recep akdağ

1 /
fowler fowler
kene olaylarıyla ilgili pantolon paçalarını çorap içine sokmak gibi akıllara (en azından benim aklıma) zarar bir önerisi olan sağlık bakanı. bir ülkenin bazı bölgelerinde sağlık kuruluşu olmaması, ortamın dağ taş olmasından değil, sağlık sisteminin acizliğinden ve o ülkenin insanlarına verdiği değerden kaynaklanmaktadır. sosyal devlet denen şey; şehirde yaşayan insanlar kadar, o dağ taş denen yerde yaşayan insanlara da hizmet götürmek zorundadır. fakat ülkemizde bunun uygulaması maalesef pek görülmemektedir.
chaghdash chaghdash
baktım sözlükte tartışma var hemen ben de dalayım.

recep akdağ'ın "normaldir" dediği vaka, sadece bir anestezi uzmanı olan bir hastanede, göz ameliyatının anestezisini uzman dışında birilerinin yapması sonucu 3,5 yaşında bir çocuğun ölmesi. kendisine daha sonra "anestezi uzmanı açığı mı var?" şeklinde soru yöneltildiğinde de "bilindiği üzere, türkiye'deki uzman sayısı her ameliyat masasının başına bir uzman dikmeye yeterli değildir" demiştir.

dikmek için ne kadar çaba harcandığı da ortada. hastaneleri devletin sırtındaki kambur olarak görüp kendi haline terk eden bir hükümet ve meclis olduğu da ortada. tabi içinde tedavi gören ve çalışanlarla beraber.

ve anesteziyi acaba kim yaptı, yapan kişi ne kadar deneyimliydi, bu konuda sayın bakan ne diyecek acaba. ama fikir olması açısından ben birşey diyeyim: cerrahpaşa tıp fakültesi/@chaghdash. buradaki aşçı, hiç anestezi yapmadığını, sadece doktora asistanlık yaptığını, fakat kendisine anestezi eğitimi verilerek burada istihdam edilmek istendiğini belirtmişti.

buna benzer onlarca olay yaşandı bu ülkede, bu olayın da altında yatan asıl hatanın nerede olduğu ortaya çıkacaktır ama bu olaya böyle hassasiyetle yaklaşan medyamızın çıkıp da bunu bize duyuracağına inanmıyorum, çünkü daha önce de bunu asla yapmadılar.

konu dışı da olsa, bir de kene meselesi var tabii. "pantolonlarını paçalarına soksunlar" diyen insan ben olabilirim, bir ilkokul öğretmeni olabilir, askerlerine öğüt veren bir komutan, vs. olabilir. sağlık bakanı olarak, sorunu ortadan kaldırmaya yönelik birşeyler söylemesi ve hayata geçirmesi gereken kişiyse recep akdağ'dır. söylediği lafın sırf söyleyen bir profesör olduğu için arkasında duranlara, daha önce beyin kanamasına neden olduğu kesinleşmiş ilaçlar için çıkıp da "kardeşim kağıdı var içinde yazıyo, ne kadar deniyosa o kadar kullansınlar hiçbişey olmaz" diyen profesör sağlık bakanlarımız da olduğunu hatırlatmak gerekir.

sağlık bakanlığının görevi, arzın insani herhangi bir belirti olmayan bölgelerinde, çayır çimende, pastoral ortamda yaşayan insanlara da hizmet ulaştırmaktır.

