rtl nin araştırması ve rezil olan türkiye

1 /
horny meydan horny meydan
alman televizyon kanalı rtl’de pazartesi akşamı yayınlanan ekstra magazin (extra-das rtl-magazin) adlı program, bir türk ve bir alman kadını türkiye’ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna gizli kameraya çekti.

beş ayrı yere gitti kadınlar ve bakın başlarından neler geçti...

1- hamburgercide

herkesin görebildiği yerde asılı olan fiyatları türk kadına lira, alman kadına euro olarak söylediler.

yani türk kadın hamburgeri 6 liraya, alman kadın 6 euroya aldı.

üstelik çok ünlü bir fast food zinciriydi bunu yapan, markayı buzlayarak vermelerine rağmen ne olduğu anlaşılıyordu.

kameralar geldiğinde bütün satış görevlileri bir yerlere kaçıştı, sonra bir görevli çıktı pişkince "alman kadına sattığımız fiyatlar pahalı değil" dedi.

2- takside

türk kadınla alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler.

türk kadın 20 euro ödedi, alman kadın 30 euro...

kameralar alman’ı taşıyan taksiciyi bulup sordu.

"anlaşamadık, çok dolaştık yol uzadı" falan dedi.

sonradan anlaşıldı, gece tarifesi açmış.

3- mağazada

alman kadın bir mağazaya girip çanta satın aldı, 70 euro ödedi.

bunların hepsi gizli kamerayla çekiliyor.

bir süre sonra türk kadın aynı mağazaya girip aynı çantayı aldı, 30 euroya...

sonra kameralar geldi, neden böyle yaptığını sordular bizim uyanığa...

neyse ki bu satıcı insaflı çıktı, özür dileyip 40 eurosunu iade etti alman’ın.

4- kuyumcuda

alman kadın kuyumcuya girip 170 euroya bir kolye aldı.

ardından dükkana giden türk kadın aynı kolyeye 130 euroya ödedi.

kameralar gelip "bu fark turist olmasından mı kaynaklanıyor" diye sorunca dükkan sahibi sinirlendi.

başladı bağırmaya; "serbest piyasa bu, istediğimi istediğim fiyata satarım size ne oluyor, kimse karışamaz bana" diye...

almanlar neye uğradıklarını şaşırıp çıktılar dükkandan.

5- restoranda

alman kadın bir restorana girip, mezeler, yemekler sipariş etti.

ardından türk kadın girdi, aynı yemekleri yiyip aynı şeyleri içti...

sıkı durun!

i̇kisi de kuruşu kuruşuna aynı parayı ödedi.

kameralar mikrofon uzatınca da restoran sahibi; "bizim için din, dil, ırk fark etmez. her müşterimiz önemlidir, her müşteriye aynı hizmeti aynı fiyata sunarız" dedi.

derin bir ohh çektik, nihayet dürüst bir satıcı çıktı diye...

* * *
bu anlattıklarım aynı sırayla salı akşamı rtl’de yayınlandı.

her bölümün arasında da türk bayrakları dalgalandı, sahillerden görüntüler yayınlandı.

sonunda da toplu bir hesap çıkardılar.

"bir almanla bir türk’ün türkiye’de yaptıkları günlük harcamalar arasındaki fark 108-110 euro civarında" sonucuna vardılar...

yani açıkça "bu türkler bizi kazıklıyor" dediler.

şimdi siz almanya’da istediğiniz kadar turizm reklamı yapın, salı gecesi rtl’yi izleyen milyonlarca alman’ın kafasındaki "kazıkçı türkler" imajını silebilir misiniz?

hem her şey dahil sistemlerle en ucuz tatil cenneti ol hem de kazıkçı olarak anıl...

bir de üstüne böyle rezil ol...

esnafından otelcisine kadar hálá turizmi öğrenemedik ya ona yanıyorum.

alman televizyonunda türkiye nasıl rezil oldu - hürriyet alman televizyon kanalı rtl'de pazartesi akşamı yayınlanan ekstra magazin (extra-das rtl-magazin) adlı program, bir türk ve bir alman kadını türkiy... hurriyet
berkcel berkcel
altındaki yorumların daha acı olduğu haber. herkes kendince bir vatan savunmasına kalkışmış. yapıyorsun işte bunu daha ne konuşuyorsun? bunu yapıyoruz ve sonra kalkıp dünyanın en şerefli milleti biziz diyoruz. türk milleti asildir diyoruz. şereflilerimiz, asillerimiz elbette çoktur ama şerefsizimiz de çok ne yazık ki... herkesin oturup bir özeleştiri yapmasının zamanı çoktan geldi.
enterprice enterprice
hangi ülkede turistlere aynı mualeme yapılmıyor acaba dedirtir ancak aşağılık kompleksimiz tavana vurduğu için biz böyle kötüyüz şöyle kötüyüz bizden adam olmazcılar da fırsat bulmuş. tabii ki doğru bir şey değildir o ayrı.

