rene descartes

1 /
anosias anosias
kilise korkusu yüzünden buluşlarını 30 yıl saklamak zorunda kalan, yeniçağ rasyonalisti. kendisi insan vücudunun kusursuz çalışmasını gördüğünde, onu bir makineye benzetmiştir.buluşlarını 30 yıl bekletmesinin nedeni ise, septiklerin bile şüphe duyamayacağı mutlak doğruya, akıl yoluyla ulaşmak istemesidir.
mystra mystra
fransız filozof ve matematikçi. descartes, insan bilgilerinin ortak bir temeli olduğuna, bilgiye ulaşmanın herşeyi sorgulayan bir kuşkuyla mümkün olabileceğine inandı. matematiğin tüm bilgi alanlarına yayılması gerektiğini düşündü. günümüzde pek çok konuda yanıldığı görülse de dönemi için devrimci düşünceler, klise dogmatizmine karşı önermeler ortaya koydu.
öncelikle dış dünyanın varlığını tartışma konusu yaparak "düşünüyorum o halde varım" önermesine ulaştı. kurduğu "metafizik uzamlı şey" ile "düşünen şey"in kesinlikle birbirinden ayırt edilmesi gerektiğine inanırdı(`descartes'çı düalizm).
librax librax
kendi varlığını kanıtlamaya çalışırken duyularının ve bilinçaltının dış dünyayı nasıl yansıttığını,tanrının varolduğu fikrini kullanmıştır. hayatı boyunca mutlak bilgiye ulaşmaya çalışmıştır. şüphecilerle taban tabana zıtlaşmış bir filozoftur.
dna dna
rasyonalist düşüncenin yeniçağdaki en önemli temsilcisidir. genel geçer doğru bilgiye düşünerek akıl sayesinde ulaşabilirz. gerçek bilgiye ulaşmak için izlediği yol metodik kuşkudur.tanrının varlığını nesneler dünyasının varlığını ispatlamaya çalışır.
sözleri ilk okunduğunda saçmalamış gibi görünür fakat biraz dikkatli bakınca ve üzerinde düşününce "oha adam harbiden düşünmüş" şeklinde hayrete düşürür. demek istediğinin tam anlaşılması için üzerinde uzun bir süre düşünmeniz çeşitli yorumlar üretmeniz gerekir. hatta bazı cümleleri insana kafayı yedirtebilir. öyle ki ;