şarkıya gerek yok. ama iki yıldır ataması yapılmayan ve şu an çok alakasız bir işte çalışan anestezi uzmanı bir arkadaşım var. recep akdağ'ın numarasını bilen varsa bir zahmet bana yollasın, kendisine haber vereyim.
miçemez miçemez
bir hekim olarak keneden korunmak için, ''pantolon paçalarınızı çorabınıza sokun'' diyerek doğruyu söylemiş adamdır.
zira bu tavsiye; bugün tıp fakültelerinde mikrobiyoloji derslerinde anlatılan, kenenin neden olabileceği her türlü hastalıktan korunmak için yapılması gerekenler listesinde başı çekmektedir.bir hekimin görevi, sadece hastalık kapmış kişiyi sağaltmak değil, aynı zamanda hastalık etkeniyle karşılaşabileceği ortamlarda sık bulunan kişileri, gereken şekilde uyarmaktır.
kaldı ki; kenenin bulunduğu ortamda en iyi korunma yolu, ona tutunacağı bir yer bırakmayacak şekilde açıktaki bütün çıplak deriyi kapamaktır.
lakin bir sağlık bakanı olarak, bu öneri yeterli midir? kriz anında halkı sakinleştirmek için başka birtakım yollara başvurulmalı mı?
tartışılır.
galliani galliani
türkiye'deki doktor açığı dolayısıyla suçlanan bakan. açık vardır, yalnız bundan recep akdağ sorumlu tutulamaz. açık varsa, 2 türlü kapanır, tıp fakültesi açarak, dışarıdan doktor getirerek. yabancı doktorların türkiye'de çalışabilmesi için yasa çıkardı, ırkçılar ayaklandı. özellikle türk tabipler birliği'nin şiddetli muhalefeti sebebiyle yasa kuşa döndürüldü. gelelim diğer şıkka, yani tıp fakülteleri olayına.

sağlık bakanı türkiye'de 15 civarında yeni tıp fakültesi açtırmak istedi, fakat ttb'nin şiddetli muhalefeti ile bundan vazgeçmek zorunda kaldı. ttb bunu hep yapmaktadır. niye? görünürdeki sebep şu: kalite düşer. kazın ayağı gerçekte hiç öyle değil. doktorlar bu ülkede kral muamelesi görüyorlar, büyük bir baskı unsuru olabiliyorlar hükümetler üzerinde. özellikle uzman olanlar hiç vergi vermeden tonlarca para kaldırıyorlar. memleketin en müreffeh meslek grubunu oluşturuyorlar. bu rantı tamamen ülkedeki doktor sayısının olması gerekenin çok altında olmasından sağlıyorlar. işte bu sebeple tabipler birliği ülkede doktor sayısını artıracak her uygulamaya karşı çıkmaktadır. 250 bin nüfuslu trabzon tıp fakültesini kaldırıyor, ama 4 milyon nüfuslu ankara sadece 3 tıp fakültesi kaldırabiliyor. hatta nüfusu milyona dayanıp da hiç tıp fakültesi olmayan iller de var.

bu ülkede doktor sorunu var, sorumlusu için: (bkz: türk tabipler birliği)
billie jean billie jean
köle zihniyetinde yaşayan milletimin bakan, başbakan, milletvekili karşısında yıllardan beri tapınırcasına bir duruş sergilemesi sebebiyle bu ünvan sahiplerinde oluşan psikolojik özgüvenin ne seviyede olduğunu gösteren olaydır. mahsulüm öldü diyene "ananı da al git burdan" diyen bi başbakan, 70lik dedeye ufak bi eleştiri yöneltti diye "terbiyesizlik yapma" diyen üstüne de tehdit eden bi meclis başkanı, elini sıkmayan gence kendisini eleştirdiği ve görevini iyi yapamadığını söylediği için "sen vatan hainisin senin anan vatan haini baban vatan haini" diyebilecek kadar rahat ve bir de üstüne kaymak olarak genci suçlu çıkarıp aynı gün içinde hapse attırabilen insanların yönettiği bir ülkenin milleti bu olaylar olurken hala mağdur olan halkın yanında olmayıp yöneticilerin!! yanında oluyor ve şakşakcılığını icra ediyorsa yapacak ne var diye düşündürmektedir. ayrıyetten iyi ki idam cezası kalktı dedirten olaydır. yoksa köy kahvesinde ibret-i alem adına bu gençleri padişahımızın emriyle sallandırmaktan çekinirler miydi? kuşkularım var şahsen.
masticore masticore
oy dilenmek için gittiği erzurum'da elini sıkmadığı gerekçesi ile hakaret ettiği üç genci "kendisine hakaret ettikleri" iddası ile tutuklatan bakandır. olayın can alıcı noktası ise yaşanan tartışmayı başlatanın da, diyaloğu seviyesizleştirenin de bakan'ın kendisi oluşudur.

