reha oğuz türkkan

olea olea
geçtiğimiz hafta 3 mayıs kutlamaları nedeniyle katıldığı bir konferansta kısa da olsa yaşamından bahsetmiş, 4 gece 3 gün tabutlukta tutularak en uzun süreli işkenceye maruz kaldığını belirtmiştir.
çaylakadam çaylakadam
1920 doğumluymuş. tam 90 yaşında ölmüş. gençliğinde bir şekilde atatürkle de teması olmuş amcamızın. tam olarak nasıldı hatırlamıyorum ama babası mı amcası mı ne paşanın çevresindeki insanlardan mıydı... öyle bişi olabilir.

nihal atsız'la yakınlarmış. ama kendisi herkese salladığı gibi sonunda reha oğuz'a da sallamış; bu da türk değil zaten gibisinden. 'brakisefal nihal'.
bledathehun bledathehun
dün ebediyete avdet etmiş büyük şahıstır. ülkenin bir daha bulamayacağı 19. yüzyıl tipi, müthiş üretken ve donanımlı entelektüellerden biriydi. allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.

ölürse ten ölür canlar ölesi değil...

ölüm haberi:

tgc'den yapılan açıklamaya göre, türkkan'ın cenazesi, yarın öğle vakti altunizade marmara üniversitesi i̇lahiyat fakültesi camisi'nde yapılacak cenaze töreninin ardından zincirlikuyu mezarlığı'nda toprağa verilecek.

i̇stanbul'da 1920 yılında doğan türkkan, st. joseph, galatasaray ve kabataş lisesi'nde okudu, hukuk fakültesi'ni bitirdikten sonra sorbonne ve columbia üniversitelerinde eğitim gördü.

yurtiçi ve yurtdışında çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yapan türkkan, ''sorularla programlı öğrenim'' metodunun üç kurucusundan biri olarak ''who's who'' ansiklopedisinde yer aldı. abd hükümeti tarafından 4 eyaletin eğitim planlaması ve açık üniversitenin kuruluşunda eğitim teknolojisi danışmanı olarak görevlendirildi.

türkkan, 1938 1944 yılları arasında türkçülük faaliyetlerine katıldı. dergi ve kitaplar yayınladı. cumhuriyet, la republiqe, tasvir, tercüman, türkiye, milliyet, adalet ve türkeli gazeteleri ile human values, reader's digest, kıvılcımlar, türk yurdu, türk edebiyatı, hisar, milli kültür, türk kültürü, türk dünya araştırmaları, ergenekon, bozkurt, gökbörü, türk 2000 postası, yeni forum ve yeni türkiye dergilerinde binlerce makale, dizi ve araştırması yayınlandı. pek çok seminere katıldı.

türkçe, fransızca ve i̇ngilizce olarak yayınlanmış 37 kitap, 9 film ve 3 tv senaryosu yazdı. senaryolarından ''too early for death (ölüm i̇çin çok erken)'' amerika'da nbc'de, türk mizahı hakkındaki ''rions ensemble (beraber gülelim)'' mip cannes'de gösterildi. uyuşturucudan kurtulanların hikayesi olan ''to be born again (yeniden doğmak)'' abd'de ''human values'' vakfınca değerlendirildi.

türkkan, ''i̇çtiğimiz çay'', ''altın yumurta'', ''türkün dışarıda kalan mirası'', ''stranger in paradise (garip adasında garip)'', ''i̇pek kadife'' filmlerini hazırladı.

reklam ınternethaber
günah duygusu gibi bir şey günah duygusu gibi bir şey
eskiden türkkan'ın türkçülüğü sulandırdığını düşünürdüm. kendisi lise yıllarında öylesine ateşliymiş ki annesi ve babası türk kökenli olmayan bebeklerin boğularak öldürülmeleri gerektiğini bile düşünürmüş. ancak türkçüler arasında her dönemde yaşanan tartışmaların dışında kalmamış. birlikte hareket ettiği nihal atsız'la ters düşmüş. ve sanırım zamanla ateşli ve tavizsiz türkçülüğü, akıl ve bilimin yörüngesine oturmuştu.

4 yıl önce açıklamalar yaptığı bir belgeselde turan'ın hayal olduğunu söylediğinde ona çok sinirlenmiştim. geçtiğimiz yaz katıldığı bir programda yine benzer laflar etiiğinde bu yaşlı adamın haklı olduğuna inandım.

yeri türk uçmağı olsun.

(bkz: türk uçmağı)
dr conners dr conners
altaylı'yı da bardakçı'yı da pek sevmem ama şu programa böyle asırlık çınarları çıkararak büyük hizmet yaptılar, reha oğuz türkkan da öyleydi. adam mussolini'den hitler'e, atatürk'e kadar pek çok kişiyi görmüş ve 20.yy'ın çok önemli olaylarına şahitlik etmiş biri. böylesi birikimli birine vakit kısıtlaması olmadan gönlünce anlatmasına müsade etmiş olmaları çok kıymetli.

ama malesef aklî melekelerini hep çok yanlış kullanan biriydi. çevresindekilere "arnavut, çerkez" diye küfreden birinin* etrafında turancılık denilen saçmalığı savunarak, böyle bir beyine yazık etmiştir. zaten 5 bin kilometre ötedeki kırgız'ı kapı komşusu ermeni, rum, yahudi'ye göre kendisini daha yakın hisseden birisi patalojik vakadır.

neyse, herkese habertürk'teki programını izlemeyi tavsiye ediyorum. bir ırkçının gözünden soğuk savaş yılları, inönü'nün tek parti faşizmi, türkçülük, gibi pek çok konuda yaşayan bir tarih olarak bakış açısını sunuyor. özellikle komünizmle mücadele dönemini anlatırken; "dünyada komünistler her ülkede iktidarı ele geçirip kapıları kızıl orduya açıyorlardı, bizde de böyle yapmalarından korkuyorduk" demesi, o dönemin sol anlayışı açısından da manalı ve dikkate alınması gereken bir değerlendirmedir.

bize bunca kıymetli tarihî bilgiyi bırakarak göçüp gitti, ruhu şâd olsun.