romantizm

7 /
anarşistkedi anarşistkedi
avrupa'nın ve de özellikle almanya'nın tarihinde önemli yer tutan akım. aydınlanmacılığa tepkidir aslında romantizm; çünkü uygarlığın bizi geliştiremeyeceğini savunur. her şey özde saklıdır ve bu öz köylerde, kasabalardadır. burada kültürel geçmiş saklıdır ve bulunup çıkartılmalıdır. böylece kalkınma sağlanabilir ve gelecek bu yöndedir. duygular çok önemlidir romantizmde; bu yüzden us salt doğruyu veremez.

fransız devrimi milliyetçilik noktasında önemlidir; fakat milliyetçiliğin asıl çıkış noktası da yine romantizmdir; çünkü romantikler kendi kültür ve dili olan insanların ortak çatı altında yaşaması ve diğerleriyle karışmaması gerektiğini savunmuştur. hırvatlar ayrı, sırplar ayrı yaşamalıdır ve kendilerini ancak bu şekilde ifade etmeleri mümkündür. aksi halde mevcut devletin gelişmesi kısıtlıdır savını yaratmışlardır.

fransızlarla gerçekleştirilen sidik yarışının alman cephesinde yüceltilen milliyetçilik, netice olarak modern dünyada önemli bir konuma oturmuş ve coğrafyaların allak bullak etmiştir. sizi gidi romantik milliyetçiler.
kimliksizim kimliksizim
romantizm insandan insana dozunda farklılıklar olan, dozunda kullanıldığı yapıldığı sürece insana mutluluk veren aşırı romantizmin bir bağımlılık haline getirilmesi sonucu karşında ki insanın sürekli istemesi, yapılmadığı zamanlar da durumun yanlış anlaşılması ilginin düşmesi gibi olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir şeydir. her şeyin dozunda kullanılması kafidir.
bokherifinteki bokherifinteki
romantizm, newton'un yer çekimi tezi ve düşünür, mimar, mühendis, mucid, matematikçi, anatomist, müzisyen, heykeltıraş, jeolog, kartograf, yazar ve ressam olan leonardo da vinci'nin çalışmalarından etkilenerek karl marx'ın ortaya attığı siyasi bir ideolojidir.
stian stian
hayatın fast food hızında yaşandığı, aptallığın, bilinçsizliğin ve cehaletin kişileri algı yoksunu yaptığı günümüzde veba muamelesi gören akımdır.

insan hayatı ''öğrendikleri'' ile yaşar. romantizmin hayata kattığı hazları öğrenme fırsatı bulamamış insana kızılmaz bu yüzden. neler kaçırdığını bilmediği için bi parça acınır belki.
afrika dere kurbağası afrika dere kurbağası
kadınları etkilemek için yapılan her şey romantizmdir. illa güzel sözler yada çiçekle yapılmaz. bazen bir bakış söylenecek dürüst bir söz yada karşı taraftaki kişi ile ilgili düşüncelerini net bir şekilde ifade etmekte romantizmdir. bende biliyorum mumlarla yol yapıp etrafına gül yaprakları dökmeyi ama sakar adamım ben kesin evi yakarım .
hedi yine iyisin hedi yine iyisin
abdülhak hamit, ahmet mithat, namık kemal edebiyatımızdaki temsilcileridir. ayrıca akım, klasisizme tepki olarak doğmuştur. ilkeleri victor hugonun cromwell adlı yapıtının önsözünde belirlenmiştir. romantizm kelimesini ilk kez j.j. rousseau kullanmıştır.
kimmi kimmi
kadınlarda varmış gibi gözüken ama en çok erkekten beklenen duygu zımbırtısı.
düşünsenize bir kadın bir erkeği çiçekle ya da çiçeğe eş değer erkek kısmının sevdiği bir şeyle evine gelip alır yemeğe çıkartır.
kadın erkeğe şiirler fısıldar.
erkek ne giyineceğini düşünmüştür bütün gün.
önce kadın erkeğin ellerini tutar.
güven bana der, sen gökten düşmüş bir melek olmalısın der.

