rezidansta yaşamak

ah ya neymar ah ya neymar
son 1 yıldır içinde bulunduğum durum, hâl, vaziyet.

avantajları:

1 - kapalı otopark.

benim için tüm dezavantajları amorti edecek kadar önemli bir faktör. bir kere güvenlik kameraları ve artan medeniyet seviyesinden dolayı park halindeyken verilen sinir bozucu hasarlar minimuma indi. yağmur, kar, güneş görmediği için araç daha az yıpranıyor. dolu, sel vs. gibi doğal afetlere açık hedef değil. zaten benim araç bir kere dolu görse kafadan 30-40 bin değer kaybına uğrar. daha başka olarak üstünde tepinen mahalle veletleri yok. üstüne aracı yıkattığında daha uzun süre temiz kalıyor.

edit akbayram: en önemli şeyi unutmuşum, park yeri bulma derdin yok, düşünebiliyor musun istanbul gibi bir yerde park yeri! yorgun argın gelip bir de park yeri ararken delirmecelere son. hatta benim parsellediğim bir yer var komşular da kabullenmiş olsa gerek artık kimse park etmiyor oraya :)

2 - güvenlik.

hem site girişinde güvenlik mevcut hem de binanın her bir noktası kameralarla donatılmış vaziyette. yalnız bahsettiğim güvenlik osuruktan değil, en az 4 personel çalışıyor ve hiçbir şekilde taviz yok. bina sakini onayı alınmadan kimse giremez. yaya girip çıkarken bile turnikelerden kart okutarak geçiyorsun. bundan sebep hırsızlık diye bir dert yok burada. ayrıca adresinize kim gelirse gelsin aradıklarından kargo firmalarının "evde bulamadık" yalanı götlerinde patlıyor.

3 - çomar-free.

asker uğurlamasıymış, sokak düğünüymüş, gecenin köründe patlak egzosunu bağırttıran tofaşçısı, motorcusuymuş, ramazan davulcusuymuş, kavga gürültüsüymüş, overlok makinasıymış ve daha kafa siken yüzlerce saçmalık. gürültü yok abi, çıt yok.

4 - havuz, spor salonu, basketbol sahası, tenis kortu, kafeterya ve benzeri sosyal alanlar.

canın sıkılmaz kolay kolay. in havuza, havuz başında masalar var tanış kaynaş otur lak lak yap insanlarla. üstüne her milletten taş gibi hatun fink atıyor. asansörde, otoparkta, havuzda her bir noktasında karşılaşıyorsun. eski oturduğum yerde 20 yılım geçti kodumun sitesinde yalnızca bir tane güzel kız vardı o da keçinin olmadığı yerdeki abdurrahman çelebi olduğundan kimsenin yüzüne dahi bakmazdı. ömrümüz çürüdü amk yerinde. olay kadınla bir şey yaşamak değil, kadınların bol olduğu ve özgürce hareket edebildiği ortamlar bir erkek olarak bana hep daha sıcak, cıvıl cıvıl gelmiştir.

5 - kuru temizlemedir, terzidir, kırtasiyedir, halı yıkamadır, kuafördür hepsi bir arada.

biraz fahiş olsalar da zamandan ve akaryakıttan inanılmaz tasarruf daha ne olsun.

6 - lüks algısı.

hatun düşürmede aşırı etkili bir faktör. hatta yalnız yaşayan bir erkeğin evi, lüks arabadan, kaliteli giyim kuşamdan falan çok daha ilgi çekici bir olay kadın için, yazın bunu :)

7 - kaliteli çevre yapma imkânı.

komşuların doktor, pilot, avukat, yönetici, iş adamı ve hatta bürokrat falan. bu tip insanlar öküz değil bir de selamlaşıyor, merhabalaşıyorlar. tanışmak kaynaşmak çocuk oyuncağı.

8 - çöplerin ve atılan eşyaların toplanması.

daha ne olsun lan? eski evimden taşınırken üç beş parçayı indirmek için 200 tl istemişlerdi. burada her katta çöp bölümü ve hemen yanında eşek kadar yük asansörü var. çöpünü, eşyanı, bokunu püsürünü götürüp bırakıyorsun, personel belli saatlerde uğrayıp indiriyor. koskoca yatağı koydum oraya onu bile indirmişlerdi :)

9 - depo.

her dairenin deposu var ve benim inanılmaz işime yaradı, evde görmeye tahammül edemediğim ama bir taraftan da atmaya kıyamadığım bir sürü eşya orada şu anda. ha bir de benim gibi kömürlük, samanlık, depo fantezisi olanlar için de biçilmiş kaftan. inanır mısınız bir araba parası bayıldığım at kılı organik yatağım var, o depodaki örümcek ağlarının arasındaki heyecanın binde birini vermiyor :d

10 - faturalarda tasarruf.

