rte 2025 yılında nerede olacak

blue veins blue veins
merak ettiğim bir durum. seçim bitmiş 2 yıl geçmiş. rte nerede olacak? ne yapıyor olacak?
ben ki kendimi merak etmiyorum lan 2025 de ne olacağım diye. ama rte ne olacak?
atkısıyla dolaşan adam atkısıyla dolaşan adam
''bu seçim kesin gidiyolla abi bir oy bir oydur ha tatava yapma oylar xyz'ye bu son şansımız'' denirse, gene buralarda olur.

belki devletin başı olarak, belki emekli cumhurbaşkanı olarak(ahmet necdet sezer vs. gibi).

seçimi kaybederse yurtdışına kaçar diyorlar. burada iki mantık hatası var.

a-) devlet cihazını halihazırda elde tuttuğu ve seçimleri kendi istediği doğrultuda tanzim ettiği müddetçe zaten seçim kaybedemez. al bak mühürsüz oylar geçerli sayılacak dendi ve referandumda evet çıktı. 2019'daki genel seçimler 2018'e çekildi. cumhurbaşkanı adayı olmak için 100 bin imza şartı geldi. bunlar tabii işin teorik kısmı. sen 100 bin imzayı toplasan dahi ''kriterlerden birini tutturmuyorsun'' ysk senin seçime girmeni engelleyebilir. bir oyunda, oyunun kuralını belirleyen bir tarafın oyunu kaybetmesi ihtimal dahilinde değildir.

b-) de ki seçimi kaybetti. yurtdışına kaçması için yine mantıklı bir sebebi yok. seçimi kaybedecek olsa dahi en fazla hükümet olmaktan feragat eder fakat devletin içindeki polis, jandarma, istihbarat, yargı kısmen de ordu(kısmen dememin sebebi ordu'nun özerk bir yapı olması değil, erdoğan harici çeşitli güç odaklarının da orduda halen nüfuz sahibi olması) içindeki mevcut yapılanma erdoğan'ın tasarrufunda. devlet cihazını elde tuttuğu sürece zaten seçimleri kaybetmesinden bağımsız olarak devlet içindeki gücünü tahkim edecektir. (bir örnek: 1950'den itibaren seçimleri dp kazanmıştı fakat 60'da devlet cihazını elde tutan inönü kliği onu devirip kendi iktidarını tahkim etti. milli güvenlik konseyi falan zaten bilinen şeyler)

diyelim ki bunlar olmadı, seçimi kaybetti devlet içindeki politik gücü de sonrasında dağıldı. ve güya yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. ne çıkar? öyle bir şeye olsa evden kaçan ergenler gibi sırt çantasıyla kaçacak değil neticede, gitmeden ''yolluk'' yapar kendine. giderayak kazığın büyüğünü de sana sokar.

peki sen razı mısın? gerçekten bunu hak ettiğini düşünüyor musun? erdoğan gitsin de ne olursa olsun diye diye her seçim ''tatava yapmayıp'' oyunu kullanıyorsun, elin yüreğinde seçimlere bel bağlıyorsun ama bir b planın yok. bir sonraki seçime kadar erdoğan'la yola devam. erdoğan'ın seçimi kaybettiği durumda dahi hesabı yine sen ödüyorsun. önce kazığı sana sokuyor, sonra koltuğu bırakıyor. onun kaybedeceği bir şey yok ki. ama senin sırtında hamal gibi taşıdığın, taşımak zorunda olduğun yarrak gibi bir hayatın var. ne yapalım başa gelen çekilir... nasip değilmiş(!)

yıllardır kaybettiğin halde neden inatla, ısrarla bu oyunu oynuyorsun? her gün, her saat senin aklınla alay edildiğini görmüyor musun? neden hala ufacık bir değişim için bütün bu saçmalıklara katlanıyorsun?

bu dünyaya bir kez geliyorsun!
ancak 2 yıla bir sandığa gidip oy kullanıyorsun.
her seferinde ''bu son şansımız'' dediğin seçimleri kaybetmemek için kahırlardan kahır beğenirken, hayatını kaybettiğinin farkında mısın?
seçimlerin telafisi olabilir, ama hayatın olamaz!

bu son şansın... bu sefer gerçekten hayatına sahip çıkmak istiyor musun?
bir kereliğine geldiğin şu dünyada adam gibi yaşamak istiyor musun?

madem oy kullanacaksın...

oy'unu kendi hayatına ver!
senin kendi hayatından başka bir adayın yok.

seçim illaki sandıkta oy kullanmak değildir.

kimsenin eteğine sığınmadan, kimseye rica minnet etmeden ayaklarının üzerinde sapasağlam durmak, tüm aracıları ve bilicileri aradan çıkarıp kendi hayatının efendisi olmak da bir seçimdir.

bu seçim, 2-3 yılda bir sandığa gidip pusulaya mühür vurduktan sonra kağıt üzerindeki istatistiklerin içinde kaybolduğun bir seçim değildir.

kendi hayatına sahip çıkmak, ''bu sefer son şansımız, sen oy kullanırsan her şey değişecek, oy kullanmazsan bir şey değişmeyecek, tatava yapma bas geç'' gibi 3 yaşındaki çocukların inanmayacağı, gülüp geçeceği uyduruk masallara inanıp işler istediğin gibi gitmeyince mıymıy etmeye benzemez. çünkü kendi düşen ağlamaz.

akıntıya karşı yüzmek gerekir. gerekirse cümle alemi karşına alıp tek başına savaşmak gerekir. yenileceğini bile bile hem de! işte o zaman kaybetmezsin.





çünkü bir bilinç bir ordudur.

ne yaparlarsa yapsınlar senin özgürlüğe olan tutkunu, kendi hayatının tek ve gerçek efendisi olma bilincini yenemezler.

işte o bilinç senin en büyük silahındır. sen bu bilinçte ısrarcı ol yeter ki, sımsıkı sarıl, gerekirse de dişinle tırnağınla kazıya kazıya müdafaa et. isterse cümle alem birleşsin, bu bilinci yenemez. sen ölsen de kalsan da, bilinç dalga dalga yayılmaya devam eder.

karanlıklara nisan güneşi gibi doğar.
göğe yükselir, yıldız gibi kayar!
çorak topraklarda çiçek açar.
ateş olur, hürriyet aşkıyla yanar tutuşur!

`bir ordunun yenilgisi, onun gelecekteki zaferlerinin teminatıdır`. çünkü:

bir bilinç, bir orduyu yener.
bir ordu, bir bilinç yaratır.
bilinç, dalga dalga yayılır.
dalgalar olur derya deniz,
deniz sonsuz ufuklara akar,
dizginleyemez kendini, ovalara taşar!

ya ölene kadar bekle ya da anarşi şimdi!



8