çok turist sever dolanıyor buralarda ama şu gözden kaçıyor ; yabancı turist nispeten cüz'i bir meblağ'ı otele ödeyip mide fesatı geçirene kadar beleşe midesini doldururken yerli turist hem daha fazla veriyor hem de üstüne içtiği suyun bile parasını ödüyor. yabancıyla eşit olmak için de yurtdışından rezervasyon yaptırmak , çeşitli taklalar atmak gerekiyor. hani bu da bir düşünülsün dedirtir.
fox mulder fox mulder
doğruya doğru, umumi tuvaletlerinde bile "giriş: bir milyon - entrance: 2.000.000" yazan bir ülkede yaşıyoruz. turist dolandırmak ne yazık ki bir çok şerefsiz esnafın en büyük hobisi. inşallah rtl'nin bu haberinden bir ders alırız da başımızdakiler türkiye'nin yıkılan imajını bir nebze olsun düzeltmek için, aynısının başka ülkelerde de başımıza gelmemesi için bir şeyler yapmak zorunda hissederler kendilerini... gerçi başımızdakilere bakınca bu tip esnafın kime çektiği belli oluyor ne neyse...
korn korn
sadece yabancılara değil, kendi halkına da ürünleri kat kat pahalıya satan türkiye' dir.

şimdi sadece 1 yere gidelim, şehir içinde herhangi bir market, bir kafe, veya bu tip bir yer:

normalde 40ykr olan bir su(normal bir şehirde genelde 50ykr), bu tip turistik yerlerde 1 ytl, bazen 2 ytl.

normalde 50 ykr olan limonata, bu yerde 2 ytl.

normalde 50 ykr olan çay, bu tip yerlerde bazen 5 ytl(ki inanın bana tadı daha kötü).

normalde 1.25 ytl olan kutu kola, yerinden yerine 2,3,4,5 katı fiyatına...

biz bir kere kendimizi kandırmayı durduralım... başka milletler de turistleri kandırıyor diye biz de mi kandırmalıyız sanki? hayır tabiki.

he bir de şöyle bir şey var;
bu türkiye' nin bu halini almanlar ilk kez görmüş değil, adamlar sanki neyin ne olduğunu bilmiyorlar mı? mesela biz yabancı ülkelere gittiğimizde kazıklandığımızı anlayamaz mıyız? anlarız, hatta ülkemize geri döner 1 ton laf ederiz yok işte bu ülke türklere böyle davranıyor diye falan... bunun için bu tip programlar zaten halk içinde bilinen şeyler. demem o ki türkiye bu programla ilk kez rezil olmadı, zaten her yaptığımız pislik sonucu rezil oluyoruz ve bunlar bilinen gerçekler...
ulysses i anlamadım ulysses i anlamadım
başka ülkelerde de turistlerin aynı davranışa maruz kaldıklarıyla açıklanamayacak rezilliktir. bu gerçeği böyle kabul etmek eziklik falan da değildir. kaldı ki o başka ülkelerde ancak bize benzeyen ülkelerdir, bizden başka diğer tüm ülkeler değildir.

bırakın sıradan esnafın yaptığı sahtekarlığı, uluslararası fast food zincirini bile kendimize benzetmişiz. evet malesef türk toplumu budur ve neredeyse herkes bunun bir ucundan tutuyor.

konuyla doğrudan pek ilgisi yok ama, burada hürriyet gazetesini de eleştirmek gerekiyor. bu tür haberler yabancılara mahçup olduk tarzıyla veriliyor. sanki yabancılar bunları haber yapmasa normal karşılanması gerekiyormuş gibi. ayrıca hürriyet'in, iktidar partisinin genel başkan yardımcısıyla ilgili milyon dolarlık çok somut sahtekarlık iddaalarını da pas geçmesi manidardır ve dışarıda nasıl göründüğümüzden çok, içimizi nasıl temizleyeceğimizle ilgilenilmesi gerekir.
mkopaw mkopaw
çok basit bir örnek vereyim.

