilkellik üzerine yüklenen anlamın dışında, bilakis iyi bir şey dersek konu hepten karışacak. bu tartışmaya girmeden, daha çok insan psikolojisyle ilintili olan put, putçuluk, putlaştırma, putperestlik konusuna dönmek gerekir...

zahirde görülen put anlayışı; arkeoloji müzelerinde gördüğümüz genelde ele avuca sığan, el yapımı, ufak tefek insan heykellerine tapınma eylemidir (tam olarak böyle olmasa da yaklaşık böyle bir faaliyeti ve olguyu ifade ediyor)... tanrı konusu hep tartışılmıştır, tartışılacaktır da. özellikle "tanrı mı insanı, insan mı tanrıyı yarattı" kısır döngüsü çerçevesinde(olumsuzlamıyorum). hatta nietzsche'nin deyimiyle "insanı yaratmak mı tanrının büyük hatası; tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?" gibi... putu bir toprak parçası ile kısıtlarsak ve ilkel toplumlarla tanımı daraltırsak, tanrı kavramıyla yolu hiçbir zaman kesişmeyecektir. halbuki bugün kaosun çekirdeğinde bir "put(lar-peresler-çular)" oturmakdır... "doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne" ibaresiyle "put"laştırılan objenin de hangi maksatla putlaştırılıdığı (tanrılaştırıldığı) açıklık kazanmaktadır. özellikle gerçeklerin "acı" kıyılarında gezen toplum ve insanlar kendi putlarını üretirler (zorunda bırakılırlar). bu bir nesne olabilir, insan olabilir vs. fakat temelinde onda doğaüstü güç ve etki aranır-yüklenir. akılcı-gerçekçi-pozitivs-sermayeci toplumlarda bilineceği gibi bu yönde bir inancı bulmak artık mümkün değildir... bir tek nesneye böyle bir anlam yükleyip tapınma ve medet umma en yaygın olarak uzakdoğu-hindistan civarındadır. ama sorun onlarda değil. akılcı-gerçekçi-pozitivs-sermayeci toplumlar put odağına daha tehlikeli bir şeyi koydular, bir nesne değil bir kavram: para... işte hikayenin başladığı ve bittiği yer de burası. bugün olan bir şey değil tabi bu... insan zaaflarının tarihiyle koşuttur. ama para nesnesini kavramlaştırıp bir güç odağı ve silahı haline getirenler bugünlerin çocuklarıdır... ve kapitalizmi. her şeyin "geçici" olduğu dünyamızda putlaştırılan her şey(nesne-kavram-insan), kendine tapanı da kendiyle beraber "geçicileştirir". (gerçi geçicilik mevzusu da uzun ve netameli, fakat burda ele almak yersiz olur)

bu devrana son vermek putun kırılması ile mümkündür. söylendiği kadar basit olmayacağı "para" nesnesi-kavramı bile düşünüldüğünde kolayca idrak edilecektir.

o halde putları kırıp baltayı da en büyük putun boynuna asmak gerek....

soran olursa.

"o yaptı" deriz...


gerçekten de o yapmadı mı?
massachusetts massachusetts
putlara insanlar tanrı diye tapmamışlardır sadece tanrı'yı cisimlerdirmişlertir yani soyut bir şeyi somutlaştırma vardır bu her şekilde olabilir bu heykel helva yada yıldız ay gibi şeyler olabilir
damned damned
sadece tahtadan, taştan yapılan ve karşısında bi takım ritüellere göre eğilip kalkılan şey değildir. allah'a yaklaşmak için kullanılan aracıların tümü putlardır. gözümüzde yücelttiğimiz ve aşırı değer verdiğimiz, bizi tanrıya yaklaştıracağına inandıklarımızın hepsi... allah'ın yanında bizi kurtarabileceğine inandıklarımız, allah'ın yanında şefaat edeceğine inandıklarımızdır. bizi her yerde gördüğünü ve duyduğunu düşündüğümüz, allah'tan başka rızasını kazanmaya çalıştığımız her şeydir. yanında edilen duanın daha makbul olduğunu düşündüğümüz türbeler de birer puttur.

