radyasyondan koşarak kaçan adam

2 /
twinkle twinkle
cem yılmaz'ın komik olmasına rağmen mantıksız bir esprisi. kendisini radyasyona maruz kaldığı bir anda görmek isterim. acaba koşarak kaçmayacak da ne yapacak?
azwepsa azwepsa
radyasyon kaynağından koşarak kaçan adamdır aslında. ve radyasyon kaynağı bir ufak tıbbi atıksa ya da bir varil nükleer atıksa yaptığı gayet de mantıklıdır. zira bu meretten ne kadar hızlı uzaklaşırsan o kadar az radyasyona maruz kalırsın. uzaklaştıkça vücudun içinden geçen ya da absorb ettiği radyasyon miktarı da azalacaktır. mesafe arttıkça alfa ve beta partikülleri erişemez olurken aynı zamanda vücudun kapladığı kesit steradyan olarak da küçülecektir.

ya ne yapsaydı? cem yılmaz ve sözlükçüler benimle dalga geçmesin diye olduğu yerde dikilse mi?
azwepsa azwepsa
elbetteki bir araba ile uzaklaşması daha mantıklıdır. hem daha hızlı uzaklaşacaktır hem de aracın çelik şasisi, koltuktu camdı derken vücuda ulaşan radyasyon daha az olacaktır. lakin temel nokta şudur. üzerinizde bir koruma kıyafeti yoksa, ki olsa da farketmez, olabildiğince hızlı şekilde radyasyon kaynağından uzaklaşmak gerekir.

hani bu işi biraz ciddiye alıp şöyle bir senaryo yazalım. misal londra'ya gittiniz ve siz oradayken bir terörist saldırı oldu ve şehrin göbeğinde bir kirli bomba patlattılar. (bkz: dirty war). siz de patlamanın gerçekleştiği noktadan 120 metre ötedesiniz. yani patlamanın şiddetinden bir zarar görmediniz. sadece kulaklarınız uğüulduyor...

daha patlamanın dumanı dağılmadan etrafa toz halde radyoaktif maddeler yayılıyor. sadece bir kaç saniye içinde sizin bulunduğunuz yerde radyasyon tehlike sınırının üzerine çıkacaktır. bu durumda "aa noldu orada bi bakayım demek" ya da "oldu bi kere. şimdi kaçmanın bi anlamı yok, hem kaçarsa türkiye'de sivriler benimle daşak geçer" derseniz en iyi ihtimalle radyasyon yanıklarıyla bir iki ay yaşayabilmek demektir. burada aklın ve mantığın önerebileceği yegâne faaliyet tabana kuvvet sıfır noktasından uzaklaşmaktır. bu panik ortasında en emin uzaklaşma yöntemidir koşmak.

diyelim ki olay daha fantastik. hiroşima'dasınız. baktınız tepeden bi uçak geçerken içinden birşey düştü. daha yere değmeden de muazzam bir patlama... eğer ki hala koşabilecek haldeyseniz bundan sonra. koşun. ama sıfır noktasının aksi yönünde koşun. kanser de olsanız yine de yaşama şansınız olur.

bir başka misal çernobil nükleer santralinde a blokta gece nöbetindesiniz. hafiften uyukluyorsunuz... büyük bi gümbürtüyle uyandınız... d bloktaki reaktör patlamış. azıcık kafanız çalışıyor. koşa koşa çıkıyorsunuz tesisten şehre kadar it gibi yardırırsınız. çoluğu çocuğu uyandırıp apar topar şehri terkedersiniz. ha nolur. siz radyasyon yanıkları içinde ölmezsiniz. hızlı koşuşunuzun ödülü olarak çoluğu çocuğu radyasyondan kanserden kurtarırsınız...

kısaca radyasyonu farkedip de koşarak kaçmayan (imkan varsa daha hızlı alternatifleri seçmeyen) salaktır. bununla alakalı bir özlü sözü cem yılmaz'a armağan etmek isterim:

osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
bir cem yılmaz esprisinden ziyade ülkemizde yaşanmış bir olayın başkahramınıdır. yaklaşık on sene önce bir hastahanenin radyoterapi esnasında kullandığı araç-gereçler içindeki nükleer madde ile bir hurdacıya satılmıştı. hurdacının radyoaktif maddenin etrafındaki kurşun zırhı çıkartması, sonradan olayın anlaşılması ve tetkik için taek'ten gelen kişilerin hurdalıkta yaptığı araştırmalar sonucu radyoaktif maddeyi uluorta görmesi ile hurdacı ve taek yetkililerin koşarak kaçmalarıdır. yine cem yılmaz ile konuyu bağlamak istersek;

(bkz: eğitim şart)
me vale madre me vale madre
kesinlikle saçmalamayan adamdır, taşşak geçilmemesi gerekir.