dün ayasofya'nın önündeyiz arkadaşla.büfeye yöneldik arkadaşla su almak için.bir tane turist geldi.su fiyatını sordu.adam 75 kuruş dedi.sonra da bize dönerek size 50 kuruş dedi.turist az önce 50 kuruşa aldım pahalı satıyorsın diye tepki gösterince, bizim büfeci aldı suyu elinden, bende fiyat bu istemezsen almazsın dedi ve kızdı turiste.

bir şişe sudaki 25 kuruşa kadar göz dikmiş bizim kan emici esnafımız.ondan sonra da diyoruz ki neden bize ikinci sınıf rus turistler geliyor.biz böyle yapmaya devam edersek gün gelecek o ikinci sınıf kıro rusları bile göremeyeceğiz.
bilgez bilgez
bunun adı turisti kazıklamak değildir. fiyatları muasır medeniyetler seviyesine yükseltmektir olsa olsa.. onların kendi standartlarında gözünü kırpmadan vereceği fiyatların da altındadır bu fiyatlar. gidin bakalım roma kolezyum çevresinde 2 eurodan aşağı pet şişe su bulabilecek misiniz.. türkiye'de 3 liraya yediğiniz hamburgeri avrupa'da 3 euroya bulabilirseniz götünüz tavana vurur, bedava bulmuş gibi yersiniz. arkadaşlar azıcık mantıklı olalım. burda turistin zaten vermek isteyeceği fiyattan satmak mı suç, yoksa türk insanının alım gücüne göre bir fiyattan satmak mı suç. buna iktisatta fiyat farklılaştırması denir. öğrencilerin alım gücü düşük olduğu için onlara daha düşük fiyata öğrenci bileti satılır. bu rezaleti hangi belediye açıklayacak bakalım. rtl de çok konuşmasın.
joeykeys joeykeys
an itibariyle sınırları dahilinde bulunduğum fastan örnek vermem gerekirse;
sorulduğunda farklı bir fiyat, "anlamadım yazarmısın" dediğinde farklı bir fiyatla karşılaşıyorsun.
dükkana girer girmez satıcı "türkmüsün, müslümanmısın" diye soruyor. cevaplıyorsun "elhamdulillah" diyorsun ama yine aynı terane, 300dirhemlik malı 600e satmanın peşinde. en kestirme yol fiyatı duyduğun an dükkandan çıkma eğilimde bulunmak, anında istediğin fiyata alıyorsun.
bir de bunlar müslüman olcaklar.
kıssadan hisse: türk olmakla yabancı olmakla müslüman olmakla ilgisi olan şeyler değil bunlar, tamamen turist geldi zaten rayici bilmiyor ne ittirsek kardır mantığı.
yarın showtv de gitse madagaskarda veya trinidad tobagoda bir yerel kadınla bir türk kadını alışveriş yaptırsa emin olun aynı sonuç çıkacaktır.
mustafazmi mustafazmi
millet yapınca hoşgörelim türkler yapınca barbar türkler dimi?? dedirten bir araştırmadır dünyanın neresine giderseniz gidin turistlere ayrı bir muamele yapılır bu artık doğal bir uygulama olmuştur..nitekim yabancı turistler türkiyede türklerden ucuz tatil yapar yerli turiste oteller 5 liraysa yabancılara 1 lira üstelik herşey dahil modundadır bunuda kimse söylemez heryerde türkler kazıkçı türkler dolandırıcı lan ipnee kendi ülkemizde bizden ucuz tatil yapıyorsunuz daha ne konuşuyosunuz..
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
bir de şöylesi var, tur acentasıyla gelen adam sizin ülkenizdeki bir otelde geceliği 9 sterlin'den kalıyorken siz türk müşteriden 85 lira istersiniz geceliğine.