su, doğalgaz ve klima site tarafından sağlanıyor. binaya tek bir fatura geliyor ve fatura bina sakinlerine kullandıkları ölçüde paylaştırılıyor. merkezi sistemden dolayı kalorifer açma gereği bile duymuyorsun çünkü alttan üstten yandan her yerden ısınıyor daire. en soğuk günlerde bile açmadım, ona rağmen don atlet gezdim evde. kara kışta 40-50 tl doğalgaz mı gelir amk? eski evde kombiye dokunan yanıyordu, en az 300'lük oluyordum. şimdi tüm faturalarımın toplamı 300'ü geçmiyor :)

daha çok avantajı var da şu an aklıma gelmedi, zaten takıntılıyım şimdi madde sayısını 20'ye tamamlamakla falan uğraşamam.

ekleme:

11 - jeneratör.

bu da benim için olmazsa olmazlardan. elektrik mi gitti? 10 saniye beklemen yeterli. sonra kaldığın yerden devam.

12 - yeşil alan.

istanbul gibi kusmuğa dönüşmüş bir yerde ot, çiçek, ağaç, yalandan da olsa gölet falan görebiliyorsun. ama pencereyi çok açmamak lazım, evin içinde daha önce hiç görmediğin yaşam formlarıyla karşılaşabiliyorsun.

dezavantajları:

aidat abi, sadece aidat. kiramın yarısı kadar aidat ödüyorum amına. ama her şeye rağmen değer.
34
sakil sakil
bana pek mantıklı gelmeyen eylem. hani genç yaşlarında iyi para kazanmaya başlamış olan, şimdilik ev satın almayı düşünmeyen, şehir hayatının içerisinde olmak isteyen birisi başka bir yerde oturup sadece kira vermek yerine burada kira+aidat verebilir. bunu anlarım. ama yaşı ilerlemiş, cebinde birikmiş parası olan birisinin şehrin biraz dışında kendine özel villa yaptırmak yerine buradan ev alıp sonrasında da kira öder gibi aidat ödemesi bana gerçekten çok saçma geliyor. amk git kendine bahçeli, güzel bir ev al/yaptır, sonra da rahat et. ev için para harcama derdinden kurtul. yani en fazla evin kendi ihtiyaçları için harcarsın parayı. o da senin elinde olur. ama ev aldıktan sonra bir nevi kira ödemeye devam etmek mantıksız.

kısacası kira+aidat seçeneği mantıklı ama ev alıp aidat ödeme seçeneği bana mantıksız geliyor. kira psikolojisinden kurtaramaz insan kendisini bu şekilde. kendi evinde kiracı gibi hissedersin.
6
planned planned
daha girerken başlıyor insan gerilmeye. ofise mi geldik eve mi belli değil. asansöre bin 15. kata çık, balkonsuz bazen de camları sadece onların istedikleri şekilde açılabilen kutu gibi yere gir. sonra bunun adına ev de. benim için iki havuz, bir fitness salonu uğruna içine hayattan zevk aldığını zanneden insanlar tıkıştırılmış, hapishane gibi bir yer. hele bir de çoğunun olduğu gibi dışarı çıktığınızda arabasız 2 adım yürüyüş yapabilecek, deniz kenarına yürüyerek inilebilecek bir yer de değilse lanet olsun öyle havuza da tenis kortuna da.
rene rene
kaliteli sosyal hizmetleri varsa yaşanılabilir. niye diyeceksin, inşaat sektöründe aktif olan memleketimde her yerde rezidans var. aparttan hallice her yer rezidans. türkiye'de rezidansın tanımını söyleyeyim sana "40 m2" göt kadar bir konutta kartlı elektrik sistemi, görüntülü otomat ve kapıda güvenlikle yaşamak rezidansta yaşamak oluyor. bunun yanında spor salonu, yüzme havuzu gibi "gerçekten hakkıyla" verdiği hizmetler varsa ne ala. türkiye'de rezidans metrekare başına kar yapma amaçlı teknolojik göz boyama dır genel haliyle. iyileri yok mu? tabi ki var. ama bunu işletenlerin çoğunda zihniyet köylü onu diyorum. ortalama üstü gerçekten iyi ve geniş bir rezidansta yaşamak da ortalama üstü iyi bir gelir istiyor.

spor salonu var aletlerin yarısı bozuk, yüzme havuzu dilek çeşmesinden hallice, soruyorsun bilmemne rezidansta kalıyorum diyor yüzde garip bir gülümseme. alışveriş arabasını koyacak yer bulamıyorum, motosikletimi bina önünde ayrılmış alana park edemiyorum. niye? kurallar öyleymiş. nerede yazıyor kurallar yazılı olarak göster diyorum, bizde çalışanız bize böyle söylendi diyor. neyse sonuçta, iyice araştırın, rezidans adını duyunca atlamayın demek istiyorum.
abalizeybek abalizeybek
bizzat yaptığım ancak sıkıldığın yaşam şeklidir.