konu ile ilgili bazı kur'an ayetleri:

"kesinlikle, din sadece allah'a aittir. o'nun dışındakileri evliyalar edinenler, 'onlar bizi sırf allah'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara tapıyoruz.' (derler). ayrılığa düştükleri bu konuda onların arasında allah karar verecektir. allah kuşkusuz, yalancıları ve nankörleri doğru yola iletmez." (39 : 3)

(ibrahim şöyle) “demişti: “allah ile aranıza koyduğunuz putlara tutulmanız sadece bu hayatta birbirinize karşı bir sevgi ortamı oluşsun diyedir. sonra, kıyamet gününde biriniz diğerini tanımayacak ve biriniz diğerine lanet edecektir. varacağınız yer o ateştir; size yardım eden de olmayacaktır.” (29 : 25)

“allah’a karşı yalan uydurandan veya onun ayetleri karşısında yalan söyleyenden daha zalim kim olabilir? bu suçu işleyenler umduklarını bulamazlar. onlar, allah’tan önce öyle şeye kul olurlar ki, onlara ne faydası olur ne de zararı. derler ki, ‘bunlar, allah katında bizim şefaatçilerimizdir.’ de ki: “göklerde ve yerde, allah’ın bilmediği bir şeyi mi ona haber veriyorsunuz?” allah, onların şirkinden uzaktır ve yücedir.” (10 : 17-18)

“de ki: “allah ile kendi aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza kul olmam bana yasaklandı. bu yasak, rabbimden bana, açık âyetler geldiği vakit kondu. ben varlıkların sahibine teslim olmam için emir aldım. sizi yaratan odur. o, önce topraktan, sonra nutfeden, sonra da alakadan yaratır; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarır ki güçlü kuvvetli hale gelesiniz ve nihayet ihtiyar kişilere dönüşesiniz. kiminiz daha önce ölür, kiminiz de, belirli bir süreye kadar yaşar. belki aklınızı kullanırsınız. can veren odur; öldüren de o. o bir işe karar verirse, sadece “ol” der, hemen oluverir. allah’ın ayetleri karşısında haklı çıkmaya çalışanları görmez misin? bunlar nereden destek alarak halden hale giriyorlar? bunlar öyle kimselerdir ki, hem kitap karşısında, hem de elçilerimize gönderdiğimiz şeyler karşısında yalan söylerler. ama elbette öğreneceklerdir. hem de boyunlarında halkalar varken ve zincirlerle sürüklenirken öğreneceklerdir. kaynar suyun içinde sürüklenirken… sonra ateşte kızartılacaklardır. sonra onlara şöyle denecek: "o şirk koştuğunuz şeyler nerede? allah ile kendi aranıza koyduklarınız vardı ya işte onlar?" diyecekler ki, “onlar bizden ayrıldılar. aslında biz, eskiden de allah’tan başka bir şeyden yardım istemezdik.” allah, o kâfirleri, işte bu tavırlarından dolayı sapık sayar. başınıza gelen bu şeyler, yeryüzünde haksız yere şımarmanıza ve böbürlenmenize karşılıktır. “girin cehennemin kapılarından; hiç çıkmamak üzere girin!” kendini büyük görenlerin yeri gerçekten ne kötüymüş!” (40 : 66-76)
animaldoctor animaldoctor
kafamdaki tüm yersiz düşüncelerin,
olmadığım ama olmuş gibi gerçekleştirmeye çalıştığım kişiliğimin,
görmezden gelinmek için geberdiğim anların,
aşık olduğumu sanıp aşkın bir anlatım bozukluğundan ibaret olduğunu anladığım anın,
tüm kimlik bunalımlarımın ortak adına vermek istediğim kelimedir.
evet, put!
ağzıma atıp geviş getirir kıvamda çiğnedikten sonra tükürüp başka "öz maceralara" dalmak iyi olur.