rom

1 /
tembel tembel
altın galador’un melankolik oğlu, uzay şövalyesi rom. marvel’in yarattığı kahramanlar içinde nev-i şahsına münhasır bir tip, bir metalik ayrık otudur.

çok uzun zaman önce, çok uzak bir galakside, galador gezegeni kültürün, teknolojinin, refahın simgesidir. silahsız galador filoları her gittikleri yıldız sisteminde sevgi ve hayranlıkla karşılanırlar. fakat iç bayacak derecede uzun süren barış, refah ve sevgi kelebekliği dönemi kaçınılmaz olarak bu arkadaşların götü kalkık, vurdumduymaz yumuşakçalara dönüşmesine yol açar. (not: galador = galaxie d’or = altın galaksi)

gel zaman git zaman, galador’un altın filosu kara nebula isimli, galaksi’nin küçük armutlu’su diye nitelendirebileceğimiz bir sisteme ulaşır. kara nebula’da darkon adı verilen, kara büyüyle, ilm-i kimya ve ilm-i simyayla fazlasıyla haşırneşir, dejenere bir ırk ikamet etmektedir. filodaki kimi yaşlı kurtlar “baba, burası pek tekin yere benzemiyor. sakata gelmeyelim sonra?” gibisinden tırsak tavırlar sergileseler de, kozmos’a bir scooby-doo zihniyetiyle yaklaşan çoğunluğun “ahah girelim abi bişey olmaz” gazıyla yollarına devam ederler.

ve fakat bu izinsiz giriş tabi ki rusları, öee pardon, darkonları ziyadesiyle irite etmiştir. insan gibi konuşup anlaşmayı da bilmeyen kimseler olduklarından, anında celallenip bilumum galaksi eşrafına karşı cihat açarlar.

bu esnada galador’da da sinirler fena halde gerilmiş vaziyettedir. altın filo’nun tamamıyla yok edildiği, kara nebula ile galador arasında bulunan kolonilerin amansız darkon saldırıları karşısında birer birer düştüğü, cesetlerin buradan köye yol olduğu haberleri yaşlılar konseyi’ni endişeye sürükler. (koca galaksiyi muhtar ve ihtiyar heyeti sistemiyle yönetiyor herifler; senato, danıştay, mgk hakgetire.)

velhasıl işin şakası olmadığı anlaşılınca, bu pasifist tabiatlı gezegende yüzyıllardır rafa kaldırılmış bekleyen savaş teknolojilerine müracat edilir. şöyle ki, gönüllü gençler son derece üstün özelliklerle donatılmış yaşayan zırhlara nakledilerek bir nevi robot savaşçılara dönüşecekler, bu esnada insan bedenleri ise özel muhafazalarda bekleyecek, tezkere günü gelip çattığında asıl sahiplerine iade edilecektir.

karar belediye hoparlörleri vasıtasıyla halka duyurulduğunda soğuk bir rüzgar eser. rahata alışmış delikanlılar ve genç kızlar silah altına alınmak istemezler. bedelli hesapları, çürük raporları birbirini kovalar. ama tam o anda bir el havaya kalkar; ilk gönüllü, uzay şövayelerinin ilki ve en büyüğü rom’dur bu lapin. binlerce genç o’nu izleyerek darkonlarla savaşmak için gönüllü olur. (bkz: sürü psikolojisi)

her uzay şövalyesi’nin farklı bir zırhı, farklı yetenekleri ve kendisine özgü bir silahı vardır. örneğin rom’un silahı “nötralizör” darkonları öldürmeyip limbo denen araf benzeri bir boyuta göndermekte, büyü yeteneklerini de yitiren sevimli afacanlar hiçbir aktivitenin bulunmadığı, bütün barların akşam saat dokuz dedin mi kapandığı bu mekanda malak gibi oturmaktadırlar. (bkz: maden fakültesi kantini)

savaş son derece kanlı ve felaketli geçer. gezegenler tarumar olur; uzay şövalyelerinin çoğu düşer. nihayet darkonlara galebe çalmayı başarır; hatta kara nebula’ya dalıp ortalığı darmadağın ederler. fakat ne yazık ki darkonların bir kısmı katliamdan kurtulmuş, evren’in dört bir bucağına çil yavrusu gibi dağılmıştır. uzay şövalyeleri, bu durumda, gayet şövalyece bir düşünceyle, evren’in geri kalanını korumanın da kendi sorumlulukları olduğuna hükmederek, darkon peşinde her biri bir başka gezegene dağılırlar. rom’un payına ise tabi ki dünya, tabi ki amerika düşmüştür. esas olarak maceranın başladığı nokta da burasıdır diyebiliriz.