gibi şeyler. ama hayal ederken kadınla erkek günümüz kadını ve erkeği olacak.
mitokondriyel havva mitokondriyel havva
öncelikle, romantizm deyince aklınıza gelen, mum ışığı ve kemanlar eşliğinde, birbirine tatlı sözler söyleyerek yemek yiyen iki sevgiliyse, bunu kafanızdan silin. bizim bahsedeceğimiz romantizmin kesinlikle bununla bir alakası yoktur.

hatırlarsanız, tabi hatırlamanız için okumuş olmanız lazım. önceki yazımızda klasisizmden bahsetmiştik. neydi klasisizm? bi hatırlayalım. kati kuralları olan, akıl ve mantığa dayalı, harmoni ve dengenin önemli bir yer tuttuğu sanat akımıydı.

1660larda başlayan klasik akım, 1700lü yıllarda da sürmüş. takı 1789 yılına kadar. 1789 yılında ne olmuştu biliyor musunuz? fransız ihtilali...

klasik akıma bir tepki olarak ortaya çıkmış bir sanat akımıdır.

devamı için: oyunculuk kursu: tiyatro akımları - romantizm öncelikle, romantizm deyince aklınıza gelen, mum ışığı ve kemanlar eşliğinde, birbirine tatlı sözler söyleyerek yemek yiyen iki sevgiliyse, bunu ka... oyuncu251
mutuyaman mutuyaman
sonu mutlu olan heves...
kitap olsa okunmayacak bir arzu
roman gibi başlayarak tiz bir ses gibi hassas bir süreç olup m (mokoko) sonlu bir yapı....

roman - tiz - m ( mokoko)

en çok filmin sonu merak edilir....
sair i azam sair i azam
şimdi böyle çevreme bakıyorum falan, herkes romantik. valla lan, herkes romantik.

geçen gün yine bir çiftin yanında mandal olarak bulunuyorum, şöyle bir olay vuku buldu. kız kraker yerken eli kaydı, krakeri düşürdü. bizim eleman da yere düşeni çöpe atayım diye giderek yeni bir kraker paketi alıp geldi. sonuç? "romantik aşkım benim"

bir de aşırı romantik evlenme teklifleri var ki beni benden alıyorlar. beni benden almakla kalmayıp, beni bende bile bırakmıyorlar. neymiş efendim, dünyanın dört bir yanındaki herkese birer kelime söylettirip öyle teklif ediyormuş mesela. yok domino taşları düşüyormuş da ikisinin resmi ortaya çıkıyormuş. lan bi de şey var ya böyle ağdalı cümleler, onlara ayrı bitiyorum. yok bir gülüşün dünyaya bedel, seni gördüğüm anda hayatım değişti, kainatın sırrını çözdüm, arşa değdi başım, kelebek gibi uçtum, arı gibi soktum falan filan... lan bi siktir git.

"romantiq aşqm benim :):)"

romantizm olmuş sana iki ağdalı söz, iki kıytırık jest, pahalı bir hediye, düşünceli olmaya çalışılan hediye (ilk buluşmada yediği ve çok beğendiği tulumba tatlısından bir kilo alıp geliyo mesela yıldönümünde. ayh çok romantik amk. eskidi bunlar) falan filan... geçiniz bunları. bayatlar sizi.

şimdi size kişisel olarak duyduğum, bana göre pek bir romantik olayı anlatayım. şöyle ki benim 6 sene önce vefat eden çok sevdiğim bir halam vardı. halam hiç evlenmedi. sonraları öğrendim ki bunun eskiden bir sevdiği varmış. tabii bazı sebeplerden birlikte olmalarına imkan yokmuş. her neyse işte, her akşam halamın sevdiği adam geceleri onun evinin önüne geliyor ve karanlıkta tam halamın oturacağı yerin karşısında bir sigara yakıyormuş. halam da bunu bildiği için o da tam kendi yerinde sigarasını yakıyormuş. birbirlerini karanlıkta göremiyorlarmış tabii ancak her nefeste yanan sigaranın ucu sayesinde orada olduklarını biliyorlar ve mutlu oluyorlarmış. bu her gece oluyormuş.


şimdi bu ve benzeri örnekler varken, bu amına kodumun sahtelerini gördüğüm yerde tokatlamak istemeyeyim de napayım? neyse, ne bok yerseniz yiyin, karışmıyorum.
7 /