`http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=94297&uniq_id=1185025869`
reino reino
lideri meydanlarda ikinci dünya savaşı sonrasından kalma ekmek karneleri sallayıp tek parti zulmünden bahsederken elini sıkmayı reddeden vatandaşı hapse attırmış sağlık bakanıdır. herhalde partisinin ileri gelenlerinin ağızlarından düşürmedikleri çağdaş demokratik anlayış bu olsa gerek.

(bkz: ampul demokrasisi)
insomniaque insomniaque
bir bakışta adamın "vatan haini" olup olmadığını gözünden anlayan kişi. helal valla. hatta sadece adamın değil yedi sülalesinin de vatan haini olup olmadğını anlayabiliyor bu muhterem zat.

ne de olsa, herkese nasip olmaz böyle bir yetenek.
nechter nechter
kendisinin doktor olduğundan sıklıkla şüphe ettiğim şahıstır.meslektaşları arasında doktor düşmanı olarak tanınır ki o bir sağlık bakanı, bir hekimdir aslında. burnuna sokulan sspe hastası (kızamıktan yıllar sonra santral sinir sisteminin etkilenmesiyle ortaya çıkan öldürücü tablo) çocuklara bakıp ailelerine ‘bu kızamıktan olmuş ,bizim dönemden önce yani, bizimle alakası yok’ diyerek bir duyarlılık örneği göstermiştir! doktorların önüne hiçbir imkan sunmadan doğuya postalamıştır, pratisyen hekimleri elinde steteskopuyla oturan sevk yazmaktan başka çaresi olmayan ,gün geçtikçe körelen insanlar seviyesine indirgemeye çalışmaktadır.oradaki insanların da doktora ihtiyacı vardır kuşkusuz ama önce koşulların iyileştirilmesi gereği nedense atlanmaktadır çünkü hekimin elinde sihirli bir değnek yoktur ne yazık ki.üstüne üstlük gitmezsen gitme doğuya ben de yurt dışından hekim getiririm diyerek misilleme yapmış, halkın dilini, kültürünü bilmeyen insanları davet etmiştir böyle olmakla kalsa iyi, yurt dışından dediği hekim elbette ki 1. dünya ülkelerinden değildir(verdiği maaşa dönüp bakmazlar bile) türkiye’de yetişmiş hekimlerin aldığı eğitimin yanından geçmemiş şahıslardır. buyursun gelsinler…
oley be yehuu oley be yehuu
ailesinin bir kısmı ile fotoğrafı :


evet fotoğraf ilginç. 6 çocuklu recep akdağ'ın ancak 3 çocuğu kareye sığabilmiş. recep akdağ da bu haliyle tayyip erdoğan'ın gözdesi olmuş. yalnız resimdeki türbanlı kızının ifadesine dikkat edin(en solda); kız nefret dolu bakıyor, sanki hiç çocukluğunu yaşamamış, hiç gülmemiş, hiç eğlenmemiş gibi. hani sonradan görme zenginler olur da doğduğu mahalle insanını aşağılar, işte buna benzer bir ifade var kızın suratında. recep akdağı'ın karısı yanında, kadıncağız çok mağrur bakıyor. kim bilir neler çekti bu yaşına kadar, neleri içine attı, yüzünden belli yumuşak kalpli biri olduğu. arkada bir de ergen var ki ondan hiç bahsetmeyeceğim, yorum sizin. küçük kızı da çok sevimli, o yaşlar da yeğenim var benim de. allah mutlu etsin recep bey'i ne diyelim. yüzü de gülüyor zaten. bu arada milliyet gazetesi de "kritere yaklaştı" yazmış, ne yaklaşması kardeşim adam ikiye katlamış kriteri.
1 /