2 yıla yakın oturduğum rezidansta bir tane komşum yok. kimse kimseyi tanımaz etmez. kimsenin kimseyle özel diyaloğu yoktur. fransız balkondan dışarıya bakarak ferahlamaya çalışılır ancak gerçek balkonun tadını asla ve asla vermez.
caotic caotic
affedersiniz kol gibi aidat odemek.
buyukelci, pilot ve escort komsu bir de.
ama aidat disinda baska bir seye odaklanmak zor.
teleskopla gozlem yapan sapiklar var. cirilciplak gezmek filan yurek ister. turkiye burasi. 12. katta da olsan nereye geziyon oyle.
manzara guzel ama. manzara super evet. kapali otopark, sosyal imkan, guvenlik iyi yonleri. ancak bunlar neredeyse her sitede var artik. arti deger sayilamaz.
ihtiyaca gore marjinal fayda degisir.
yogun calisan, ortalama ustu geliri olan, bekar biri iseniz size uygundur. ben komsuluk iliskilerini aramam, cocuk sesi cekemem diyen biri iseniz hele.
cocuklugu ve ilk gencligi benim gibi mustakil evlerde ve ic ice komsuluk ile gecirmisseniz ve yakup kadrinin konak temali romanlari ile buyumusseniz hele ki ozel yasaminizdaki birtakim sıkıntılar nedeniyle "aile" kavramina uzak durmak istiyorsaniz kendi ailenizi kurana kadar "simdilik" bir secenek olarak degerlendirilebilir bence.
lazpinokyo lazpinokyo
dubleks rezidansta kalıyorum, üst kat çatı katı deniz manzaralı filan, semaver yakıp nargile içiyorum shjd...
karşıda en kapalı halleri şortla gezen iki kadın var abi, bakmaman imkansız direk karşıda u şekli gibi diyim size rezidansı, tipim değiller ayrı, bunları böyle 35 yasında mafya babası gibi bi eleman arada geliyor yokluyor, kızlar elleri önde hizmet ediyorlar ne ayaklar çözedim de, asıldığım da yok, rahatım bozuluyor, bunlarda balkondan çıkmıyor abi, ben çıkınca da sanki, onlara yürüyor tribine giriyorlar ne olacak bilmiyorum sonu shdhf...
tabuyoksunu tabuyoksunu
kira öder gibi aidat ödemek isteyenlerin ilk tercihi olmalıdır. en güzel tarafı über bir rezidans ise yaşadığınız, güvenlik, gece istediğiniz saatte kalkıp havuza girebilmek, kafanız bozuk olduğunda fitness salonunu kullanabilmektir..
steph steph
istanbul icin konusuyorum. oturduklarinizin cogu residence degil. sorry.
siz oyle zannediyorsunuz. aidati 750 lira olunca residence olmuyor ya da cok katli olunca, ya da disi cam kapli olunca.

swissotel living, macka residences, akmerkezdeki(eh yani) falandir ornekleri.

digerleri cop.

ayrica turkiyede yine, sonradan gorme itemlarinda en bastadir bunlar.

ev alma isi gorgu ister. avamlar bilmez.
5
ah ya neymar ah ya neymar
yaşadığı apartmanın bulunduğu japon amcığı gibi daracık sokağa aracını park yeri ararken kriz geçirip, park etmeyi başarabildiğinde de ispark'a vurdurmak zorunda kalan enayilerin idrak edemediği olaydır. ben olaya şöyle bakıyorum, bugün rezidans yerine mahalle ortamında yaşıyor olsam:

1 - mercü'yü kapalı otoparka bırakmak istesem aylık ne kadar verecektim?
2 - düzenli yüzmek istesem üyelik ücreti ne kadar olacaktı?
3 - kendim jeneratör bağlatsam masrafım ne olacaktı?
4 - çöpümü, eski eşyamı her gün birine attırmak istesem bana maliyeti ne olacaktı?
5 - evimin güvenliğini sağlamak için kamerası, alarmı derken ne kadar masrafım olacaktı? kapıya güvenlik görevlisi koymadım bile dikkat edin.

aklıma gelmeyen daha bir sürü kalem var. benim aidatım 500 lira, evet yüksek mi yüksek ancak kapalı otoparkı, açık-kapalı havuzu, düzenli böcek ilaçlaması, koridor ve asansörlerin her daim pırıl pırıl olması, dışarıdan camların silinmesi, otoparkın bile yıkanması, kullanıcı kaynaklı olmayan teknik sorunlarda bir telefonda ekibin gelip ücretsiz halledip gitmesi, zibilyon tane devasa asansörden dolayı sığır gibi beklemek zorunda kalmamak, çomar-free olup taş gibin urağutların kol gezmesi, yeşil alan, depo, köpüşün varsa gezdirmek için yürüyüş yolları, okulların yürüyüş mesafesinde olması, migros, a101, terzi, kuaför, eczane, kafeler, restoranlar falan burnunun dibinde derken daha ne olsun?

mesele aidat ise benzinin 7 tl olduğu ortamda yaşam alanından hiç çıkmadan sırf ayda 1.000-1.500 tasarruf yaparsın, aradığın her şey elinin altında zaten. tabi ben evde duramıyorum geziyorum orası ayrı ama tasarruf için seçenek işte.