rom’un işi oldukça zordur zira bu komünistler, ay pardon, darkonlar şekil değiştirici bir ırktır. normalde osman yağmurdereli’nin bıyıksız halini andırsalar da istedikleri insanın görünümüne kolayca bürünebilmekte, hatta öldürdükleri bir kişinin bir nevi beynini emerek tüm bilgi ve anılarına da sahip olabilmektedirler (hayvan herifler). bu durum da rom’un tepelediği her darkon için, sebepsiz yere insanları öldüren canavar uzaylı robot olarak damgalanmasına yol açmaktadır.

marvel evreni içinde müstesna bir yeri olan rom, birkaç macera hariç diğer kahramanlara pek bulaşmadan, kendi öyküsü çerçevesinde başlayıp biten bir çizgiromandır. türkiye’de tüm maceraları alfa yayınları tarafından basılmış, daha sonra bunların hepsi sekiz ciltten ibaret bir külliyat haline getirilmiş, sahaflarda bulunabilmektedir.

rom’un, mc carthy’ci mesajlarla bezeli, özellikle ilk dönem maceralarında oldukça bunaltıcı olabilen siyasi alt metni bir tarafa bırakıldığında, evrensel temalar, dokunaklı bir senaryo ve grafik olarak değer ifade eden yaratık, araç ve çevre tasarımlarıyla kıymetli bir çizgiromanla karşılaşılır.

en sık rastlanan tema, her anlamda, yabancı olma durumudur. rom sevdiklerinden, yurdundan, insanlığından, hatta bedeninden koparılmış, ikiyüz yıl boyunca metal bir zırhın içinde uzayda dolaşmış, son derece yalnız ve duygusal anlamda ağır yaralı bir karakterdir. düşmanlarının gayet hünerli şekil değiştiriciler olması, dostlarıyla düşmanlarını ayırt etmenin zorluğu, diğer canlılara karşı ağır bir paranoya geliştirmesine neden olmuştur. öte yandan, korumaya yemin ettiği canlılar tarafından devamlı lanetlenen, kırk yılda bir edinebildiği az sayıda dost da düşmanlarına yem olduğu için genelde yalnızlığı evla bulan trajik bir kahramandır.

böylece sıla özlemiyle, çeşitli pişmanlıklarla yoğrulan, bir kadının dokunuşunu, insani olan herhangi bir şeyi sadece hayal edebilen rom, gönüllü olarak geldiği bu yabancı gezegende, örneğin bir silver surfer gibi tutsak da olmamasına karşın, iradesini zorlayarak kalmaya, direnmeye devam eder. adam şövalye ne de olsa. (sen o kadar yaz; son cümlede sıç sıva.)
parallax parallax
ülkemizde en son 80'li yılların sonlarında yeni basımı görülmüş bilimkurgu çizgiroman. kahramanımız memleketi galador'dan ayrılarak evrenin başına musallat olan darkon ırkını durdurmaya and içmiş bir grubun üyesidir. darkonlar ile yaptıkları büyük savaşta kendi vücutlarından vazgeçerek gelişmiş teknolojilerinin yardımıyla robota dönüştürülürler. savaşın sonunda şeytani bir ırk olan darkonları yenerler ve dağılan darkonları da yoketmek için evrene dağılırlar. rom'un yolu tesadüfen dünyaya düşer ve dünya üzerinde hiç de az olmayan darkonlarla mücadelesini anlatan macera serisi başlar. rom'un vücudu yıldızların ısısına dayanabilecek bir zırhla kaplıdır, bir de başka hiç kimsenin kullanamadığı nötralizer isimli çıkardığı ışınla darkonları limboya gönderen bir silahı vardır.
bu çizgiromanı zamanının okuyucularına sevdiren sanırım rom'un insani boyutunu kaybetmemiş olması ve elindeki devasa güce rağmen insan olmak istemesidir. hassastır, bir kızı sever ama insan olamadığı için aşkını yüreğine gömer.. bu yönden bir başka uzaydan gelen süper kahraman olan silver surfer'e benzer. silver surfer okuyanların rom'u da sevdiği görülmüş ve belirlenmiştir. (bkz: bu da böyle bir tespittir)
berrak berrak
beyaz üzerine klasik mavi çizgileri ile, tırtık tırtık tabanı ve bir o kadar rahat oluşunun aslında koşu ayakkabısı olarak tasarlanmasının bir sonucu olduğu kanaatini uyandıran adidas markalı ayakkabıların ismi.
1 /