"her şeyden şüphe edebilirim. ancak şüphe ettiğimden şüphe edemem. o halde şüphe etmek düşünmek demektir. düşünmek ise var olmak demektir. buna göre; var olduğumdan şüphe edemem. düşünüyorum öyleyse varım."
sensei sensei
isveç kraliçesinin daveti üzerine gittiği isveç'te soğuktan zatülcenp olup orada ölmüştür. ayrıca başının başka vücudunun başka yerde gömülü olduğu da rivayet edilir. (bkz: dualizm)
causam sui causam sui
gerçek anlamda modern felsefenin kurucusudur. kendisinden önceki ortaçağ skolastisizmine karşı, akılcılığı ön plana çıkararak; felsefenin tarihsel çizgisini değiştiren düşünür olmuştur. bununla birlikte özellikle ruh-beden dualizmi hususu (ruh ve bedenin iki ayrı töz olmasına rağmen, karşılıklı etkilerinin açıklanamaması sorunu), başta geulincx ve malebranche (occasionalistler-ara nedenciler) daha sonra da spinoza gibi ünlü düşünürlerin felsefelerinde önemli bir sorun teşkil etmiştir. kendisinden sonraki dönem, aynı zamanda (ilginçtir ki) rasyonalizmin, mistisizmle buluşması durumunu da ortaya çıkarmıştır.
dagon dagon
"düşünüyorum öyleyse varım" (cogito, ergo sum (lat); i think, therefore i am (en)) sözü alfred jules ayer'in eleştirisine maruz kalmıştır. ayer'e göre bu cümle bir totolojidir ve bize yeni bir bilgi vermez; şöyle ki: "düşünüyorum" sözünün içinde gizil olarak "varım" zaten mevcuttur. "ben" demekle "ben varım" demek arasında mantıksal bir ayırım yoktur. yani cümlenin mantıksal eşdeğeri "varım ve düşünüyorum ise varım" olduğundan bilgi içeriği yoktur. dolayısıyla kendi içinde kapalı olan bu cümleden başka bir çıkarım yapmak mümkün değildir.
sadomasochistic sadomasochistic
descartes, döneminin tüm felsefi tartışmalarını aşarak kuşkuyu en uç noktaya kadar götürür; böylelikle cogito nu himayesi, koruyuculuğu altında bir felsefe geleneğine sahip çıkabildiği anlaşılır. felsefenin temel uğraşına özüne yani tanrı insan ve dünya arasındaki bağlantıya bir yeniden düzenleme ve açıklama dayatabilir. o dönemde birçok sorunun cevabını ya otoritenin koyduğu kanıtta ya da doğaüstünün büyüleyici etkisinde bulur.. kepler galileo ve birçoklarında tanrısal ve insani anlama yetisini mantksal ve matematiksel yasalara bağlı kalarak bağdaştırma konusunda belirgin bir çaba söz konusudur. fakat bütün bu çabaların tersine descartes yaratıcının kavranamaz sonsuzluığu konusundaki insan bilgisinin değerinin ve insanın görece özerkliğinin temellerini atmıştır. tanrı'nın ancak ve ancak doğruyu ve iyiyi istediğini teslim eden ama bu arada kendini her türlü finalist düşünceden de uzak tutar. içinde din karşıtı hislerin olmadığı yeni bir çeşit laikleşme yanlısı tavrıyla, bedenle birleşmiş bir ruh olan insanın kendi özvarlığına yani düşünen ruhuna sahip çıkmasını bir araştırma veyahut irdeleme yoluyla geometrik bir boyuta indirgenmiş maddesel doğadan gerçek bu ruha ulaşmasını sağlayacak araçlarla kendini donatmasını ister. descartes başarısının tartışılmaz olduğu tek bilim olan aritmetik ve geometride 'hakikat'in kendisini bulmakla kalmaz, gerçekliğin doğru bir kavranışında özel bir koşulunu da yakalar. bu iki bilim söz konusu kavrayışa olanak veren zihinsel edinim doğasını da açıklar onun bu görüsünde, özne ancak ve ancak gördüğünü görmenin güvencesine sahip olur.
insan ve dünya arasındaki bütünleşmeyi- salt düşünmeyle- insanın, bir bedenle bütünleşmiş ruhu olarak görür ki o'na göre beden de doğadaki diğer nesneler gibi mekanik olarak düzenlenmilş maddeden başka birşey değildir..

(bkz: kurallar)
(bkz: konuşmalar)
(bkz: düşünceler)
comtesse de lautreamont comtesse de lautreamont
descartes, aslında kuşkucu bir filozof değil, (felsefesel anlamda) dogmatik bir filozoftur. çünkü insan düşüncesinin sağlam ve kesin bilgilere ulaşabileceğine inanır. aynı zamanda tanrının varlığına da inanır ve tanrının varlığını kanıtlar. tanrı, sonsuz tözdür. sonsuz tözün iki yaratımı vardır: düşünce, ruh ve beden, madde. bu düşünceden dolayı descartes’ın iki evreni vardır; maddenin, doğanın dünyası ve ruhun, düşüncenin doğası. ona göre dünyaların ikisi de bağımsızdır. fakat beden ile ruhun birleştiği ’insan’ın nasıl oluştuğunu ve varolabildiğini açıklamamıştır.
ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi
1. matematik ve mantıktaki bilgi kesin ve sağlam. çok basit ve kesin öncüllerden yola çıkarak ve sadece aklımızı kullanarak belli kurallar ile karmaşık yapılara güvenilir biçimde erişebiliyoruz, içimiz rahat, alnımız ak.

2. matematik dışında diğer bilgi alanlarında da böyle bir kesinlik sağlanabilir mi acaba?

3. doğrudan gözlem ve deney yanıltıcı olabilir, herşey göründüğü gibi değil.

4. yoksa baştan aşağı herşey bir yanılsama mı? "herşey rüyaymış" filmleri gibi olmayalım?

5. tamam, sakin. bana algıladığım ve düşündüğüm herşeyi algılattıran ve düşündüren, zihnimdeki herşeyi kontrol edebilen bir cin var diyelim. felaket durumdayım, elma diye yediğim şey aslında şansal büyüka, haberim yok. bu cinin bile beni aldatamayacağı bir nokta var mıdır?