bu da böyle bir şey, ne var ki?
colonel colonel
kendi vatandaşına gacccııııırrrtt diye sokan turizmci kitlenin yaptığı ayrı bir rezilliktir bu. turistik yerlerin pahalı olması ayrı, ırklara farklı fiyat tarifesi uygulamak apayrı bir olay. hindistan a gidin orada da turiste ki kabak gibi belli oluyorsun, daha pahalı oluyor ama fahiş değil.
bu sene tatil yaptığım otelde almanya dan gelen bir aile ile tanıştım. adamlar benim tam 1/3 fiyatıma kalıyor ki ben erken rezervasyon yapmışım. o aile benden 3 hafta sonra rezervasyon yapmış.

mantık bu. pislik bir şey bu aslında. ne diyeyim, almanlar da beleşe kalıyorlar türkiye de. salak olmasınlar uyanık olsunlar.
gebesh gebesh
hayatımda gittiğim tek ülke olan italya da karşılaşmadığım olaylardır.kim bilir benim çakallığımdır ama herkese tarife tekti oralarda.
blaberus blaberus
allah'ın bildiğini kuldan saklamanın lüzum olmadığına işaret eden bir olaydır.

herkes -eğer varsa- elini vicdanına koysun. türklerin on liraya tatil yaptığı yerde yabancının beş liraya tatil yapması bizim problemimiz. suyun bize beş, turiste on lira oluşu; evet o da bizim problemimiz. kısa günün kârı düşüncesi, bu serbest piyasanın gözleri kör edişi, bu para kazanma hırsı, bu vesaireler de yine ama yine bizim problemimiz. dünyanın herhangi bir yerinde turisti kazıklama düşüncesi bizi ne kadar bağlar ki? yani amerika'da suyu iki dolara içiyorsan, bunun parasını çifte fiyat kolpacılığı ile, ülkeye tatile gelen alman turistten çıkarmanın mantığını hangi kavramlara sığınarak açıklayabiliriz ki?

suyu turiste sadece yirmi beş kuruş farkla satmaya çalışan adam belki de hayatı boyunca o büfeden dışarıya çıkmadı. onun kafasındaki düşünce, evet, maalesef ki, "turistin cüzdanından benim kasama giren haksız kazancın herhangi bir vebali yoktur" düşüncesi. o veya bu ülkede ne yapıldığı sizi bağlamıyor ne yazık ki. olay daha farklı. siz mesela bir avrupa ülkesinde dolanırken, fiyat tarifesi üzerinden söğüşleneceğinizi -en azından- biliyorsunuz. bu bir güvensizlik problemi yaratmaz. ancak her adımda yukarı çıkan suyun fiyatı, memleketin turizmi için ve dolayısıyla memleket insanı açısından, güvensizlik yaratır.

ha keza, taksici taksim havaş'tan mecidiyeköy'de otele götürdüğü dostunuzdan yirmi sekiz ytl almaya başarabilmişse güvensizlik size de yansıyor. önemli olan kişinin bulunduğu ortamda hissettirdiği yabancılık, bilmemezlik, acemilik durumu. ha turist olmuş, ha anadolu'dan gelen saf... açgözlü bu hissi fark ettiği zaman din, dil, ırk zaten dinlemez.

mevzu sakın ola ki, bünyeye daha medeniyet girmeden, cebe para girmesi durumu olmasın?
tabii ki de, dürüst ve onurlu olanı tenzih ederek...
yumurt yumurt
türk tv'lerinin karşı saldırı yapamayacakları bir araştırmadır çünkü çok sevgili türkiye cumhuriyet hükümetleri ve (bize yakın oldukları için) ab ülkeleri elbirliğiyle türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının yurtdışına çıkmasını bir nevi işkenceye dönüştürdükleri için ((bkz: pasaport harç bedeli)(bkz: vize)(bkz: yurt dışı çıkış harcı)(bkz: alman konsolosluğu)), türk vatandaşları da haddini bilir çok sevdikleri vatanlarını bırakıp da gezmezler. zaten ülkemizde her ihtiyacımız karşılanıyor deniz desen deniz, dağ desen dağ bir miktar vizyon eksikliği ve dünyayı anlayamamaya yol açıyor ama o da olsun üstelik ülkenin yönetiminde siyasilerimizin ve bürokrasimizin elini güçlendiriyor. rtl böyle bir araştırma yapmaya gerek duyuyor belki bir türk tvsi de bir türk vatandaşının almanyaya gidebilmek için neler çektiğini gösterir de hem almanya hem de türkiye dışişleri yetkilileri rezil olur.
1 /