revolver

1 /
game insane game insane
the greatest enemy will hide in the last place you would ever look. (julis caeser 75 b.chr.)

the only way to get smarter is by playing a smarter opponent. (fundamentals of chess 1883)

first rule of bussines, protect your investment. (etiquette of the banker 1775)

there is no avoiding war, it can only be postponed to the advantage of your enemy. (miccolo machiavelli 1502)

gibi sözleri içinde replik olarak barındıran film.
kaiser sose kaiser sose
ataol behramoğlun'un şiirinde geçen silah markası olup bu şiir daha sonra haluk levent tarafındna bestelenmiştir. çok da güzel olmuştur.
neverland neverland
kesinlikle izlenmesi gereken bir film.. kanaatimce bir başyapıt.

---spoiler---

sorter'ın duygularıyla çekişmesinden, gold'un kimliğinin özenle belirsiz bırakılmasından... kimin, kimin şizofren parçası olduğununun bulunamamasına kadar mükemmel bir kurguyla belirsizleştirilen,

ama kesinlikle sonuna kadar belirsiz görünmeyen bir film.*

bu belirsizliğin saklanması sonucunda film bize beklemediğimiz bir son patlatıyor. ve bize "nah anlarsın!" diyor. ve ekliyor.. "i'm giving you just the little thing what you want!"
sert sert
revolver 90 lı yılların grunge ruhuna ışık tutan loser tişörtleri ile gezen gençlerin sembolü olmuştur bir dönem, nirvana-pj harvey başta olmak üzere bir çok müzisyen- müzik grubu ve film de önemli bir yere sahiptir, altı patlar.
uncle uncle
bir zamanların gözde altı patlarıdır. red kit gölgesini onun ile vurur, clint eastwood onunla birlikte iyidir, kovboyların vazgeçilmezidir. hangi erkek çocuk kırtasiyeden aldığı toplu tabancasına yerleştirdiği çat patları patlatmaktan zevk almaz ki. kim baretta ile rus ruleti oynayabilir . genelde ince namluludur, karizmadır, ateş ettikten sonra namlu ucuna hafif bir üfleme ile dağıtılır namludan çıkan puslu barut dumanı. kurşunları yerleştirdikten sonra kıvrak bir hareketle döndürülür silahın topu ve sert bir hareketle yerleştirilir yerine.
tuogalen tuogalen
sadece bir defa izlediğim ve bittikten sonra "ne oldu lan şimdi" diye oturup 3 saat düşündüğüm filmdir. bir noktaya kadar herşey çok güzel giderken bir noktadan sonra kopar, sonlara doğru birleşir gibi olur. kaçırdığınız o orta nokta insanı çıldırtır, "nasıl kaçar, dur bir daha bakayım" dersiniz ama tekrar kaçar. ikinci defa izlenirse arkadaşlarla birlikte olunmalıdır. film sonunda arkadaşların yüzüne bakılmalıdır. ağız kenarından akan salyaları temizlenmelidir.
options options
tornacılık sektöründe sık kullanılan, el hareketi ile yarı otomatik bir hareket sağlayan, döner kafaya * bir pens yardımı ile çubuk veya parça bağlanıp, talaş kaldırma işlemi yapılmasını sağlayan makinelerdir. yarı otomatik kafa sabit bir eksende hareket eder ve her ileri gidişten sonra geri gelirken kafa bir sonraki aparata geçiş yapar.
en fazla kullanılan aparatlar, çubuk işleniyorsa boy ayarlamak için dayama, havşa ve delik için matkap veya ek aparatlar olarak, diş açmak için pafta veya klavuzlardan oluşur. talaş kaldırmak paso vermek, kesme ve tırtık oluşturmak için dönme eksenine dik genellikle 3 kafa bulunur. bu kafalara, işe göre kalem ** tırtık aparatı veya kesme aparatları bağlanır.
no more no more
anlamadığım film. sanırım guy ritchie iyi bildiği alanda farklı şeyler deneme maksadıyla başlamış, fakat ikinci yarının sonlarına doğru aksiyonlu mafya filminden psikolojik alemlere dalıyoruz ve çıkamıyoruz. aldım, verdim, ben seni yendim türü iç hesaplaşmalardan sonra finalde nereye varıldığını da bilemiyorum. konu felsefeyle ve ruhsal sorunlarla karıştırmak için kötü bir seçim ama orijinal senaryo filan denebilir, mahsuru yok.

efendim, madem bişiycik anlamadık oyunculuk eleştirebiliriz. jason statham yine cool olmuş, hatta bence aksiyonu bırakıp ciddi dramlarda oynayacağına harcanmakta ısrar etmiş; ray liotta hafiften gay mafya babası rolünde komedi filmlerine daha çok yakışırmış, zaten abartılı bir oyunculuğu var ama bu güç saplantılı karakteri oynamak için yeterli olmamış; vincent pastore muhteşem uymuş role, andre benjamin'e ise hey ya! demek istiyorum sadece. çizgi roman geçişlerini iyi kullanmışlar ayrıca, en iyi sahneler o soygunun geçtiği 5-10 dakikadaydı bence. hatta kurguyu anlamadan da zevkle izlenecek bir filmdi esasında.

guy ritchie'ye bu kadroyla komedi filmi çekmesi önerilmeliymiş, bu türün seyircisi olarak biz bunu anlamıyoruz, anlamak için 3 kez izleyip bağlantı kuramayız, tembeliz.
1 /