6. evet vardır, bunları düşünüyor olmam. elimdeki tek sağlam bilgi, düşünebiliyor olmamdır. şüphe edemeyeceğim tek şey, şüphe ediyor olduğum gerçeğidir. doğamı ve doğayı bilemeyebilirim ama var olduğumdan ve bilinçli deneyimlerim olduğundan eminim. (bkz: bilinç) (bkz: fenomenoloji) (bkz: filozof zombisi)

7. peki diğer bilgiler için cine karşı neye güvenmeliyim?

8. her yönden sınırlı ve kusurlu olduğumu biliyorum ama kafamda bir tanrı kavramı oluşabiliyor. halbuki benim gibi bir zavallıdan kusursuz ve sonsuz bir tanrının fikri bile çıkamaz. demek ki tanrı vardır ve o fikri bana bir imza gibi o yerleştirmiştir. şüphesiz ki o ağaçları, böcekleri -

9. tanrı'ya aklımla ulaşırım ve tanrı beni aldatıyor olamaz. aldatmak kötü bir şey. koskoca tanrı bu, cin değil. demek ki aklımı kullandığım sürece tanrı'ya ve gerçek bilgiye ulaşabilirim.

10. dünya gerçektir. ver elmayı, aç maraton'u.

descartes, sorusuna cevap ararken deneyi hor görerek saf akılcılığa sapıyor (3), aziz augustinus'un bin yıllık fikrini düşünmesinin en kritik yerine monte ediyor (6), ikinci kritik noktayı da aziz anselmus'un ontolojik kanıt adlı laf ebeliğini hatırlatan komik bir idealizmle (8) atlatıyor. bu fikirleri bu adamlardan aldığını iddia etmiyorum, sadece yeni olmadıklarını hatırlatıyorum. descartes bu fikirleri akıcı ve keyifli bir düşünce yolculuğuna şık bir biçimde dahil ediyor, kendince bilgiyi ve varlığı açıklayan (bence fazlaca ad hoc laf ebeliğine dayanan) bir sistem kuruyor.* sonuç olarak felsefede dikkatleri (tekrar) "ne bilebilirim?" sorusuna çekmek, epistemolojiyi cesaretlendirmek, fenomenolojiye göz kırpmak dışında özgün ve sağlam bir şey yapmıyor. güzel sorular soruyor (bu çok önemli bir beceridir) ama güzel cevaplar veremiyor. farkettiğiniz gibi ben de adam hakkında son bir yargıya varamıyorum, tek bir cümle içinde bile dikkatleri zayıf ve kuvvetli yönlerine çekiyorum. ha, felsefe dediğimiz şeyin çoğunlukla laf ebeliği* olduğunun farkındayım ama son derece sağlam ilerleyen (ve bir cinin düşünmemizi yönlendirdiği ihtimaline dikkat çeken) bir düşünmenin en önemli noktasını "tanrı'yı düşünebiliyorum demek ki vardır" ile atlatmak bence sınırları biraz zorluyor; banahttp://www.godlessgeeks.com/LINKS/GodProof.htm sayfasını, bir de sistem kurarken birsürü sağlam şey söyledikten sonra önemli bir kavşakta kararını çaktırmadan "bu da böyle olsa güzel olurdu ha" duygusuyla veren diğer filozofları hatırlatıyor, gülüp geçiyorum.

şimdiye kadar yarattığım hafif olumsuz imgeyi güçlendirmeye çalışıyorum gibi görünecek ama samimiyetle söylüyorum, rené amcanın günümüz düşüncesi açısından en ilginç bulduğum yanlarından biri hayvanların bilinçsiz robotlar olduğuna, acı hissetmediğine inanması ve anatomi adına hayvanları canlı canlı kesmesi, çıkardıkları seslerle eğlenmesi. canlılarda bilinç eşiği veya bilinç skalası tartışmalarını, sadizmi, şiddet pornografisini ve destrudo'yu aklıma getirdiği için o da, bir şey becerdiğinden değil. yine laf soktum bak.

analitik geometri süper.

* "even though none would accept its conclusions; it [cogito ergo sum] is just too nifty an intuition pump, even if all it pumps is falsehoods". - daniel dennett, darwin's dangerous idea
dominatrix dominatrix
fransız matematikçi filazof ve yazardır.

kesin olan bir şey var.

bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.

şüphe etmek düşünmektir.

düşünmekse var olmaktır.

öyleyse var olduğum şüphesizdir.

düşünüyorum, o halde varım.

ilk bilgim bu sağlam bilgidir.

der kendileri...
1 /