rade zalad

hansvoralberg hansvoralberg
bir ara beşiktaş'ın kalesini korumuş, 102 yıllık tarihin yüz karası. eskişehirspor ve ankaragücü takımlarının kalecisiyken iki ayrı senede iki ayrı maç satarak galatasarayın şampiyon olmasını sağlamıştır. ankaragücünün kendi evinde 8-0 yenildikten sonra maç sonrası galatasaraylı yöneticilerle birlikte apar topar özel uçakla yurt dışına kaçırılmıştır. aldığı para ile ülkesinde bazı yatırımlara giriştiği bilinmektedir.

beşiktaş'ın 100. yılında üretmiş olduğu 100. yıl formasında 700 futbolcunun arasında ismi bulunmayan tek futbolcudur.
soyut soyut
92-93 sezonunun 22. haftasında ankaragücü beşiktaş ile ankara da oynamıştır. kalede yine zalad vardır ve maç 0-6 beşiktaş ın üstünlüğü ile bitmiştir. oysa galatasarayımızdan sadece 5 gol yemiş ve ikinci devre maça çıkmamıştır.

zalad defalarca para almadığını, hala daha beşiktaşlı olduğunu belirtmektedir. bu söylenti, ezik beşiktaş taraftarının sarıldığı iplerden birisidir. şampiyon olmaları zor olduğu için sürekli haklarının yendiğini düşünerek öfkelerini bastırıyorlar.

hem zaten galatasarayımızın dünya futbol tarihinde bir ilki gerçekleştirip namağlup averajla ikinci olduğu sezon beşiktaş şampiyon olmamıştır! semra özal trabzonlu futbolculara ev alıp ligin son haftasında oynadıkları beşiktaş maçına gayet motive olmuş bir şekilde çıkmalarını sağlamamıştır! beşiktaş ın tüm şampiyonlukları şereflidir. yüzüncü yılda takımı sinan engin değil, lucesku şampiyon yapmıştır!
juaqly juaqly
adı, her daim şike ile anılan, eski kaleci.

yıllar yılı susan o adam, 7 yıl evvel, tanık olduğu şike olaylarıyla ilgili şunları söylemiş...hep beraber bakalım... can alıcı sorular her şeyi özetliyor...

1-galatasaray maçından önce şike teklifi aldınız mı?

kesinlikle almadım. ama galatasaray maçında ben takımdaki hiçbir arkadaşımı suçlamıyorum. keşke ben o gün 4 penaltı kurtarsam, harika oynasam ve maçı kazansaydık. ben hâlâ o maçı düşünüyorum. şimdi beşiktaş'ın menajeri olan sinan engin de a.gücü'nde oynuyordu. bana galatasaray maçından önce geldi ve eğer sen bu maçta iyi oynarsan seni beşiktaş'a kaleci antrenörü olarak alacaklar(!), dedi. ben de ona, bana ne kaleci antrenörlüğünden dedim.

galatasaray maçında ilk yarı oynadım ve 5-0 öndelerdi. hocamız tınaz tırpan'dı. ilk devre bitti, soyunma odasına girdik. ben eldivenlerimi çıkartıp tınaz hocaya verdim ve hoca buraya kadarmış. herkese teşekkür ediyorum. güzel günlerim geçti, ama yarın gazetelerde bu maçla ilgili iğrenç yorumlar yapılacak. ben futbolu bırakıyorum dedim. 2. yarıda kaleye arif geçti. 3 tane de o yedi. ama herkes o 8 golü benim yediğimi zannediyor.

2-neden a.gücü o kadar kötü oynadı?

biz galatasaray maçından önceki dört haftada üç galibiyet almış ve ligde kalmayı garantilemiştik. özellikle sarıyer'i yendikten sonra bütün takımda bir rehavet oldu. as oyuncuların çoğu ufak tefek bahanelerle (!) idmanlara çıkmıyordu. kendilerini hiç zorlamadılar. zorladıklarında da adale çekmesini bahane edip idmanı bıraktılar. ayak tenisi oynayıp maçı bekliyorlardı. zaten galatasaray maçından önce de tüm basın bu maçta şike olacağını yazarak gündem oluşturmuştu. biz o maçı 2-0 kaybetsek de şike konuşulacaktı.

3-yani, o maçtan önce takım arkadaşlarınız iyi hazırlanmadılar? (!)

evet. ben 10 yıldır kendi kendime, çok aptalmışım diyorum. çünkü; ben de sakatım, (!)deyip kulübede oturabilirdim. ama ben futbolu çok seviyordum. diğerleri gibi idman yapmamazlık etmedim. sahaya çıkanlar sahtekâr oldu, çıkmayanlar aslan oldu.

2-hiç şikeyle karşı karşıya geldiğiniz olmadı mı? (!)

1990-91 sezonuydu. f.bahçe ile beşiktaş çekişiyor. a.gücü de f.bahçe ile istanbul'da oynayacak. o hafta da annem ve kayınvalidem belgrad'tan geliyordu. onları karşılamaya gittim. sonra da beşiktaşlı olan çok iyi bir dostumla yemek yedik. yemek esnasında ismini veremeyeceğim dostum(!) bana o dönemler beşiktaş ın popüler yöneticilerinden birinin çekini uzattı. çekin üzeri boştu. ''dostum, eğer f.bahçe maçında iyi oynayıp gol yemezsen, çeki kendin dolduracakmışsın''(!), dedi. yemek masasında daha çorbalarımızı içiyorduk ve ben hanımla anneme, kalkın, toparlanın, hemen ankara'ya gidiyoruz dedim ve çeki yırtıp attım. ben paramı kulübümden alıyorum. söyle o yöneticiye o parayı kimsesiz çocuklara versin deyip ankara'ya döndüm.