ışık hızından daha süratli koşulmuyor olması kaçmayı anlamsız kılmaz. kaynağa olan yakınlığınızla maruz kaldığınız ışınımın yoğunluğunu da kuvveti de değişmektedir. ki atomik bir patlama söz konusu ise, büyük ölçüde serpinti yoluyla radyasyon alacağınız için koşarak dahi kaçmak yapılabilecek en mantıklı eylemlerden biri olabilir.

nükleer patlamanın ardından önce ışık görülür, güneşten daha parlak bir ışık. bu ışığa bakıldığında geçici görme bozukluğu ve gözde hasar oluşabilir. yaklaşık 15 saniye sürer.

ikinci olarak patlama ile oluşan ısı dalgası gelir. ışık görüldükten saniyeler sonra gelebilir, örneğin merkezden 15 kilometre uzaklıkta bir noktaya ulaşması yaklaşık 35 saniye sürer.

5 megatonluk bir bombanın ısı dalgası korunmasız insanda şu etkiyi yaratır:

- 25 kilometreye kadar ciddi yanık, durum fena,
- 29 kilometreye kadar orta dereceli, ciltte su toplanmasına yol açacak yanıklar,
- 37 kilometreye kadar hafif yanıklar, güneş yanığı kıvamında.

binalarda şu etki görülür:

- 5 kilometreye kadar yerle bir,
- 5-8 kilometre arası onarılmayacak derecede hasar görmüş,
- 8-16 kilometre ciddi hasar,
-16-24 kilometre orta ve hafif hasar.

bomba 20 megaton olursa bu rakamlar 8, 13, 26, 38 olarak değişecektir. ayrıca binaların sağlamlığı da her yerde aynı değildir.

radyasyon:

iki tip radyasyon etkisi mevcut, bir patlama sırasında anlık olan, ikincisi sonradan gelen etki. ilk anda yayılan radyasyon sadece 3-5 kilometreye kadar olan mesafede tehlikeli derecede etkilidir, ki buradakiler zaten radrasyondan değil ısı dalgasından büyük ihtimalle ölürler.

ikinci etki ise nükleer serpinti şeklindedir, bunun etkileri yüzlerce kilometre olabilir ve duruma göre çok değişir, ayrı bir mevzudur.

kaçarak kurtulabileceğimiz ve en yıkıcı etkiye sahip bu serpinti olayı, patlamadan çok sonra gelir. merkezden 25 kilometre uzakta bulunan, binaların içlerinde kalarak ilk ısı dalgasından sağ sağlim kurtulan insanlara serpintinin ulaşması 20 dakikayı bulur, bu süre kaçmak için zor fakat imkansız değil denilebilecek bir süredir. 80 kilometre uzaklıktaki bir insanın ise ciddi radyasyonla muhattap olana kadar neredeyse 2.5 saati vardır, kaçınız.

ancaak, bu süre içinde kaçamayacağını düşünenler için hiç yeltenmemek, az olan dakikaları sığınağa koşarak harcamak en mantıklısıdır. kaynağa yakın bölgedeki radrasyon 7 saat sonra etkisinin %90'ını, iki gün sonra %99'unu, iki hafta sonra %99.9'unu kaybeder. bu süre kesinlikle açıkta geçirilmemelidir, kaçılmamışsa kaçılamamıştır, boşa dışarı çıkmayınız. 2 hafta sonra zaten ya görevliler gelip sizi kurtaracaktır, ya da kurtaracak birşey kalmayacaktır, endişelenmenize yahut kaçmanıza gerek yoktur.
2 /