ruh kanseri

geber marla singer geber marla singer
fiziksel kanserden daha iyidir. ölmeden önce görülmesi gereken 5 yerden birisini hayal ederek, evinin camlarını sonuna dek aç şimdi. camın önüne geç, hadi, fazla vaktimiz yok, çabuk tut elini. alıştırma olsun diye önce 3 kere hızlı hızlı nefes alıp ver, ardından bütün cihanı içine çekiyormuşsun gibi ciğerlerin ağzına kadar kapkara çimentoyla dolana dek tek derin bir nefes al.

şimdi sen de bir ruh kanserisin. aramıza hoşgeldin. hamdolsun bizi teğet geçen kriz lafına karşın, birazdan bütün içselleştirilmiş ve kafa kafaya goncalarla çarpışmış krizler, tamda göğsünün en kalabalık uluslarından içre yavaş yavaş geçmeye başlar. birazdan gelirler; gece, ışığın çocuklarına ait büyükelçileri ülke sınırlarından kovalayınca, köpekler ecinnilere sokaklarda neden çete çete büyüdüklerini açıklar açıklamaz gelirler.

belan olur, büyürsünüz. dilek olur, çekersiniz.

belki ilgini çeker diyeydi, gece yarısını ilgilendiren tuhaf grup terapileri. belki özlersin diye, geçmişten henüz kırıl(a)mamış bir ağıt, belki çıkar gelirsin diyeydi uykusuzluklar ve belki seversin diye, en hoşlandığın renklerle hazırladığım bir doyumsuzluk yemeği.. belki yemekten sonra tatlı niyetine canın çeker diye, saçlarından tutup sürüklemen için yazdığım cümleler.

olur ya, belki istersin diye.. canın çekerse, kanlar içinde bırak dünyamı diye.

bütün biletleri aylar öncesinden ayırttım, sonunda tek tek gezebiliriz, öldükten sonra görülmesi gereken 5 yeri!.. n'olursun izin ver, bütün sembolik mevsimlerde sevgilin olayım, hala düşmeye devam ediyorlar! çok yalnızlar, örselenmiş ve tuhaflaşmışlar. korkunç şeyler yazacak kalemleri; üzerime yürü, duvara çarp beni, yoksa felsefenin son sorusunu soracaklar, "bu saatte dışarıda ne işin var!" diye azarlayacaklar yoksa.

eczalar çalıyordun, paniklerine sürmeye.. ve panikler sürüyordum, birlikte uyuduğum bütün dumanlara arkadaş olsun diye.

içilebilinecek her hayat suyunun dibine gelmişiz. simyacılar karanlık dehlizlerde arayıp dursunlar; biz, felsefe taşı'nın üzerine burun üstü düşeli binlerce yıl oluyor şimdiden.

neden kandırmalarına izin verdin seni?! neden hasta olduğuna inanmanı sağlamalarına izin verdin?! "kahrolsun mandalina!" diye bağırabilmek hiçbir şeyde olmadığı kadar huzur vericiydi oysa.

öldükten sonra gezilecek yerleri geziyorum bir bir.. ve ne yana dönsem düşüyorlar hala.

"yıldızlar düşmemeliydi.." sözleri kayıyor dilimden.

birkaç sitemkar sarmaş dolaş..
bu başlıktaki 10 giriyi daha gör